Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/21716 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire22. Hukuk Dairesi
Esas No2015/21716
Karar No2017/27746
Tarih04.12.2017

"İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlılık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığını tartışmasız ortaya koyar."

"Bu emsal karar, işyerinde psikolojik taciz iddialarında ispat yükünün ne şekilde ele alınacağını belirlemekte ve mutlak bir yazılı delil aranmasa da işçinin iddialarının kendi içinde tutarlı olması ile güçlü belirtilerin varlığını şart koşmaktadır. Sadece soyut ve çelişkili iddialarla mobbingin kanıtlanamayacağını vurguladığı için asılsız suçlamalarla karşılaşan işverenin elini güçlendirirken, kişilik haklarına yönelik ağır bir ihlalin veya bozulmuş sağlığın tıbbi raporlar gibi delillerle belgelenmesi durumunda mobbingin kesin olarak var kabul edileceğini belirterek de mağdur işçinin ispat yükünü önemli ölçüde hafifletmektedir."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/21716 E. 2017/27746 K.

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

DAVA TÜRÜ: ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, davalı şirketin İzmir şubesinde satış elemanı olarak 13.05.2003 tarihinde çalışmaya başladığını, 30.03.2012 tarihinde iyiniyetle ihbar öneli vererek iş akdini haklı nedenle feshettiğini, 31.03.2012 tarihinde ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiğini, 02.04.2012 tarihinde iş için kullandığı, cep telefonu, araba, notebook, fotoğraf makinesi kredi kartı gibi araç ve gereçlerin elinden alınarak odasının değiştirildiğini, 28.05.2012 ihbar önelinin bitim tarihine kadar iş vermeksizin bir an önce ayrılması için baskı uygulandığını ileri sürerek, kıdem tazminatı, mobbing nedeniyle manevi tazminat ve fazla çalışma alacağının tahsilini istemiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, iddiayı kabul anlamına gelmemek üzere zamanaşımı itirazında bulunarak, davacının 30.03.2012 tarihinde istifa ettiğini, sonrasında ise farklı tarihlerde ihtarnameler göndererek iş akdini haklı sebepe feshettiğini bildirerek kıdem tazminatı talep ettiğini, işten ayrılmasından hemen sonra ise 11.06.2012 tarihli ihtarname ile yaş dışında emeklilik koşullarının gerçekleştiğinden bahisle kıdem tazminatı talep ettiğini, davacının başka bir işyerinde çalışmak için kendisi istifa ettiğini, davacının 30.03.2012 tarihinde istifa iradesini ortaya koyduktan sonra kendisine mobbing uygulandığını iddia etmesinin olağandışı olup haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu, davacının müdür sıfatıyla üst yönetici olarak çalışması nedeniyle fazla mesai talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının işyerinden istifa ederek ayrıldığı ve maaş+prim usulüyle çalıştığı, fazla mesai iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücreti talebinin reddine, davacının işle ilgili kullandığı araç ve gereçlerin geri alınıp, boş bir oda ve masada iş verilmeksizin oturtulması ve psikolojik baskı uygulanmasında dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı kanaatiyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Temyiz:

Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.

Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacının işyerinde psikolojik tacize maruz kalıp kalmadığı ve bu durumun manevi tazminatı gerektirip gerektirmediği konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

Çağdaş iş hukuku bir taraftan uluslararası sözleşmeler, diğer taraftan Avrupa normları işçinin huzur içerisinde işini görmesi, emeğinin karşılığını alması, çalışma ilişkisinin, karşılıklı güvene dayanan tam bir uyum içerisinde olmasını amaçlamıştır.

İşyerinde psikolojik taciz (mobbing) çağdaş hukukun son zamanlarda mahkeme kararlarında ve öğretide dile getirdiği bir hukuki kurumdur. Örneğin Alman Federal İş Mahkemesi bir kararında işçilerin birbirine sistematik olarak düşmanlık beslemesi, kasten güçlük çıkarması, eziyet etmesi veya bu eylemlerin işçinin başta işveren olmak üzere amirleri tarafından gerçekleştirilmesi olarak tanımlanmıştır. (BAG, 15.01.1997, NZA. 1997) Görüleceği üzere işçi, bir taraftan diğer işçiye, diğer taraftan işverene karşı korunmaktadır. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlılık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığını tartışmasız ortaya koyar.

Öte yandan ispat kurallarının zorlanan sınırları usul hukukunda yeni arayışlara yol açmıştır. Emare bu anlayışın bir sonucudur. Olayların tipik akışı, tecrübe kuralları göz önüne alındığında varılacak sonuçla ispat gerçekleşir. Başka bir anlatımla bu ilk görünüş ispatıdır. (Üstündağ, Saim:Medeni Yargılama Hukuku B.6, İstanbul 1997;sh.622)

Psikolojik taciz (mobbing) kavramı, işyerinde bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar yada astları tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama vb.. davranışları içermektedir.

Somut uyuşmazlıkta; davacı, istifa iradesini ortaya koyduktan sonra işle ilgili araç ve gereçlerin elinden alınıp, boş bir oda ve masada iş verilmeksizin bekletildiğini ileri sürerek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

Mahkemece, yazılı gerekçe ile manevi tazminata hükmedilmiştir.

Dosya kapsamından, mobbingin yukarıda açıklanan unsurlarının bulunmadığı, bu nedenle davacının kişisel haklarının ihlal edildiği veya saldırıya uğradığı, sağlığını bozan veya onur kırıcı herhangi bir davranışa uğradığının somut ve inandırıcı delillerle ortaya konmadığı, 30.03.2012 tarihinde fesih iradesini ortaya koyan davacıdan işverence zimmeti ve bazı yetkilerinin alınmasının doğal karşılanması gerektiği, bu davranışların yapılmasının mobbing olarak değerlendirilemeyeceği bu nedenle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 04.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.