Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/24236 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire4. Hukuk Dairesi
Esas No2021/24236
Karar No2022/13482
Tarih31.10.2022

"tanık beyanları ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının davacıya karşı olumsuz tutum ve davranışlarının sürekli ve sistematik olduğu anlaşılmakla, davacıya mobbing uyguladığının kabulü ile uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir"

"Bu emsal karar, işyerinde amir konumundaki kişilerin astlarına yönelik olumsuz tutum ve davranışlarının münferit bir tartışmanın ötesine geçerek sürekli ve sistematik bir hal alması durumunda psikolojik taciz (mobbing) olgusunun ispatlanmış sayılacağını ortaya koymaktadır. Karar, mobbing iddialarının ispatında tanık beyanlarının ve dosyadaki diğer delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesinin yeterli olacağını vurgulayarak, işyerinde uzun süreli baskı ve dışlanmaya maruz kalan mağdurların manevi tazminat taleplerinde elini güçlendirmektedir. İşveren veya amir pozisyonundaki kişilerin, yönetim haklarını kullanırken sergiledikleri ve süreklilik arz eden olumsuz eylemlerden ötürü doğrudan manevi tazminat yükümlülüğü ile karşılaşacaklarını göstererek işçi veya çalışan lehine önemli bir koruma sağlamaktadır."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/24236 E. 2022/13482 K.

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

İLK DERECE MAHKEMESİ: Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki haksız fiil nedeniyle manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonunda; davanın reddine dair verilen 30/05/2019 günlü karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 19/03/2020 günlü Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararının Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

K A R A R

Davacı vekili, müvekkilinin 11/11/2016 tarihinde yükselme sınavına girmek suretiyle memuriyete geçerek Atakum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne memur olarak atandığını, davalıların ilçe milli eğitim müdürü, şube müdürü ve şef olarak görev yaptıklarını, davalıların mobing niteliğindeki eylemleri sebebi ile müvekkilinin bir takım ruhsal sağlık sorunları yaşadığını, sistematik olarak davalılar tarafından psikolojik taciz edildiğini, mobing niteliğindeki eylemlerin kişisel kusur olduğunu, müvekkilinin manevi olarak zarara uğradığını belirterek, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Davalılar vekili; davanın idareye karşı ve idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen hususların gerçek dışı olduğunu, müvekkillerinin davacıya karşı mobbing olarak nitelenebilecek bir eylemde bulunmadıklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince; davacının kurumda çok kısa bir süre çalıştığı, davalıların farklı şube amirleri oldukları, davacının tüm şubelerde çalışmadığı gibi davalıların hepsinin de kendisinin amiri olmadığı, mobbingden bahsedilmek için amirin sistemli ve uzun süre devam eden eylemlerinin bulunması gerektiği, davalılardan hepsinin davacının amiri olmadığından bu durumun gerçekleşmediği, kısa süreli çalışmasında geçici olarak görevlendirildiği şubelerde şube amiri ile tartışma yaşadığı ancak bu durumun tekrarlanmadığı, bu sebeple bu durumun mobbing olarak değerlendirilemeyeceği, yaşanan münakaşalarda tekrarlı ve süreklilik durumunun olmadığı gibi davalıların kasıtlı ve bilinçli olarak hareket ettiğini ve davacıyı işten ve iş yerinden uzaklaştırıp baskı altına alma amacıyla hareket ettiğini gösterir somut veri ve tanık anlatımlarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK'nın 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri re'sen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukuken uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davacı vekilinin davalı... dışındaki davalılara yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Davacı vekilinin davalı...’a yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinden;

Davacının 15.03.2016 tarihinde Atakum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne memur olarak atandığı, davalı...’ın davacının şube müdürü olap davacının amiri konumunda bulunduğu, tanık beyanları ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının davacıya karşı olumsuz tutum ve davranışlarının sürekli ve sistematik olduğu anlaşılmakla, davacıya mobbing uyguladığının kabulü ile uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, anılan şekilde karar verilmiş olması doğru olmayıp, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 31/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.