Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2011/12700 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire4. Hukuk Dairesi
Esas No2011/12700
Karar No2012/15375
Tarih18.10.2012

"Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır."

"Bu hukuki hüküm, kamu görevlilerinin verdikleri zararlardan dolayı doğrudan onlara karşı dava açılamayıp husumetin idareye yöneltilmesi zorunluluğunun ardındaki koruyucu mantığı ortaya koymaktadır. Sorumluluk hukukunun doğası gereği asıl amacın mağdurun zararının tam ve eksiksiz giderilmesi olduğu göz önüne alındığında, davanın şahıslar yerine mali ve kurumsal yapısı çok daha güçlü olan devlete veya idareye açılması davacı tarafın lehine olan yasal bir güvenlik kalkanı olarak değerlendirilmektedir. Bu yorum, zarara uğradığını iddia eden işçi veya memur konumundaki kişinin elini tahsilat kabiliyeti açısından güçlendirmekte ve davalı şahsın olası ödeme güçlüğü veya acze düşmesi gibi riskleri bertaraf ederek tazminat hakkını devlet güvencesi altına almaktadır."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2011/12700 E. 2012/15375 K.

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı... vekili Avukat... tarafından, davalı... ve diğerleri aleyhine 29/07/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/06/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, psikolojik şiddet ve mobbing uygulandığı gerekçesi ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.

Davacı,... İzzet Baysal Üniversitesi Hemşirelik Bölüm Başkanı iken, davalı araştırma görevlisi...’in yayınladığı bir makale nedeni ile kendisini şikayet ederek makalenin kendi katkısı ile hazırlanmış olmasına karşın ismine yer vermediğini iddia ettiğini, diğer davalıların da bu şikayet üzerine başlatılan incelemede soruşturmacı ve yetkili kurul üyeleri ile üniversite rektörü olduklarını, hep birlikte işlemediğini bildikleri bir suç isnadında bulunarak ve öğretim üyeliği mesleğinden çıkarılma cezası ile cezalandırılmasını gerektirir şekilde soruşturma geçirmesine neden olarak manevi zarara uğramasına sebep olduklarını iddia ederek uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.

Davalılar, usul ve esas yönlerden davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.

Yerel mahkemece, davacının iddiaları sabit görülerek istemin bir bölümünün ödetilmesine karar verilmiştir.

Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy.K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.

Davaya konu edilen olayda, davalıların... İzzet Baysal Üniversitesi öğretim üyeleri ve rektörü olduğu, davacı hakkında haksız şikayette bulundukları ve bu nedenle soruşturma geçirmesine neden oldukları ileri sürüldüğüne göre, Anayasa'nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1. maddesi gereğince adli yargı yerinde davalılara yönelik açılan davada husumet nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir.

Yerel mahkemece açıklanan yasal düzenleme gözetilerek, davalılar hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddedilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/10/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.

Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle dairemizin bozma görüşüne katılmıyorum. 18/10/2012