Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2013/4620 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire4. Hukuk Dairesi
Esas No2013/4620
Karar No2013/8890
Tarih15.05.2013

"İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır."

"Karar metnindeki karşı oy gerekçesinde yer alan bu hukuki ilke, her ne kadar tazminat davalarının idareye açılması genel kural olsa da, kamu görevlisinin göreviyle ilgisi olmayan salt kişisel kusuruna ve haksız eylemine dayanan fiillerinin idari eylem sayılamayacağını ifade etmektedir. Bu yaklaşım, yetki aşımı, kasten zarar verme veya kişisel kin gütme gibi açıkça görev sınırlarını aşan durumlarda mağdur tarafın anayasal zırhı aşarak doğrudan zararı veren şahsa tazminat davası açabilmesini savunmakta ve istisnai haksız fiil hallerinde mağdurun elini güçlendirerek gerçek sorumludan tazminat talep edebilmesine hukuki zemin hazırlamaktadır."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2013/4620 E. 2013/8890 K.

MAHKEMESİ: Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı... tarafından, davalı... vdl. aleyhine 07/04/2011 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/11/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalılar vekili Avukat... tarafından süresi içinde istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan davalıların temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1-Davacının temyizi yönünden; kararın Sulh Hukuk Mahkemesince verilmiş olmasına göre davacı süreleri geçirdikten sonra temyiz ettiğinden temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

2-Davalıların temyizine gelince; dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken, kusurları sonucu kişilere zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar görenlerin kamu görevlileri aleyhine açtıkları tazminat davasıdır. Yerel Mahkemece istemin kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.

Eldeki dava; ingilizce öğretmeni olan davacı ile aynı okulda öğretmen olarak görev yapan davalıların, dava dışı okul müdürü ile birlikte hareket ederek davacıya mobbing uygulamaları, davacı hakkında yalan tanıklık yapmaları ve dedikodu çıkarmaları nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Adı geçen davalılar, kamu görevinin icrası sırasında yürüttükleri görev kapsamında yaptıkları eylemler nedeniyle dava edildiğine göre, Anayasa'nın 129/5 maddesi uyarınca kamu görevlisi durumundaki davalılara husumet yöneltilemez. Açıklanan nedenlerle adı geçen davalılar yönünden işin esasına girilerek karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) nolu bentte açıklanan açıklanan nedenlerle davacının temyiz dilekçesinin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar yönünden BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15/05/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.

Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle çoğunluğun bozma kararına (2) numaralı bent yönünden katılmıyorum. 15/05/2013