Emsal Karar
"4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür."
"Bu kural, iş güvencesi davalarında ispat yükünün taraflar arasındaki dağılımını kesin ve net bir biçimde çizmektedir. Karar uyarınca, işveren iş sözleşmesini kanuna uygun geçerli bir nedenle sonlandırdığını somut delillerle kanıtlamak zorundadır; öte yandan işçi, feshin asıl nedeninin öne sürülenden farklı ve gizli bir sebebe (örneğin mobbing veya prim alacağından vazgeçmeme) dayandığını ileri sürüyorsa bu iddiayı ispat yükü tamamen işçiye geçer. Bu hüküm, yargılama sürecinde her iki tarafın da soyut iddialarla değil somut delillerle hareket etmesini zorunlu kılarak, uyuşmazlığın çözümünde hukuki belirliliği artırır."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/26574 E. 2012/26667 K.
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/26574 E., 2012/26667 K.
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalıya ait iş yerinde 01.11.2002-06.07.2010 tarihleri arasında davalıya çalıştığını, davalı ile aralarında imzalanan prim protokolü gereğince 2010 yılının sonununa kadar çalışması halinde ise standart prim olarak adlandırılan ödemeye hak kazanacağının öngörüldüğü, ancak davalı işverenin kendisine standart primden vazgeçtiğine ilişkin ibraname imzalatılmak istendiğini, bu ibranameyi imzalamayı kabul etmemesi üzerine de, iş yerinde kendisine psikolojik taciz (mobbing) uygulanmaya başlandığını ve işveren tarafından iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı, davacının iş sözleşmesinin "işçinin davranışlarından ve yetersizliğinden kaynaklanan sebeplerle"feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tarafların birlikte çalışmasını güçleştiren, imkansız kılan durumun varlığı fesih işlemi açısından kabul edilebilir sebep özelliği taşımakla işverenin davacı çalışmasına katlanması beklenemez boyuta geldiğinden, feshin geçerli sebeple yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davacı prim protokolündeki haklarından feragat etmemesi sebebi ile üzerinde baskı uygulandığı, psikolojik tacize (mobbinge) maruz kaldığını ve iş sözleşmesinin devamının imkansız kılan sebeplerin davalının psikolojik taciz (mobbing) uygulamasından kaynaklandığını ileri sürmektedir. Bu iddiasının ispatı yönünden Ankara 5. İş Mahkemesinin 2011/7 esas sayılı dosyası ile ayrıca bir dava açmıştır. Böyle bir durumda psikolojik tacize (mobbing) ilişkin dava sonuçlanmamış ise, bekletici mesele yapılarak sonucu beklenmelidir. Eksik incelemeye dayalı karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.