Emsal Karar
"İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi süresince herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz."
"Bu içtihat, işçinin özel hayatındaki veya sosyal yaşantısındaki olumsuz olarak nitelendirilebilecek davranışlarının iş akdinin feshine doğrudan gerekçe oluşturamayacağını hüküm altına almaktadır. İlgili kural, işverenin fesih hakkını tamamen objektif olan üretim süreci ve çalışma düzeni kriterlerine bağlayarak işveren iradesini sınırlandırır ve işçiyi ahlaki yargılamalara karşı korur. Dolayısıyla işçinin elini oldukça güçlendiren bu hukuki yaklaşım, işverenin fesih yoluna gidebilmesini ancak eylemin iş ortamına, iş ilişkisine veya üretime yansıyan somut, kanıtlanabilir ve zararlı bir etkisinin bulunması ön şartına bağlamaktadır."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2015/22287 E. 2015/24415 K.
(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2015/22287 E., 2015/24415 K.
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe İade
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, iş akdinin davalı tarafından haklı ve geçerli bir nedene dayanmadan 26/09/2014 tarihinde feshedildiğini iddia ederek işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatını talep etmiştir.
Davalı, davacının alınan savunmasında müdürü hakkında asılsız iddialarda bulunması nedeniyle iş barışını bozması, şirkete olan bağlılık yükümlülüğünü ihlal etmesi, iş ortamını olumsuz etkilemesi ve işçi-işveren arasındaki güven ilişkisini sarsacak davranışlarının olması nedeniyle iş akdinin geçerli sebeplerle feshedildiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının bölge müdürüne yönelik suç teşkil etmeyen veya onu küçük düşürücü veya rencide edici bir beyanda içermeyen şikayetlerinden dolayı işyerinde soruşturma yapılmak sureti ile şirket yöneticilerinin ve avukatlarının gereksiz yere meşgul edilmesi yönündeki gerekçesinin, davacının bu şikayetinin işyerinde işin yürütümünü ve iş barışını ne şekilde bozduğu yönünde bir delilin bulunmaması ve yine bu yönde davacının bölgesinin değiştirilmesi veya mümkün olması halinde başka bir müdüre bağlanması gibi seçenekler değerlendirilmeksizin doğrudan iş akdinin feshi için geçerli neden oluşturmayacağı anlaşıldığından, davacı tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İş Kanununun 18.maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II.maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol oçması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi süresince herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı İş Kanununun 20.maddesinin ikinci fıkrasına göre geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Davacıdan, tıbbi tanıtım temsilciliği görevi gereği yaptığı ziyaretleri şirket kayıtlarına bilgisayardan giriş yapmaması nedeniyle 03.07.2014 tarihinde işveren tarafından savunma vermesi istenmiş, davacı 17.07.2014 tarihli savunmasında bölge müdürü olan...'nin kendisine devamlı olarak baskı, yıldırma, psikolojik taciz ve mobbing uyguladığını, güvensiz davranışları olduğunu, kendisini iyiniyet kuralları ile objektif şekilde değerlendirmediğini, şirketi yanlış yönlendirdiğini, asılsız ithamlarda bulunduğunu iddia etmiştir. Davacının savunma konusunu aşar şekildeki bu beyanları ile iş yerinde olumsuzluklara neden olabileceği ve bu davranışının iş akdini geçerli nedenle feshe imkan verdiği anlaşıldığından, bu durumda davacının işe iade davası açamayacağı, davanın reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Alınması gereken, 27,70 TL harçtan peşin yatırılan 25,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 2,50 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 450,00 TL bilirkişi ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
7.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 07.12.2015 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.