Emsal Karar
"davacı haklı nedenle fesih iddiasını ispatlayamadığından, kıdem tazminatı talebinin reddi gerekir"
"Bu karar, iş yerinde mobbing veya baskı gördüğünü öne sürerek iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini iddia eden işçinin, bu iddialarını somut deliller ve kesin tanık beyanlarıyla kanıtlamakla yükümlü olduğunu vurgulamaktadır. İşçinin soyut beklentilerinin veya işten ayrılma sebebini net olarak bilmeyen tanık ifadelerinin haklı feshi kanıtlamaya yetmeyeceğini belirten bu hüküm, ispat yükünü yerine getiremeyen işçinin kıdem tazminatı talebinin reddedileceğini göstererek soyut ve delilsiz iddialara karşı işverenin hukuki pozisyonunu sağlamlaştırmaktadır."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/16341 E. 2020/4128 K.
MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Şirkette 21.07.2001 tarihinde ambalaj satın alma uzmanı olarak işe başladığını, taraflar arasında akdedilmiş 13.11.2003 günlü iş sözleşmesinde haftalık çalışma süresi 40 saat olarak kararlaştırılmış ise de davalı işverenlikçe görevinin sık sık aralıklarla değiştirilerek çeşitli vaatlerle zor ve çetrefil işleri yapması istendiğinden bu görevleri ifa ederken çoğu zaman sabah 07.00'den gece 22.00-23.00' e kadar çalışmak durumunda kaldığını, ambalaj satın alma uzmanı olarak çalışmakta iken buna ilave olarak fiyatlandırma ve teklif çalışması görevi verilen müvekkilinin Temmuz 2006’da açılan ürün müdürlüğünde ürün görevlisi olarak görevlendirildiğini ve 2009 yılında da tamamen kendisine yardımcı olan teknik hizmetler müdürlüğünde teknik ürün yöneticisi yapıldığını, 2009 yılı Eylül ayında gaz satışları saha uzmanı görevi verildiğini ve 2011 yılında da özel müşteriler müdürlüğü görevine verildiğini, tüm bu görevlerde başarılı performans göstermesi nedeniyle de 2012 yılında elektrik satış müdürlüğüne getirileceği vaadi ile elektrik pazarına giriş projesine seçildiğini, ancak yapılan vaadler yerine getirilmediği gibi 2013 yılında da kendisine hiçbir katkı sağlamayacak bir eğitime tabi tutulması istenerek bu vesile ile 5 yıl gibi uzun bir süre davalı işverenliğe bağlı tutulmasının hedeflendiğini, ancak davalının bu olaydaki tutumu kötü niyetli olup her zaman olduğu gibi müvekkiline mobbing uygulama kastı ile yapıldığını, müvekkiline çalıştığı süre içinde izinleri tam olarak kullandırılmadığından toplam 172 gün ücretli izin alacağı bulunduğunu, yıllardır kendisine uygulanan mobbing ve baskıların artması ve çok daha üst düzey kariyerlerde olması gerektiği halde boş vaatlerle kandırılarak oyalandığının anlaşılması üzerine yıllardır yaptığı fazla mesai ücretlerinin ödenmesini, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmasını veya karşılıklarının ödenmesini şifahen talep ettiğinde bu talepleri yerine getirilmediği gibi eğitim masrafları bahane edilmek suretiyle bu alacaklarının takas/mahsuba konu edileceğinin kendisine bildirilmesi üzerine iş sözleşmesini Beyoğlu 41.Noterliğinden keşide ettiği 08.11.2013 günlü fesih bildirimi ile İş K..24/II-e maddesi gereğince feshetmek zorunda kaldığını, davalı işverenlikçe müvekkiline gönderilen 15.11.2013 günlü cevabi ihtarnamede, yıllık izin alacaklarının 20.02.2013 tarihli eğitim için yapılan sözleşmede belirtilen 13.000 Euro borcuna karşılık takas edildiği bildirilmiş ise de, bu eğitimin tamamlanmamış olması nedeniyle yapılan işlemin hukuki dayanağı bulunmadığını, ayrıca sözleşme hükmü gereğince eğitim tamamlandıktan sonra haklı bir neden olmaksızın işten ayrılma durumunda geri istenebileceğini, oysa müvekkilinin daha eğitim süresinin başında haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiğinden davalının tek taraflı yaptığı mahsup işleminin de hukuki dayanağı bulunmadığını, müvekkilinin Ağustos 2013 ayına kadar aylık ücreti 8.167.59.TL olup, işverenlikçe tek taraflı olarak 01.08.2013’den itibaren aylık brüt 7.637.23.TL olarak ve yılda 14 maaş üzerinden uygulanmaya başlandığını iddia ederek kıdem tazminatı, fazla sürelerle çalışma ücreti, fazla çalışma ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 23/07/2001 tarihinde müvekkil... Ofisi A.Ş.'de madeni yağ direktörlüğünde madeni yağ ambalaj uzmanı olarak çalışmaya başladığını, davacı yeni bir iş bulduğundan istifa ederek işten ayrıldığını, davacının fazla mesai yapmadığını, ayrıca fazla mesai ücreti taleplerinin zamanaşımına uğradığını, yıllık izin ücreti talep hakkı bulunmadığını, ayrıca bakiye eğitim gideri alacağı 7.990,22 TL'yi talep haklarını saklı tuttuklarını, davacının çalıştığı işverenin davalı gösterilen... Ofisi A.Ş. olmadığını, fesih bildiriminden de görüldüğü üzere...Ticaret Ltd.Şti. olduğunu savunarak öncelikle müvekkili şirket hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davada davacının 21.10.2013 günlü beyanlarına geçerlilik tanınıp tanınmayacağının uyuşmazlık konusu olduğu, gerçekten davacı tarafından her ne kadar sonradan geri alınmış ise de; görevinden 08.11.2013 tarihi itibariyle ayrılmak istediğinin belirtildiği, ancak bu beyanının yerleşik Yargıtay uygulamaları ve yasal olarak gerçek bir istifa beyanı şeklinde olup olmadığının belirlenmesinin önemli olduğu, davacının işyerinde 12 yıldan fazla geçmişi olduğu, kaldı ki ilgili beyanda herhangi bir sebep gösterilmediği, davacının ödenmemiş yıllık izin alacaklarının varlığının sabit olduğu, bu nedenle kıdemi de göz önüne alındığında davacının sosyal haklarını bertaraf eder şekilde salt koşulsuz ve sebepsiz istifası hayatın olağan akışına uygun düşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının iş akdinin nasıl sona erdiği uyuşmazlık konusudur.
Davacı, iş akdinin işyerinde uygulanan baskılara dayanamaması ve fazla çalışma ve izin alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle feshettiğini iddia ederken, davalı da davacı yeni bir iş bulduğundan istifa ederek işten ayrıldığını, daha sonra ikinci bir bildirim ile fazla mesai ücretleri ödenmediğinden haklı neden iş sözleşmesini feshettiğini, halbuki fazla mesai alacağının bulunmadığından bu iddiasının da yerinde olmadığını savunmuştur.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacının haklı nedenle feshe dayanak yaptığı fazla çalışma iddiası ispatlanamamıştır.
Yine Mahkemenin kabulünün aksine işçinin izin alacağının bulunması da haklı fesih nedenlerinden biri değildir. Bu yönden karar, yasal dayanaktan yoksundur.
Dosya içeriğine göre davacı baskı iddiasını ispatlayamadığı gibi, davacı tanıklarından biri davacının işten ayrılma nedenini bilmediğini, diğeri ise terfi beklentisi içinde olduğunu, terfi etmek istediği göreve dışarıdan birisinin atandığından, işten ayrılmak istediğini söylediğini beyan etmiştir.
Mevcut bu delil durumuna göre; davacı haklı nedenle fesih iddiasını ispatlayamadığından, kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalıdır.
3- Kabule göre; Mahkemece davacının davalı işyerindeki son pozisyonu dikkate alarak tüm çalışma dönemine ilişkin fazla çalışmanın reddi yerinde değil ise de önceki çalışma dönemine ilişkin fazla çalışmanın da dosya içeriğine göre ispatlanamadığının anlaşılması karşısında, bu olgu bozma nedeni yapılmamıştır.
Yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 11.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.