Emsal Karar
"Anayasa m. 129/5’de, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, ancak idare aleyhine açılabileceği benimsenmiştir. Ne var ki, bu kural mutlak olmayıp; idari yetkilerin kullanılma alanı ile, eş anlatımla, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Özellikle, haksız eylemlerde (fiili yol); kamu görevlisinin, Anayasa’nın bu güvencesinden yararlanma olanağı bulunmamaktadır."
"Bu emsal karar, memurlar ve kamu görevlilerinin görevleri sırasındaki her türlü fiilinin Anayasal koruma kapsamında salt idari eylem olarak değerlendirilemeyeceğini ortaya koymaktadır. İdari yetki sınırlarını aşan ve haksız eylem niteliği taşıyan durumlarda, zarara uğrayan kişinin husumeti idareye değil, doğrudan eylemi gerçekleştiren kamu görevlisine yöneltebileceği kabul edilmiştir. Bu durum, çalışma ortamında haksız eylemlere maruz kalan kişilerin, idari yargının uzun ve katı süreçlerine takılmadan doğrudan eylemi gerçekleştiren faili muhatap alarak adli yargıda hak arayabilmelerini sağladığı için mağdurun elini ciddi şekilde güçlendirmektedir."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2015/1495 E. 2015/3648 K.
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 11/11/2014
NUMARASI: 2014/135-2014/566
Davacı A.. V.. vekili Avukat Bürgehan tarafından, davalı T.. O.. aleyhine 18/03/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın husumetten reddine dair verilen 11/11/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, Marmara Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak görev yaptığını davalının da aynı üniversitede hiyerarşik üstü olarak görevli olduğunu, davalının sürekli aşağılama ve hakaretlerine maruz kaldığını, davalının bu yöndeki tüm eylemlerinin psikolojik taciz (mobbing) niteliğinde olduğunu belirterek; kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davanın idare aleyhine, idari yargı yerinde açılması gerektiği; davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçe gösterilerek, anılan şekilde karar verilmiştir.
Anayasa m. 129/5’de, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, ancak idare aleyhine açılabileceği benimsenmiştir. Ne var ki, bu kural mutlak olmayıp; idari yetkilerin kullanılma alanı ile, eş anlatımla, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Özellikle, haksız eylemlerde (fiili yol); kamu görevlisinin, Anayasa’nın bu güvencesinden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Somut olayda, davalının hakaret ettiği ileri sürülmüştür. Kamu görevlilerinin hakaret etmeleri açıkca kişisel kusur oluşturur ve hiç bir biçimde görev ile ilişkilendirilemez. Bu sava dayanan davaların, Anayasa m.129/5 kapsamında değerlendirilmesi de mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, davalıya husumet yöneltilebileceği benimsenmeli ve işin esası incelenmelidir. Şu durumda, işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Hüküm, açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.