Emsal Karar
"Bu nedenle davalı şirketin fesih bildirim tarihinde, tüm Türkiye'de aynı iş kolunda çalışan işçi olup-olmadığının tespiti amacıyla, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na müzekkere yazılarak; kurumun Türkiye geneli iş yeri tescil sorgulaması yapması suretiyle fesih bildirim tarihinde davalının aynı iş kolunda çalışan kaç işçisi olduğunun sorulması, davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarının getirtilerek ortak ve yetkililerinin tespiti, aynı faaliyet kolunda, yönetici ve ortaklarının aynı olduğu, organik bağ halinde olan şirket olup-olmadığı araştırılmalıdır."
"Bu emsal karar, iş güvencesinden yararlanabilmek için gereken otuz işçi şartının hesaplanmasında salt görünürdeki işveren kayıtlarının yeterli olmadığını, işverenler arasındaki organik bağın ve birlikte istihdam durumunun mahkemelerce kurum kayıtları üzerinden detaylıca araştırılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Karar, işverenlerin işçi sayısını otuzun altında göstererek iş güvencesi hükümlerinden kaçınmak amacıyla şirketleri bölmesi veya aynı adreste farklı tüzel kişilikler üzerinden faaliyet göstermesi durumlarında işçinin elini güçlendirmektedir. Mahkemelere, Sosyal Güvenlik Kurumu ve ticaret sicil kayıtları üzerinden şubeleri, ortaklık yapılarını ve fiili bağları tespit etme yükümlülüğü getirerek işçinin işe iade davası açabilme hakkını güvence altına almaktadır."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/29664 E. 2017/20812 K.
MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı şirkette 02.02.2015 tarihinde avukat olarak işe başladığını, 20.11.2015 tarihinde iş çıkış saatinde iş akdinin tazminatsız ve bildirimsiz fesih edildiğinin yazılı olarak bildirildiğini, fesih bildiriminde yer alan gerekçelerin haksız ve yersiz olduğunu, iş akdinin feshinin hukuka aykırı olduğunu, iş akdinin devamı müddetince işverenin belirlediği çalışma koşullarına uyduğunu, işverenin talimatlarına uygun olarak işini doğruluk ve dürüstlük kuralları içerisinde özenle yerine getirdiğini, işverene her zaman sadakatle bağlı olduğunu, işvereni zarar uğratacak hiçbir davranışta bulunmadığını, her zaman davalı işverenin menfaatini koruduğunu, yapmakta olduğu görevlerinde herhangi bir başarısızlığı ve herhangi bir kusurunun olmadığını iddia ederek; feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı şirketin iş güvencesi kapsamında olmadığını, davacının iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğini, davacının iş yerindeki çalışma arkadaşları ile uyum sağlayamadığını, neredeyse çalışan herkesle tartışma içine girdiğini, davacıya takip edilmek üzere verilen dava ve icra dosyalarının gerektiği gibi takip etmediğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu, müvekkil şirketin kötü niyetli olmadığını, davacının mobbing iddiasının yerinde olmadığını, davacının davranış biçimi nedeni ile diğer çalışanların çalışamaz hale geldiğini, şirket içindeki huzursuzluğun arttığını, çalışma veriminin düşmesi üzerine iş akdini feshetme zarureti hasıl olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, hukuk hizmet sözleşmesi ile çalışanların işçi sayısına dahil edilemeyeceği, yine alt işverenler nezdinde güvenlik görevlisi veya temizlikçi gibi çalışanlar ile davalının asıl işverenlerinin işçi sayısının tespitinde dikkate alınamayacağı, 30 işçi dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı yasal süresi içinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece fesih tarihi itibari ile davalı iş yerinde 30 işçiden az çalışan olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak mahkemece 30 işçi dava şartı yönünden yapılan araştırma yetersizdir. Bu nedenle davalı şirketin fesih bildirim tarihinde, tüm Türkiye'de aynı iş kolunda çalışan işçi olup-olmadığının tespiti amacıyla, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na müzekkere yazılarak; kurumun Türkiye geneli iş yeri tescil sorgulaması yapması suretiyle fesih bildirim tarihinde davalının aynı iş kolunda çalışan kaç işçisi olduğunun sorulması, davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarının getirtilerek ortak ve yetkililerinin tespiti, aynı faaliyet kolunda, yönetici ve ortaklarının aynı olduğu, organik bağ halinde olan şirket olup-olmadığı araştırılmalıdır. Davacı tarafın, temyiz dilekçesinde “ yaklaşık 1000 kişinin çalıştığı bir bina” iddiasında bulunması nedeniyle davalı şirket ile aynı adreste ortakları, çalışma alanları aynı olan ve aralarında fiili ve organik bağ bulunan şirketler olup-olmadığı hususları yönünden detaylı şekilde araştırılmalıdır.
Mahkemece, davacının bu iddiaları doğrultusunda birlikte istihdam veya organik bağ bulunan işveren olup olmadığı araştırılmadan fesih tarihi itibari ile davalı şirkette çalışan sayısının 30 işçiden az olduğu gerekçesi ile karar verilmesi hatalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.12.2017 tarihinde gününde oybirliğiyle karar verildi.