Emsal Karar
"Fesih konusu tacizin şekli itibariyle sosyal medya aracılığı ile yapılmış olması, davacının yaşamış olduğu/olacağı psikolojik sorunlar ile elem ve acı sebebi ile, manevi tazminatın oluşumuna davalı işyerinin doğrudan yada dolaylı etkisi bulunmamaktadır."
"Bu emsal karar, işyerindeki bir çalışanın başka bir çalışanı sosyal medya gibi sanal ve işyeri dışı bir platform üzerinden taciz etmesi durumunda, işverenin manevi tazminat sorumluluğunun sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Karar, işverenin taciz bildirimini aldıktan sonra tarafların fiziksel çalışma alanlarını, binalarını veya çalışma saatlerini ayırmak gibi üzerine düşen gerekli idari tedbirleri almış olması halinde, tamamen sosyal medya üzerinden gerçekleşen eylemlerin yarattığı psikolojik tahribattan sorumlu tutulamayacağını vurgulayarak işverenin hukuki pozisyonunu güçlendirmektedir. İşçi açısından ise bu karar, işverenden manevi tazminat talep edilebilmesi için haksız eylemin doğrudan işverenin hakimiyet alanında gerçekleşmesi veya işverenin şikayet sonrası hareketsiz kalarak tacizin devamına zemin hazırlayan somut bir koruma borcu ihlalinin (ihmalinin) ispatlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. ---------"
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/9255 E. 2017/23593 K.
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmiş ve davacı vekili tarafından duruşma talep edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 435. maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiş olmakla; Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı; davalı iş yerinde 22.02.2005 - 03.02.2014 tarihleri arasında çalıştığını, 14.12.2012 tarihide başlayan ve 28.08.2013 tarihine kadar sosyal medya hesabına farklı tarihlerde ve muhtelif zamanlarda farklı isim ve kullanıcı adları ile çoğu cinsel taciz boyutuna ulaşan mesajların gelmeye başladığını 23.09.2013 tarihinde suç duyurusunda bulunduğunu ve... 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/5 esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını, kendisine cinsel taciz boyutunda eyleme kalkışan kişi ile aynı iş yerinde çalışıyor olmasından duyduğu endişe ve korku sebebi ile davalı iş yerine gereğinin yapılması için ihtarname gönderildiğini, ancak davalı şirketin yükümlülüğünü yerine getirmediğini haklı nedenle de iş akdini feshettiğini, davalıdan kıdem tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ile maddi-manevi tazminat talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin manevi tazminat talebi uyuşmazlık konusudur.
Davacının, davalıya noter marifetiyle gönderdiği 03.02.2014 tarihli ihtarda, dava dışı şahsın daha önceden de bildirildiği üzere cinsel tacizde bulunduğu, bu şahsın sadece çalışma yerinin değiştirildiği, aynı işyerinde çalışmasını sürdürmekte olduğu, bu durumun oldukça rahatsız edici olduğu, cinsel taciz ve mobbing nedeniyle sağlığının bozulduğu belirtilerek iş akdinin haklı sebeplerle feshettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece davacının, davalı açısından kesinleşen ceza dosyası dikkate alındığında taciz eylemi ve devamında işverenin gerekli önlemleri almaması nedeniyle iş akdinin davacı tarafça haklı nedenle feshedildiği kabul edilmiştir. Yine davacı işçinin somut olaydan dolayı uğradığı maddi kaybın ispatlanamadığı gerekçesi ile reddi ile dava konusu somut olayın mahiyeti ve işverenin gerekli önlemleri almayışı nedeniyle de manevi zararının kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafından... Cumhuriyet Savcılığı’na dava dışı işyeri çalışanı şahıs ile ilgili 23.09.2013 te şikayette bulunulmuş ve sulh ceza mahkemesi tarafından cinsel taciz suçunu işlemiş olması nedeniyle 12.06.2014 tarihinde 2 ay 15 gün hapis cezası verilerek, hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacının davalıya göndermiş olduğu 03.02.2014 tarihli ihtara göre; davalı işyerine bu rahatsızlığını daha önceden bildirdiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında yapılan incelemeye göre; davacının davalıya ilk kez 21.01.2014 tarihinde ihtarla işyeri çalışanı olan şahıs hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirterek gerekli işlemin yapılmasını talep etmiştir. Davacının itirazı olmayan, davalı beyanlarına göre de davacı ilk kez sözlü olarak 2013 yılı Ocak ayında maruz kaldığı taciz olayını amirlerine bildirdiği, bildirim itibariyle de davalı tanık beyanına ve ihtarındaki bilgilere göre dava dışı şahsın çalışma yerinin değiştirildiği, yine tanık beyanlarına göre yemek saatleri ve binaların dahi farklı olduğu bildirilmiştir. Davacı ise bu konuda tanık dinletmemiştir. Tüm olay süresince davalıya yapılan bildirim akabinde davalı işyerinin gerekli değişikliği yapmış olduğu, davacının 2013 yılı Ocak ayından 2014 Ocak ayına kadar davalıya başka herhangi yazılı bir şikayeti olmamıştır. Hal böyle olunca da davacının gerekli sorumluluğunu bildirilen tarihten itibaren yerine getirdiği kabul edilmelidir. Fesih konusu tacizin şekli itibariyle sosyal medya aracılığı ile yapılmış olması, davacının yaşamış olduğu/olacağı psikolojik sorunlar ile elem ve acı sebebi ile, manevi tazminatın oluşumuna davalı işyerinin doğrudan yada dolaylı etkisi bulunmamaktadır. Mahkemece yazılı sebeplerle manevi tazminatın reddi gerekirken kabülü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgililere iadesine, 31/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.