Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2019/6388 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire9. Hukuk Dairesi
Esas No2019/6388
Karar No2019/19765
Tarih13.11.2019

"Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medenî Kanunun 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir."

"Bu kural, işverenin ihbar süresine veya tazminatına riayet etse bile belirsiz süreli iş sözleşmesini tek taraflı sona erdirme yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığını, bu hakkın dürüstlük kuralı çerçevesinde denetlenebileceğini açıkça göstermektedir. İşten çıkarılma süreci şeklen yasalara uygun görünse de asıl niyetin işçiyi mağdur etmek olduğu hallerde işçinin hak arama zeminini muazzam ölçüde güçlendirir ve işvereni işten çıkarma kararlarını her zaman şeffaf, objektif ve iyi niyetli gerekçelere dayandırmak zorunda bırakarak keyfiliğin önüne geçer."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2019/6388 E. 2019/19765 K.

MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ

Davacı vekili tarafından verilen 17.05.2019 havale tarihli dilekçede, Dairemizin 09.04.2019 tarihli ve 2016/16775 E., 2019/8183 K. sayılı bozma karar gerekçesinin maddi hataya dayalı olarak yazıldığı ileri sürülerek kararın bu yönüyle ortadan kaldırılması ve hükmün başka nedenlerle bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.

Davalı vekili tarafından verilen 17/07/2019 tarihli temyiz dilekçesi ile de, bozma ilamı sonrasında Bakırköy 8. İş Mahkemesi’nce verilen 11/06/2019 tarihli ve 2019/368 E., 2019/391 K. sayılı kararının temyizen bozulması talep olunmuştur.

Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

1-Davalı talebi yönünden;

Mahkemece tarafların Yargıtay ilamlarına karşı karar düzeltmeye veya maddi hataya başvurması halinde hiçbir işlem yapmadan dosyayı Yargıtay’ın ilgili dairesine göndermesi gereklidir.

Mahkemenin sözkonusu başvurular hakkında hukukî bir değerlendirme yaparak ve temyize tabi olacak şekilde karar vermesi hatalı olup, bu kararın sonuç doğurması beklenilemez.

Açıklanan nedenlerle; ortada temyize tabi bir karar bulunmadığından, davalı tarafın Bakırköy 8. İş Mahkemesi’nin 11/06/2019 tarihli ve 2019/368 E., 2019/391 K. sayılı kararına karşı temyiz talebinin reddi ile isteği halinde temyiz harç ve giderinin tarafına iadesine karar vermek gerekmiştir.

2-Davacı talebi yönünden,

Aynı işverene karşı aynı talepler ile açılan davalardan kaynaklı karışıklık nedeniyle bozma gerekçesinin hatalı yazıldığı, ayrıca Mahkemenin hüküm fıkrasındaki alacak miktarlarında hesap hataları yaptığı hususları gözden kaçırılarak karar verildiği anlaşılmakla yukarıda tarih ve numarası belirtilen BOZMA KARARININ ORTADAN KALDIRILMASINA ve hükmün aşağıdaki şekilde tekrar bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili; müvekkilinin 30/05/2005 tarihinde davalı Sendikada çalışmaya başladığını, iş aktinin 18/08/2014 tarihinde davalı işveren tarafından fesih hakkı kötüye kullanılarak Sendikanın 2.600,00 TL borcu olduğu, borcun ödenmesi gerektiği, grevin bitmesi ve 305 kişinin işine iade edilmesi gibi sendikaya büyük yük sağlayan işlerin ortadan kalkması nedeni ile bazı çalışanların çalışma konularının ortadan kalktığından bahisle feshedildiğini, davalı işyerinde mobbing uygulandığını, bel fıtığı hastası olan davacıya temizlik ve paspas yaptırıldığını, işten atılma korkusu ile davacının tanıklık yapmadığını, mobbinge rağmen şikayetçi olmadığını, iş kazası nedeniyle şikayetçi olmadığını, davalı işverenin tanıklık yapabileceği gibi maruz bırakıldığı iş kazası ile görevi olmadığı ve sağlık durumu elvermediği halde yaptırılan işler nedeniyle şikayetçi olabileceğini düşünerek davacının iş akdini feshettiğini iddia ederek, bakiye ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram - genel tatil ücreti alacaklarını talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili; davacının resmi kayıtlarda görünen sürelerde ve ücret ile müvekkili Sendikada çalıştığını, Sendikanın 2.600,00 TL borcu nedeni ile feshin gerçekleştiğini, fazla çalışma ücretinin ödendiğini, iş güvencesi kapsamına girip girmediğinin araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak dosyadaki SGK kaydına göre 30/05/2005 - 07/02/2013, 08/02/2013 - 18/08/2014 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışmaları görünen davacının 07/02/2013 tarihli işveren tarafından SGK'ya verilen işten ayrılma bildirgesinde işten çıkış nedenini emeklilik olarak bildirilmekle, bu tarihe kadar olan kıdem tazminatının davalı işveren tarafından davacıya ödendiği, davacı tarafından 07/02/2013 tarihinde ödenen kıdem tazminatının davalı tarafından eksik hesaplanıp ödendiğine dair bir iddia ileri sürülmemiş olmakla, davacının 07/02/2013 tarihinde emeklilik nedeniyle yasal kıdem tazminatının ödendiği tartışmasız olup, işçinin işyerinde emeklilik sonrası çalışmaları yeni bir iş sözleşmesi niteliğinde olduğundan ikinci hizmet dönemine göre davalı işveren tarafından ödenen 6 haftalık ihbar tazminatı göz önünde bulundurulduğunda hizmetlerinin ihbar tazminatı noktasında birleştirilmesine ilişkin davacı talebi yerinde görülmeyerek bakiye ihbar tazminatına hak kazanmadığı, davacı tarafından iş akdinin kötü niyetle feshedildiği ileri sürülmüş ise de; 4857 Sayılı Yasanın 17. maddesinde düzenlenmiş olan kötüniyet tazminatının ilk koşulu işçinin iş güvencesi kapsamında kalmaması olup başlıca kötüniyet tazminatını gerektiren durumların yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre işvereni şikayet etmek, işveren aleyhine dava açmak, işveren aleyhine tanıklık yapmak, hamilelik, siyasi görüş, mezhep konusunda ayrımcılık nedenleri olduğu uygulamada kabul edilmekle duruşmada dinlenen...'in davalı Sendikada 1989-2013 Aralık tarihleri arasında çalıştığını, kendi çalışması sona erdikten sonra da davacının davalı işyerinde çalışmaya devam ettiğini, Türk Hava Yollarına ilişkin grev bittikten sonra davalı Sendikanın ekonomik sıkıntısının sona erdiğini, yeni yönetimin tasarruf tedbirlerine başvurmadığını, eski yönetimden kalan 20 kişinin işten çıkartıldığını beyan etmiş,...'ın 1998-2013 Aralık tarihleri arasında davalı sendikada çalıştığını, davacının iş akdinin sona erme sebebinin kendi kişisel düşüncesine göre kadrolaşma olduğunu beyan etmiş, her iki davacı tanığının da davacının iş akdinin sona erdiği tarih itibariyle davalı işyerinde bulunmadıkları, fesih tarihinden 6 ay önce davalı işyerindeki çalışmalarının sona erdiği, fesih tarihinden önce çalışmalarının sona erdiği, davacı tarafından davacının iş akdinin dava dilekçesinde belirtilen davalı işveren aleyhine tanıklık yapma ihtimalinin bulunması, siyasi düşünce, davalı işverenin kendisine yakın görüşte olan kişileri çalıştırıp kendi kadrosunu kurmak niyetiyle feshedildiğine dair fesih tarihinde işyerinde bulunan ve işyerinde çalışıyor olan tanık beyanı ya da başkaca delil sunulmamış olması nedeniyle davacının davalı işverenin iş akdini kötü niyetle feshettiğini ispat edemediği, fesih tarihinden önce davacının davalı işveren aleyhine açmış olduğu bir dava ya da işveren aleyhine bir şikayetin bulunduğu iddia edilmediği gibi davacının yerine başka bir çalışanın işyerine alınması ya da ispat edilemese dahi iş akdinin davalı işveren tarafından ekonomik nedenle feshedilmiş olması yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince iş akdinin kötü niyetle feshedildiğine karine teşkil etmeyeceğinden davacının kötü niyet tazminatına hak kazanmadığı, davacı tarafından sunulan davalı tarafından süresinde itiraz edilmeyen ve davalı işverenin özel işyerlerinden ve ticari işyerlerinden farklı kamusal nitelikte işyeri olması, işyerinin niteliği ve özelliği nedeniyle itibar edilen personel mesai kontrol cetvellerine göre davacının tespit edilen haftalık 45 saati aşan fazla çalışmalarının, hafta tatili çalışmalarının ve bayram - genel tatil çalışmalarının karşılığının ödendiğine dair davalı işveren tarafından yazılı delil ve belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

D) Temyiz:

Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkide kötüniyet tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medenî Kanunun 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir.

Fesih hakkını kötüye kullanan işveren, 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesi uyarınca, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir.

Kötüniyet tazminatına hak kazanma koşulları ve tazminat miktarının hesaplanması açısından, 4857 sayılı Yasada önemli değişiklikler öngörülmüştür. Yasanın 17 nci maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmü gereğince, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötüniyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir.

1475 sayılı Yasada, “işçinin sendikaya üye olması, şikâyete başvurması” gibi sebepler ileri sürülerek iş sözleşmesinin sonlandırılması, kötüniyetin varlığı açısından örnekseme biçiminde sayıldığı halde, 4857 sayılı Yasada genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötüniyete dayandığı kabul edilmelidir.

Tazminat miktarının belirlenmesi de Yasa ile açıklığa kavuşturulmuş, “kötüniyet tazminatının” ihbar önellerine ait ücretin üç katı tutarında olacağı belirtilmiş ve ayrıca ihbar tazminatının da ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

Yasanın 17 nci maddesinin son fıkrasındaki düzenleme kötüniyet tazminatını da kapsamakta olup, bu tazminatın hesabında da işçiye ücreti dışında sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler dikkate alınmalıdır (Yargıtay 9.HD. 12.6.2008 gün 2007/21422 E, 2008/ 15336 K)

Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece davacının davalı işverenin iş akdini kötüniyetle feshettiği iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karar bu yönüyle eksik incelemeye dayalıdır.

Zira davacı, davalı... Sendikası’nın 08.03.2013 tarihinde yapılan 27. Olağan Genel Kurulu’nda eski yönetimin seçimi kaybettiğini ve yeni bir Yönetim Kurulu’nun seçilerek göreve başladığını, yeni Yönetim’in seçildiği tarihte davalı işyerinde çalışmakta olan işçilerin hemen hepsinin eski yönetim zamanında işe alınan kişiler olduğunu, göreve başlayan yeni sendika yönetimi göreve başlar başlamaz sunulu kurum kayıtları ile bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere sırayla işçileri işten atmaya başladığı ve bu şekilde henüz 8 ay dolmadan eski yönetim zamanında çalışan işçilerin (1 kişi hariç) tamamının aynı gerekçeyle işten atıldığı ve yerlerine de daha fazla işçi alındığını yönünde iddialar ile kötüniyet tazminatı talep etmiş, davalı Sendika ise feshi, 08.12.2013 tarihinde yapılan 27. Olağan Genel Kurul sonucunda seçildiklerini, sendikanın 2.600.000,00 TL. borcu olduğunu, borcun ödenmesi gerektiğini, grevin bitmesi ve 305 kişinin işine iade edilmesi gibi sendikaya büyük yük sağlayan işlerin ortadan kakması nedeniyle bazı çalışma arkadaşlarının çalışma konularının ortadan kalktığını ileri sürerek savunmuştur.

Bu iddia ve savunmaya karşın Mahkeme gerekçesinde, yönetim değişikliğinden hemen sonra önceki yönetim döneminde çalışan bütün işçilerin işten çıkarılıp yerine yenilerinin alınıp alınmadığı, davalı sendikanın mali durumu ve aylık geliri ile işçilik giderlerinin gelire oranı itibariyle işten çıkarmanın gerekli olup olmadığı hususlarında bir irdeleme yapılmadığı görülmüştür.

Nitekim Dairemizin temyiz denetiminden geçen emsal 2015/31771 E. ve 31772 E. sayılı dava dosyalarında, Bakırköy 11. İş Mahkemesi’nce, “…Her ne kadar davalı sendika tarafından sendikanın borç yükü altında olması nedeniyle davacı ve iş arkadaşlarının iş akitlerinin feshedildiğini savunmakta ise de; davacı konumuna daha sonra başka işçiler alındığı ve alınan işçilerin maaşlarının da sendikaya ekonomik rahatlama sağlayacak miktarda düşük olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıcı işveren tarafından bu gerekçe ile çıkarılan işçi sayısı 18 iken daha sonra 29 işçi alındığı anlaşılmaktadır. Davalı işverenin işçilerin işe iade davası açmalarının önüne geçmek amacıyla işçi sayısını hızla azalttığı da anlaşılmaktadır. İşveren tarafından yapılan fesih işlemi ile daha sonra alınan işçilerin sayısı ve aldıkları maaşlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının iş akdinin giderleri azaltarak sendikayı borç yükünden kurtarmak olmadığı, sendikal mücadele sürecinde kendi safında mücadele etmeyen işçileri tasfiye maksatlı olduğu ve fesih yetkisinin kötüye kullanıldığı anlaşılmaktadır…” gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve Dairemizce bu dosyaların esasına yönelik bir bozma yapılmaksızın sadece davacıların iş güvencesine tabi olup olmadıkları yönünden araştırma yapılması ve şayet iş güvencesine tabi olmadığının saptanması halinde şimdiki gibi kötüniyet tazminatının kabulüne karar verilmesi için bozulmuştur.

Bu durumda Mahkemece yapılması gereken iş, evleviyetle davacının iş güvencesine tabi olup olmadığının tereddüde mahal verilmeksizin belirlenmesi, şayet iş güvencesine tabi olmadığının saptanması halinde Dairemiz emsal davalardaki içtihatları da gözetilerek davacının önceki sendika yönetimince işe alınıp alınmadığı, davalı Sendika’nın yönetim değişikliğinden hemen sonra davacının da aralarında bulunduğu önceki yönetim döneminde çalışan bütün işçileri işten çıkarıp yerine yenilerinin alıp alınmadığı, davalı sendikanın mali durumu ve aylık geliri ile işçilik giderlerinin gelire oranı itibariyle işten çıkarmanın gerekli olup olmadığı hususlarının irdelenip, buna göre kötüniyet tazminatı hakkında karar verilmesinden ibarettir.

Eksik incelemeye dayalı olarak kötüniyet tazminatının yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.

3-Hüküm fıkrasında hafta tatili alacak miktarının “1.360,21 TL.” yerine “44.55 TL.” olarak yazılması, yine bayram-genel tatil ücreti alacak miktarının “237,32 TL.” yerine “37,32 TL.” olarak yazılması da hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 13.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.