Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2015/40506 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire7. Hukuk Dairesi
Esas No2015/40506
Karar No2015/25997
Tarih21.12.2015

"Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir."

"Bu emsal karar, işçi ile işveren arasındaki ücret ödemelerine dair uyuşmazlıklarda ispat yükünün tamamen işverenin üzerinde olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. İşverenin, işçiye olan ücret, fazla mesai veya genel tatil gibi para borçlarını ödediğini yalnızca banka kayıtları veya işçinin imzasını taşıyan yazılı belgelerle kanıtlamak zorunda olması işverenin sorumluluğunu ağırlaştırırken, kayıt dışı çalıştırılan veya ödemelerini elden alan işçinin elini güçlendirir. İşveren, yazılı delil sunamadığı durumlarda mahkemeye tanık dinleterek ödeme yaptığını iddia edemeyeceğinden, işçi olası bir uyuşmazlıkta alacaklarını çok daha kolay ve kesin bir biçimde hüküm altına aldırabilecektir."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2015/40506 E. 2015/25997 K.

(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2015/40506 E., 2015/25997 K.

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava Türü : Alacak

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2-Davacı, iş akdini fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi, mobbing uygulanması, çalışma koşullarının işçi aleyhine değiştirilmesi, gerçek dışı bir takım belgelerin zorla imzalatılmak istenmesi nedenleri ile haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

Davalı, davacının iş akdini feshinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.

Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.

Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.

Geniş anlamda ücret alacağı içerisinde yer alan fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının ödenip ödenmediği yukarıdaki ilkeler göz önüne alınarak tespit edilmelidir.

Somut olayda, davalı fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının bordroda tahakkuk ettirilerek banka yoluyla ödendiğini savunmuştur. Dosya içerisinde bulunan bordrolarda fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil ücreti tahakkuk ettirilmiş olup bordroların bir kısmı imzasız olduğu gerekçesi ile dikkate alınmamıştır. Mahkemece bir kısım banka kayıtları getirtilmiş ise de tüm çalışma dönemini kapsamamaktadır. Davalı tarafça temyiz aşamasında da bir kısım banka kayıtları sunulmuştur. Mahkemece imzalı olmayan bordrolarda tahakkuk ettirilen fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının banka yoluyla ödenip ödenmediği tespit edilerek ödenen aylar dışlanmak suretiyle davacının fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacağı bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra çıkacak sonuca göre ilgili talepler hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.

3-Mahkemece mevsimlik işçi olarak çalışan davacının 2005 yılı için 14 gün yıllık izne hak kazandığı gerekçesiyle yıllık izin alacağına hükmedilmiş ise de davacının hizmet döküm cetveline göre 2005 yılında toplam prim gün sayısı 307 olup 330 günü aşmadığından yıllık izne hak kazanamadığı gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 21/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.