Emsal Karar
"mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir."
"Bu emsal karar, psikolojik taciz iddialarının sınırlarını kesin hatlarla çizerek hangi durumların hukuken mobbing kabul edileceğine dair temel bir standart getirmektedir. Karar, iddia edilen eylemlerin anlık veya geçici olmamasını, doğrudan işçiyi hedef alan sistematik bir karaktere sahip olmasını şart koştuğu için, dayanaksız ve genel geçer mobbing iddialarına karşı işverenin savunmasını güçlendirmektedir. Aynı zamanda işçiler açısından da, mobbing gerekçesiyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilebilmesi veya tazminat talep edilebilmesi için söz konusu sürecin süreklilik arz eden yıkıcı bir eylemler bütünü olduğunun ispatlanması gerektiği yönünde net bir hukuki çerçeve sunmaktadır."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2014/23860 E. 2014/29767 K.
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi
TARİHİ: 09/04/2013
NUMARASI: 2011/1077-2013/213
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, müvekkilinin davalı iş verenliğin Cumhuriyet şile mağazasında 01.11.1998 tarihinden istifaya zorlandığı 11.07.2011 tarihinde kadar çalıştığını, mağaza personeli olarak çalışmaya başlayan müvekkilinin değişik tarihlerde terfi ederek mağaza sorumlusu derecesine kadar yükseldiğini, ancak yoğun iş yükü ve sağlıksız çalışma şartları sebebiyle mağaza içinde çok ağır şartlarda çalışmak zorunda kaldığını, her işe koşturduğu ( malzeme kolilerini taşımak, yerleri paspaslamak, cam silmek vs.) gibi kendi asıl görevlerini yapamaz hale geldiğini, sağlıksız çalışma şartları ve ağır iş yükü sebebiyle bel fıtığı olduğunu, bölge sorumlusu Z.. E..'ın psikolojik baskı içeren davranışlarınının (mağaza personelinin gözünün önünde davacı müvekkili azarlaması, mağazanın önünde çevre sakinlerinin ve müşterinin gözünün önünde üniversite mezunu olan ve belli bir saygınlığa sahip müvekkili azarlaması ve yüksek sesle bağırması, işini yıllardan beri en iyi şekilde yaptığı tüm mağaza çalışanlarınca bilinen davacının sürekli olarak işini iyi yapmaması halinde yerine başka birisinin getirilmesiyle tehdit edilmesi,) iş sözleşmesini müvekkil açısından sürdürülemez hale getirdiğini, Şile Noterliği'nin 27.05.2011 tarih, 3645 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile görev değişikliği talebinde bulunduğunu, ancak davalının cevabı ihtarname ile bu talebi reddettiğini, ikinci defa ihtarname ile talebini tekrarladığında yine davalının çekmiş olduğu ihtirname ile bu taleplerinin de reddedildiğini, bütün bunların sonunda da müvekkilinin istifa etmek zorunda kaldığını ileri sürerek kıdem tazminatı alacağının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının müvekkili şirkete ait mağazada 01.11.1998 tarihinde çalışmaya başladığını ve iş sözleşmesini istifa ederek sonlandırdığı 11.07.2011 tarihine kadar en son mağaza sorumlusu olarak çalıştığını, davacı işçinin son maaşının brüt 1.812,00 TL olduğunu, davacının iş sözleşmesini müvekkili şirkete gönderdiği Şile Noterliği'nin 11.07.2011 tarih ve 04879 yevmiye numaralı istifa dilekçesi ile feshettiğini, davacının fesih sebebinde samimi olmadığını, keşide edilen ihtarnamelerde feshe dayanak yapılan sebeplerle mahkemeye istifa gerekçesi olarak beyan edilen sebeplerin birbirinden farklı olduğunu, davacının iki adet ihtarname keşide ettiğini, bu ihtarnamelerde sağlık sebebinden bahsettiğini ve görev değişikliği istediğini, isteği haklı gerekçelerle reddedilince istifa dilekçesi tanzim edip şirketteki görevinden ayrıldığını, fakat istifa dilekçesinde ise sağlık sebeplerinden üstünkörü bahsettiğini, istifa sebebinin amiri ile arasında yaşandığını iddia ettiği diyaloglar olduğu anlaşıldığını, davacının dava aşamasına kadar şirket yönetimine iş yerindeki psikolojik olumsuzluklar, amiri ile arasında yaşananlar ve benzeri konularla ilgili hiçbir başvurusu olmadığını, görev tanımına bakıldığında davacının belinde rahatsızlık oluşturacak veya varsa belindeki rahatsızlığı arttıracak hiçbir görevinin olmadığının anlaşılacağını, davacının mağazada amir konumunda olduğunu, görevinin daha çok emir ve talimat vermek olduğunu, davacıya herhangi bir şekilde psikolojik baskı uygulanmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı bir sebebe dayanmadığından kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshi uyuşmazlık konusudur. Dosya içeriğine göre, davacı sağlık sebepleri bulunmasından ve bölge sorumlusu olan Z.. E..'ın İş Kanunu anlamında psikolojik baskı oluşturan davranış bozukluklarının sağlıklı çalışma imkanını ortadan kaldırmış olmasından dolayı haklı sebeplerle istifa ettiğini iddia etmiş, mahkemece söz konusu feshin haklı sebebe dayanmadığı gerekçesiyle kıdem tazminatı isteği reddedilmiştir. Davacı mobbing iddiasında bulunmuş ise de, mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre de mobbing; “bir veya bir grup işçiyi sabote etmek için yapılan, zalimce, kötü niyetli, intikamcı, aşağılayıcı ve eleştirici tavırlarla kendini gösteren davranış biçimi” şeklinde tanımlanmaktadır.
Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür vb. yönlerine topluca bir saldırı sözkonusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.
Somut olayda, davacı şahitlerinin beyanları ile de iddia edilen eylemlerin iş yeri kabalığı düzeyinde kaldığı, mobbingin yukarıda açıklanan unsurlarının bulunmadığı, davacının bel fıtığı rahatsızlığı olduğunun sağlık kurulu raporu ile belgelendiği bu hali ile işçinin haklı feshinin kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca feshin haklı sebebe dayalı olduğu ispatlandığından kıdem tazminatı isteğinin hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde hatalı gerekçeyle reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 31.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.