Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/16775 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire9. Hukuk Dairesi
Esas No2016/16775
Karar No2019/8183
Tarih09.04.2019

"Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötüniyete dayandığı kabul edilmelidir."

"Bu karar, uygulamada sıklıkla karşılaşılan misilleme ve intikam amaçlı işten çıkarmalara karşı işçiyi doğrudan koruma altına almakta ve hangi somut eylemlerin yasa önünde kesin olarak kötü niyetli fesih sayılacağını örneklemektedir. Yasal haklarını arayan veya yargı mercilerinde tanıklık, şikayet gibi anayasal hak ve görevlerini yerine getiren bir işçinin, sırf bu hareketleri nedeniyle işten çıkarılması durumunda, işçinin kötü niyet davasındaki iddiasını kanıtlaması kolaylaşmakta ve işverenin farklı nedenlere dayandırdığı fesih gerekçesi geçersiz kılınmaktadır."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/16775 E. 2019/8183 K.

MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 30/05/2005 tarihinde davalı sendikada çalışmaya başladığını, iş aktinin 18/08/2014 tarihinde davalı işveren tarafından fesih hakkı kötüye kullanılarak sendikanın 2.600,00 TL borcu olduğu, borcun ödenmesi gerektiği, grevin bitmesi ve 305 kişinin işine iade edilmesi gibi sendikaya büyük yük sağlayan işlerin ortadan kalkması nedeni ile bazı çalışanların çalışma konularının ortadan kalktığı iddia edilerek feshedildiğini, davalı işveren tarafından davacıya davalı iş yerinde mobbing uygulandığını, bel fıtığı hastası olan davacıya temizlik ve paspas yaptırıldığını, işten atılma korkusu ile davacının tanıklık yapmadığını, mobbinge rağmen şikayetçi olmadığını, iş kazası nedeniyle şikayetçi olmadığını, davalı işverenin tanıklık yapabileceği gibi maruz bırakıldığı iş kazası ile görevi olmadığı ve sağlık durumu elvermediği halde yaptırılan işler nedeniyle şikayetçi olabileceğini düşünerek davacının iş akdini feshettiğini ileri sürerek, bakiye ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram - genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının resmi kayıtlarda görünen sürelerde ve ücret ile davalı sendikada çalıştığını, davalı sendikanın 2.600,00 TL borcu nedeni ile feshin gerçekleştiğini, davacının fazla çalışma ücretinin ödendiğini, davacının iş güvencesi kapsamına girip girmediğinin araştırılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece özetle; SGK kayıtları, toplanan delillerin değerlendirilmesinde; dosyadaki SGK kaydına göre 30/05/2005 - 07/02/2013, 08/02/2013 - 18/08/2014 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalışmaları görünen davacının 07/02/2013 tarihli işveren tarafından SGK'ya verilen işten ayrılma bildirgesinde işten çıkış nedeni emeklilik olarak bildirilmekle, bu tarihe kadar olan kıdem tazminatının davalı işveren tarafından davacıya ödendiği, davacı tarafından 07/02/2013 tarihinde ödenen kıdem tazminatının davalı tarafından eksik hesaplanıp ödendiğine dair bir iddia ileri sürülmemiş olmakla, davacının 07/02/2013 tarihinde emeklilik nedeniyle yasal kıdem tazminatının ödendiği tartışmasız olup, işçinin iş yerinde emeklilik sonrası çalışmaları yeni bir iş sözleşmesi niteliğinde olduğundan ikinci hizmet dönemine göre davalı işveren tarafından ödenen 6 haftalık ihbar tazminatı göz önünde bulundurulduğunda hizmetlerinin ihbar tazminatı noktasında birleştirilmesine ilişkin davacı talebi yerinde görülmeyerek davacının bakiye ihbar tazminatına hak kazanmadığı, davacı tarafından davacının iş akdinin kötü niyetle feshedildiği ileri sürülmüş ise de; 4857 Sayılı Yasanın 17. maddesinde düzenlenmiş olan kötü niyet tazminatının ilk koşulu işçinin iş güvencesi kapsamında kalmaması durumu olup başlıca kötü niyet tazminatını gerektiren durumların yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre işvereni şikayet etmek, işveren aleyhine dava açmak, işveren aleyhine tanıklık yapmak, hamilelik, siyasi görüş, mezhep konusunda ayrımcılık nedenleri olduğu uygulamada kabul edilmekle duruşmada dinlenen... davalı sendikadan 1989-2013 Aralık tarihleri arasında çalıştığını, kendi çalışması sona erdikten sonra da davacının davalı iş yerinde çalışmaya devam ettiğini, Türk Hava Yollarına ilişkin grev bittikten sonra davalı sendikanın ekonomik sıkıntısının sona erdiğini, yeni yönetimin tasarruf tedbirlerine başvurmadığını, eski yönetimden kalan 20 kişinin işten çıkartıldığını beyan etmiş,... 1998-2013 Aralık tarihleri arasında davalı sendikada çalıştığını, davacının iş akdinin sona erme sebebinin kendi kişisel düşüncesine göre kadrolaşma olduğunu beyan etmiş, her iki davacı tanığının da davacının iş akdinin sona erdiği tarih itibariyle davalı işyerinde bulunmadıkları, fesih tarihinden 6 ay önce davalı işyerindeki çalışmalarının sona erdiği, fesih tarihinden önce çalışmalarının sona erdiği, davacı tarafından davacının iş akdinin dava dilekçesinde belirtilen davacının davalı işveren aleyhine tanıklık yapma ihtimalinin bulunması, siyasi düşünce, davalı işverenin kendisine yakın görüşte olan kişileri çalıştırıp kendi kadrosunu kurmak niyetiyle feshedildiğine dair fesih tarihinde işyerinde bulunan ve işyerinde çalışıyor olan tanık beyanı ya da başkaca delil sunulmamış olması nedeniyle davacının davalı işverenin iş akdini kötü niyetle feshettiğini ispat edemediği, fesih tarihinden önce davacının davalı işveren aleyhine açmış olduğu bir dava ya da işveren aleyhine bir şikayetin bulunduğu iddia edilmediği gibi davacının yerine başka bir çalışanın işyerine alınması ya da ispat edilemese dahi iş akdinin davalı işveren tarafından ekonomik nedenle feshedilmiş olması yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince iş akdinin kötü niyetle feshedildiğine karine teşkil etmeyeceğinden davacının kötü niyet tazminatına hak kazanmadığı, davacı tarafından sunulan davalı tarafından süresinde itiraz edilmeyen ve davalı işverenin özel işyerlerinden ve ticari işyerlerinden farklı kamusal nitelikte işyeri olması, işyerinin niteliği ve özelliği nedeniyle itibar edilen personel mesai kontrol cetvellerine göre davacının tespit edilen haftalık 45 saati aşan fazla çalışmalarının, hafta tatili çalışmalarının ve bayram - genel tatil çalışmalarının karşılığının ödendiğine dair davalı işveren tarafından yazılı delil ve belge sunulmadığı, davacının ıslah dilekçesi, davalı işveren tarafından ileri sürülen zaman aşımı itirazı ve zaman aşımına uğrayan kısmın bulunmadığı da göz önünde bulundurularak davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davacı ve davalı temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkide kötü niyet tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medenî Kanunun 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir.

Fesih hakkını kötüye kullanan işveren, 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesi uyarınca, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir.

Kötüniyet tazminatına hak kazanma koşulları ve tazminat miktarının hesaplanması açısından, 4857 sayılı Yasada önemli değişiklikler öngörülmüştür. Yasanın 17 nci maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmü gereğince, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötüniyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir.

1475 sayılı Yasada, “işçinin sendikaya üye olması, şikâyete başvurması” gibi sebepler ileri sürülerek iş sözleşmesinin sonlandırılması, kötüniyetin varlığı açısından örnekseme biçiminde sayıldığı halde, 4857 sayılı Yasada genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötüniyete dayandığı kabul edilmelidir.

Tazminat miktarının belirlenmesi de Yasa ile açıklığa kavuşturulmuş, “kötüniyet tazminatının” ihbar önellerine ait ücretin üç katı tutarında olacağı belirtilmiş ve ayrıca ihbar tazminatının da ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

Yasanın 17 nci maddesinin son fıkrasındaki düzenleme kötüniyet tazminatını da kapsamakta olup, bu tazminatın hesabında da işçiye ücreti dışında sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler dikkate alınmalıdır (Yargıtay 9.HD. 12.6.2008 gün 2007/21422 E, 2008/ 15336 K)

Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davacının iş güvencesine tabi işçilerden olup olmadığı hususu araştırılmamış, dairemizin 2015/31771 ve 31772 esas sayılı,... 11. İş Mahkemesi’nin 2014/281 Esas ve 2014/282 karar sayılı emsal dosyalarında yapılan geri çevirme sonrasında gönderilen cevabi yazılardan da davacının iş güvencesine tabi işçilerden olup olmadığı kesin olarak belirlenememiştir.

Mahkemece yapılacak iş davacının iş güvencesinden yararlanıp yararlanmadığı hususunu kesin olarak belirlemek ve iş güvencesine tabi işçilerden olduğunun anlaşılması halinde feshin kötü niyetli olduğu gerekçesi ile tazminat talep edemeyeceği gözetilerek bu talebin reddine,davacı işçinin iş güvencesinden yararlanmıyor olduğunun tespiti halinde ise önceki gibi karar vermektir.

Eksik inceleme ile davacı işçinin iş güvencesine tabi işçilerden olup olmadığı hususunu belirlemeden sonuca gidilmesi hatalıdır.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09.04.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.