Emsal Karar
"Anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürdüğü takdirde bunlar üzerinde durulmalı, anılan belgelerin geçerli olduğunun kabulü halinde ise, iş bu yazılı belge karşısında aksinin eş değer belgelerle ispatlanması gerektiği hususu gözetilmeli..."
"Bu hüküm, işe giriş bildirgesi veya ibraname gibi işçinin imzasını taşıyan yazılı belgelerin geçerliliğinin esas olduğunu ve bu belgelerin aksinin ancak yine eş değer düzeyde yazılı belgelerle kanıtlanabileceğini ortaya koymaktadır. Yazılı belgelerin irade fesadı halleri olan hile, hata veya baskı altında imzalandığı ispat edilemediği sürece hukuken geçerli kabul edilmesi kuralı, çalışma sürelerini ve iş ilişkisini düzenli olarak yazılı kayıt altına alan işverenin elini büyük ölçüde güçlendirirken, işçinin yalnızca tanık beyanlarına dayanarak imzalı belgelerin aksini iddia etmesinin önüne geçer."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/9972 E. 2022/12753 K.
Bölge Adliye
Mahkemesi : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı; davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince verilen kararın, fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, müvekkilinin Ağustos 2011 tarihinde davalı iş yerinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin işten çıkışını verilmeden önce düğünün olduğunu, düğün için bir hafta izin kullandığını, izin dönüşü müvekkiline mobbing uygulandığını, müvekkilinin bu durumdan rahatsızlık duyduğunu işverene söylediğinde iş akdine son verildiğini, müvekkilinin sigorta primlerinin işe girdikten bir yıl sonra 05/07/2012 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin çalıştığı dönemler boyunca bir kısım işçilik alacaklarının eksik ödendiğini, bu sebeple fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin davalı iş yerinde eksik yatırılan sigorta primlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili, açılan davayı kabul etmediklerini, davacının 19/05/2015-21/05/2015 tarihleri arasında 3 gün işe mazeretsiz olarak gelmediğini, davacının müvekkili nezdinde geçen ve kuruma bildirilmeyen herhangi bir çalışmasının bulunmadığını, davacıya tüm alacaklarının ödendiğini, herhangi bir alacağının bulunmadığını belirterek açıklanan nedenlerle haksız ve dayanaktan yoksun açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil vekili, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğunu, çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya konması gerektiğini belirterek davanın reddine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
A-)Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-b-2 maddesi gereğince kabulüne,
B-)I-)Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edildiği ve yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı anlaşılmakla HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına,
II-)1-Davanın kabulü ile,
Davacı...'ın... işyeri sicil numaralı davalı işyerinde hizmet aktine dayalı olarak 29/08/2011-05/07/2012 tarihleri arasında toplam 308 gün süreyle belirsiz süreli hizmet sözleşmesiyle asgari ücretle çalıştığının ve çalışmasının kuruma bildirilmediğinin tespitine,
dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Fer’i müdahil Kurum vekili; tanık beyanlarının hüküm kurmya yeterli olmadığı, davacının iddialarının net açık ve somut olgulara dayalı olması gerektiği, iş sözlşemesi ve,ibranamelerin dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ:
Hizmet Tespiti yönünden; dava, 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki davada, davacının işe giriş bildirgesinin verildiği tarihi doğrulayan ve imzasını içeren yazılı iş sözleşmesinin ve bulunduğu; 04/07/2012 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının işe başlama tarihinin 05/07/2012 tarihi olarak belirlendiği, yine dosyada yer alan ve davacının imzasını taşıyan ibraname başlıklı belgede davacının davalı iş yerindeki işe başlama tarihinin 05/07/2012 işten ayrılış tarihinin ise 05/06/2015 tarihi olduğunun belirtildiği, anlaşılmakla; davacının iş sözleşmesindeki imzayı inkar edip etmediği sorulmalı, imza inkarı var ise bu husus araştırılmalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürdüğü takdirde bunlar üzerinde durulmalı, anılan belgelerin geçerli olduğunun kabulü halinde ise, iş bu yazılı belge karşısında aksinin eş değer belgelerle ispatlanması gerektiği hususu gözetilmeli; imzanın davacıya ait olmadığı iddiası var ve de bu iddianın ispatlanması halinde ise; davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde hizmetinin varlığı tereddütsüz belirlenmek suretiyle; hüküm tesisi yoluna gidilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, feri müdahil kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye...'ın muhalefetine karşı, Başkan... ve Üyeler...,... ve...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 19/10/2022 tarihinde karar verildi.
(M)
KARŞI OY GEREKÇESİ
-
Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık “hizmet tespitinde işe giriş bildirgesi, ibranamenin imzalı olması ve anılan tarihten önce çalışma iddiası halinde, bu belgelerden önce çalıştığını iddia eden sigortalının bu belgelerin imzalı olması nedeni ile çalışma olgusunu eş değer yazılı belge ile kanıtlaması gerekip gerekmediği” noktasında toplanmaktadır.
-
Dairemizin 2021/5009 E, 2022/8251 Karar sayılı karşı oy gerekçesinde ayrıntılı açıklandığı şekilde kamu düzeni, resen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında kalan hizmet tespitinde kesin delillerin bağlayıcılığı yoktur. İşçi (sigortalı) işveren ilişkisinde sosyal güvenlik hakkı kapsamında sigortalının ispat hukuku ilkelerine aykırı olarak yazılı delil sınırlandırılmasına tabi tutulması vazgeçilmez ve kişiye sıkıya bağlı hak olan sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracak niteliktedir. Çalışma olgusu hukuki fiil olup, her türlü delille kanıtlanabilir. İbraname ve işe giriş bildirgesi kayıtları senet niteliğinde olmayıp, sadece çalışılan günler için yazılı delil niteliğindedir. Çalışılmayan günler için delil niteliğinde olamaz. Hizmet tespitinde senetle ispat kuralının uygulanması görüşü isabetli değildir.
-
Açıklanan nedenlerle iş sözleşmesi ve işe giriş bildirgesinin öncesi hizmet tespitinin ve hukuki fiil olan çalışma olgusunun yazılı delile bağlanması görüşüne ve bu nedenle kararın bozulması kararına katılınmamıştır.