Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/5195 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire4. Hukuk Dairesi
Esas No2016/5195
Karar No2016/8293
Tarih23.06.2016

"Anayasa m. 129/5’de, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, ancak idare aleyhine açılabileceği benimsenmiştir. Ne var ki, bu kural mutlak olmayıp; idari yetkilerin kullanılma alanı ile, eş anlatımla, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır."

"Bu emsal karar, memurlar ve kamu görevlilerinin yürüttükleri görev sırasındaki fiillerinden dolayı doğrudan kendilerine şahsi olarak dava açılamayacağı yönündeki anayasal kuralın mutlak olmadığını ve istisnaları bulunduğunu netleştirmektedir. Yargıtay, idareye karşı dava açma zorunluluğunun yalnızca "idari eylem niteliğini yitirmemiş" normal görev ifaları için geçerli olduğunu belirterek şahsi kusur hallerini bu koruma zırhının dışında tutmuştur. Bu hüküm, amirlerinin veya meslektaşlarının görev sınırlarını aşan keyfi davranışları neticesinde zarara uğrayan mağdur çalışanların, husumeti kuruma değil doğrudan zararı veren kişilere yöneltebilmesine olanak sağlayarak hak arama sürecinde mağdurun elini büyük ölçüde güçlendirmektedir."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/5195 E. 2016/8293 K.

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı... vekili Avukat.. tarafından, davalılar... ve diğeri aleyhine 09/11/2015 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın husumet nedeniyle reddine dair verilen 25/02/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı,.. okulunda öğretmenlik yaptığını, davalılarında aynı okulda görev yapan idareci olduklarını, kendisine davalılarca sistematik biçimde ve ortak hareket edilerek mobbing yapıldığını, davalıların bu yöndeki tüm eylemlerinin psikolojik taciz (mobbing) niteliğinde olduğunu belirterek; kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Mahkemece, davanın idare aleyhine, idari yargı yerinde açılması gerektiği; davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçe gösterilerek, husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Anayasa m. 129/5’de, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, ancak idare aleyhine açılabileceği benimsenmiştir. Ne var ki, bu kural mutlak olmayıp; idari yetkilerin kullanılma alanı ile, eş anlatımla, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Özellikle, haksız eylemlerde (fiili yol); kamu görevlisinin, Anayasa’nın bu güvencesinden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.

Somut olayda, davacı, davalıların sistematik biçimde ve ortak hareket ederek mobbing yaptıklarını, hakaretlere maruz kaldığını ileri sürmüştür. Ayrıca davacı, davalıların salt kişisel kusurla hareket ettiklerini belirtmiştir. Bu sava dayanan davaların, Anayasa m.129/5 kapsamında değerlendirilmesi de mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, davalılara husumet yöneltilebileceği benimsenmeli ve işin esası incelenmelidir. Şu durumda, davacının iddia ettiği mobbing iddiaları araştırılarak işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Hüküm, açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.