Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2018/7214 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire9. Hukuk Dairesi
Esas No2018/7214
Karar No2018/20224
Tarih12.11.2018

"Bölge Adliye Mahkemesinin "...dosyanın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca mahkemesine iadesine..." ilişkin kararı HMK. nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olduğundan davalının temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."

"Bu emsal karar, istinaf mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararını esastan incelemeden, eksik delil toplanması veya araştırma eksikliği gibi usuli gerekçelerle dosyanın yeniden görülmesi için kararı veren mahkemeye iade etmesine yönelik kararlarının kesin nitelik taşıdığını hüküm altına almaktadır. Kararın kesin olması, bu tür geri gönderme kararlarına karşı tarafların Yargıtay nezdinde temyiz yoluna başvuramayacağı anlamına gelmektedir. Bu kural, ilk derece mahkemesindeki usul ve tahkikat eksikliklerinin hızla giderilmesini sağlayarak yargılamanın gereksiz yere uzamasını engeller ve tarafların usuli ara kararları temyiz ederek süreci tıkamalarının önüne geçerek usul ekonomisini güvence altına alır."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2018/7214 E. 2018/20224 K.

MAHKEMESİ:... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ

DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu kabul etmiştir.

... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A)Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı kurumda 02/08/1999 tarihinde çalışmaya başladığını, aralıksız 03/04/2015 tarihine kadar çalıştığını, son görevinin Mali Kontrol Genel Müdür yardımcısı görevi olduğunu, 03/04/2015 tarihinde istifaya zorlanarak işine son verildiğini, 2015 yılında davacı ile emsal çalışanlara zam yapıldığını ancak davacıya yapılmadığını, çalıştığı kurumda hiçbir kusurunun olmamasına rağmen istenmeyen kişi muamelesine tabi tutulduğunu, emsali görevlilere prim verildiği halde davacıya verilmediğini, emsali görevlilere makam aracı tahsis edildiği halde davacıya verilmediğini, toplu taşıma araçları ile işe gidip gelmek zorunda kaldığını, işyerinde genel müdür tarafından aşağılayıcı tavır ve davranışlarla karşılaştığını, her yönü ile mobbinge tabi tutulduğunu, müvekkilinin maruz kaldığı adaletsizliğin düzeltilmesini talep ettiğini ancak " İşine gelirse çalış, gelmezse istifa et. Bu durumda kıdem tazminatını öderiz" demek sureti ile istifaya zorladıklarını, davacının tüm haklarım kalmak kaydıyla istifa ediyorum yazan dilekçeyi imzalamak zorunda kaldığını, istifa tarihinin 03.03.2015 olmasına rağmen 04.03.2015 tarihi yazdırılarak imzalatıldığını iddia ederek; davacının iş akdinin feshinin geçersizliğinin tespitine, davacının işe iadesine, boşta geçen sürelere ilişkin olarak 4 aylık bürüt maaşı ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin ve işe iadesinin gerçekleşmemesi halinde 8 aylık brüt maaşı tutarında tazminatın davacıya ödenmesi gerektiğinin tespite karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep etmiştir.

B)Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, davacının 20/02/2015 tarihli istifa dilekçesi ile kendi iradesi ile istifa ettiğini, davacının istifaya zorlandığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının istifa dilekçesinin üzerindeki evrak kabul kaşesinin tarihinin de dilekçe tarihi ile aynı tarih olduğunu, dilekçeye müvekkili şirket yetkililerince uygunluk verildiği tarihin ise 23/02/2015 tarihi olduğunu, davacının istifa dilekçesini sunmasından 3 gün sonra dilekçenin onaylandığını, bu üç günlük süre içerisinde müvekkili şirket yetkililerinin ve davacının çalışma arkadaşlarının kendisini bu karardan vazgeçirmeye çalıştıklarını, davacının istifaya zorlandığı iddiasını destekleyebilecek bir delil sunamadığını, davacının müvekkili şirkette genel müdür yardımcısı olarak çalıştığını, davacının işveren vekili konumunda olduğundan iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını, müvekkili şirketin davacıya karşı her zaman iyi niyetli olarak yaklaştığını, davacının 11/02/2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile Mali Kontrol ve Raporlama Genel Müdür Yardımcılığı görevine atandığını, davacının toplu taşıma araçları ile işe gidip gelmesinin tamamen kendi tercihi olduğunu, davacı tarafından yapılan hata ve gecikme sonrasında müvekkili şirkete Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından 38.636,00 TL para cezası uygulandığını, ilgili para cezasının bir sonucu olarak davacıya ve davacının departmanında çalışan kişilere zam uygulanmamakla birlikte performansa bağlı olarak verilen primlerin de haklı olarak verilmediğini, davacıdan savunma istenip yazılı ihtar verildiğini, davacıya Mali Kontrol ve Raporlama Genel Müdür Yardımcı olması sebebi ile fazla measi ödemesinin söz konusu olmadığını, davacının istifaya zorlandığını, mobbing ve aşağılayıcı davranışlara maruz kaldığını iddia ettiğini ancak davacının iş kurmak için kndisinin ayrılmak istediğini davacının işten ayrılması sebebi ile kendisine "Güle Güle" partisinin düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İlk derece mahkemesince " davacının yaptığı işin niteliği ve görev tanımında ayrıntıları açıklanan sorumlulukları itibariyle işveren vekili konumunda olup, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Ç)İstinaf başvurusu :

İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

D)İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili istinaf başvurusunda; davalının BBDK nın aradığı şartların tamamlanması için genel müdür yardımcılığı görevine getirildiğini sonra da pasif göreve getirilip istifaya zorlandığını davacının genel müdür yardımcısı olduğunu, işletmenin tümünü sevk ve iadere yetkisi bulunmadığı gibi, özgür iradesi ile işçi alma ve çıkarma yetkisininde olmadığını, davacının gerçek bir istifa iradesi taşımadığını davacını nikale yapmadığını, kıdem ve ihbar ödenmesine rağmen başka bir ek menfaat sağlamadan sözleşmenin sona erdirilmesinin hayatın olağan akışı ile uyuşmadığını davacının iş sözleşmesi ile işverene ve talimatlarına bağlı aylık ücretli kişi olduğunu, kendisine bağlı kendi görev alanı ile sınırlı iş organizasyonu denetiminden astları personelin işlerinden sorumlu olduğunu genel müdürün kararı dışında bir işlem ve eylem yapılamadığı, davacının işletmenin tamamını sevk ve idare edip etmediği özgür iradesi ile işçi alıp çıkarma yetkisine sahip olup olmadığı araştırılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını bildirerek istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

E)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:

Bölge adliye mahkemesince, 11/02/2014 tarihli yönetim kurulu kararı ie davacının mali kontrol ve raporlama genel müdür yardımcılığına atandığı ve imza yetkisinni B grubu olarak devamına karar verildiği,ancak bu imza yetkisinin hangi iş ve işlemleri kapsadığı konusunda bilgi ve belgenin dosya kapsamında olmadığı ilgili kişi ve kurumlardan istenmediği dosyada görev tanım bulunmakla birlikte imza yetkisinin kapsamını gösteren belgerin temini ile davacının işletme düzeyinde olan iş yerinin bütününü sevk ve idare etme yetkisine haiz olup olmadığının tespiti ile davacının işe eleman alma ve çıkarma yetkisinin fiilen üst yöneticiden bağımsız olarak kullanıp kullanmadığının belirlenebilmesi için bunlara dair taraf şahitlerinin dinlenip ayrıca davacının,

istifasının serbest iradesine dayanmadığı iddiası nedeniyle bu hususta tarafların şahitleri dinlenip delilleri toplanıp neticeye göre mahkemece değerlendirilme yapılması gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, davacının sair itirazları incelenmeksizin dosyanın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

F)Temyiz başvurusu :

Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili tarafından süresinde temyiz talebinde bulunulmuştur.

G) Gerekçe:

6100 sayılı HMK. nın 353/1-a maddesi " (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;

a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir." hükmünü içermektedir.

Somut uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından "... mahkemece değerlendirilme yapılması gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, davacının sair itirazları incelenmeksizin dosyanın HMK. nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin "...dosyanın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca mahkemesine iadesine..." ilişkin kararı HMK. nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olduğundan davalının temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

H) SONUÇ;

Bölge Adliye Mahkemesinin kararı HMK. nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olduğundan davalının temyiz talebinin reddine, dava dosyasının gereği için Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 12/11/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.