Emsal Karar
"Davalı, beyanlarıyla başından geçenleri kendi bakış açısıyla anlatmıştır. Doktor raporu davalının anlatımlarını desteklemektedir. Davalının beyanları hakaret içermemektedir. Eleştiri niteliğindedir. Dava konusu sözlerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığının kabulü ile istemin tümden reddine karar verilmesi gerekir..."
"Bu emsal karar, işyerinde psikolojik tacize maruz kaldığını iddia eden bir çalışanın yaşadığı süreci kamuoyuyla veya üçüncü kişilerle paylaşmasının hangi şartlarda hukuka uygun olacağını göstermektedir. Yargıtay, çalışanın başından geçen olayları hakaret içermeyecek biçimde, eleştiri sınırları dairesinde ve tıbbi raporlar gibi somut delillerle destekleyerek ifade etmesinin amir konumundaki kişinin kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığını hüküm altına almıştır. Bu içtihat, mobbing mağduru işçilerin yaşadıkları travmayı sağlık raporlarıyla uyumlu biçimde ortaya koydukları durumlarda, maruz kaldıkları haksızlıkları dile getirmeleri sebebiyle amirleri veya işverenleri tarafından açılacak yıldırma amaçlı manevi tazminat davalarının reddedilmesini sağlayarak ifade özgürlüklerini korur ve hukuki uyuşmazlıklarda işçinin elini önemli ölçüde güçlendirir. -----------------"
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2014/6865 E. 2015/2931 K.
MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 07/11/2013
NUMARASI: 2011/369-2013/361
Davacı O.. A.. vekili Avukat Güngör tarafından, davalı H.. K.. aleyhine 03/11/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/11/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının bir televizyon programında yaptığı açıklamalarla, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Genel Sanat Yönetmenliği yaptığı dönemde, aynı yerde yönetmen, oyuncu olarak çalışan davalıya mobbing uyguladığını, psikolojik taciz altında bıraktığını, bu nedenle meslektaşlarının kendisinden uzaklaştığını, oynadığı bütün oyunlarını sahneden kaldırdığını, önerdiği bütün projeleri reddettiğini... söyleyerek, kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, anılan açıklamaların birçok internet haber sitesinde de yer aldığını beyan edip manevi tazminat talep etmiştir.
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, eleştiri sınırının aşıldığı, davacının kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davalının İBB Şehir Tiyatrosu'nda yönetmen, oyuncu olarak görev yaptığı, davacının ise sanat yönetmeni ve davalının üstü olduğu dönemde kendisine mobbing uyguladığı iddiasıyla başvurduğu İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı'nca 01/06/2009 tarihinde düzenlenen raporla davalıya “kronik travma sonrası stres bozukluğu ve major depresyon” tanısı konulduğu ve davalıda saptanan ruhsal travmanın anlattığı öykü ile uyumlu olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Davalı, beyanlarıyla başından geçenleri kendi bakış açısıyla anlatmıştır. Doktor raporu davalının anlatımlarını desteklemektedir. Davalının beyanları hakaret içermemektedir. Eleştiri niteliğindedir. Dava konusu sözlerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığının kabulü ile istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün, bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.