Emsal Karar
"4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir."
"Bu emsal karar, iş güvencesi kapsamı dışında kalan yönetici pozisyonlarını kesin bir çerçeveye oturtmaktadır. İşletmenin tamamını yöneten en üst düzey yöneticilerin doğrudan işveren vekili sayılarak iş güvencesinden mahrum kalacağını, dolayısıyla işe iade davası açamayacağını netleştirir. İşveren açısından, tepe yöneticilerle yolların ayrılması durumunda işe iade riskini ortadan kaldıran ve işverenin hukuki zeminini güçlendiren temel bir kuraldır."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2018/9585 E. 2018/21911 K.
MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: İŞE İADE
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 21.07.2014 tarihinde Yönetim Kurulu ve şirket sahibine bağlı Geleneksel Kanal Satış Müdürü olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin 03.08.2015 tarihinde feshedildiğini, feshin haklı nedene dayanmadığını, davacı işçinin davalı şirketin dondurma, çikolata, meyve suyu ve mama sektöründe faaliyet gösteren biriminde çalıştığını, davalı şirketin 2 yıl önce L'era Fresca markası ile dondurma sektöründe faaliyet göstermeye başladığını, piyasada markayı tanıtmak adına çok yoğun çalıştıklarını, fesih işleminden 1,5-2 ay öncesinde davacı işçiye karşı sistemli mobbing uygulanmaya başlandığını, işi bırakması yönünde baskı yapıldığını, 2 kez savunmasının istendiğini ve iş sözleşmesinin sonlandırıldığını, fesih bildiriminde ileri sürülen hususların gerçeği yansıtmadığını iddia ederek, feshin geçersizliğini ve davacının işe iadesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 21.07.2014-03.08.2015 tarihleri arasında Geleneksel Kanal Satış Müdürü olarak doğrudan Yönetim Kurulu'na bağlı olarak çalıştığını, şirketin satış, kanal ve dağıtım stratejilerinin belirlenmesinden ve uygulanmasından sorumlu olduğunu, iş sözleşmesinin 03.08.2015 tarihinde ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlarda bulunması, 30 günlük ücreti tutarıyla ödenemeyecek derecede şirketi kayba uğratması, yapmakla ödevli olduğu görevler hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi sebepleriyle tazminatsız olarak feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Bozma İlamı ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Yerel Mahkemenin ilk kararı, Dairemizin 29/11/2017 tarih ve 2016/29585 Esas, 2017/19387 Karar sayılı ilamıyla “Taraflar arasında davacının iş güvencesinden yararlanmayan işveren vekili veya yardımcısı olup olmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (26.05.2008 gün ve 2007/35929 Esas, 2008/12484 Karar sayılı ilamımız).
Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta, davalı tarafça davacının geleneksel kanal satış müdürü olarak direkt yönetim kuruluna bağlı olarak çalıştığı, bu nedenle işletmenin bütününü sevk ve idare ettiğinin kabulüyle davacının iş güvencesinden yararlanamayacağı ileri sürülmüştür. Mahkemece davalı işverenlikten davacının görev tanımı, yaptığı iş ve işlemlere ait tüm kayıtlar, imza yetkisinin kapsamını gösteren belgelerin temini ile davacı işçinin işletme düzeyinde olan işyerini sevk ve idare etme yetkisine haiz olup olmadığının tayini gerekmektedir. Mahkemece eksik araştırma ile sonuca gidilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Yerel mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davalı işverence yapılan feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davacının yönetim kurulu ve şirket sahibine bağlı olarak görev yaptığı dava dilekçesinde açıklanmıştır. İş teklif formunda yönetim kuruluna raporlama yapacağı belirtilmiş ve görev tanımında üst amiri olarak yönetim kurulu gösterilmiştir. Davacı işçi, geleneksel kanal satış müdürü sıfatıyla doğrudan yönetim kuruluna bağlı olarak görev yapmıştır. Bu durumda davacının işveren vekili konumunda olduğu kabul edilmelidir. Davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığından, feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade isteğine ilişkin davanın reddine karar verilmelidir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
-
Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
Davanın REDDİNE,
-
Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
-
Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 490,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 29.11.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.