Emsal Karar
"İşçinin imzasını içermeyen bordrolarda fazla çalışma tahakkuku yer aldığında ve tahakkukta yer alan miktarların karşılığı banka hesabına ödendiğinde, tahakkuku aşan fazla çalışmalar her türlü delille ispatlanabilir."
"Bu hukuki hüküm, bordroda işçinin onayını gösteren bir imza bulunmadığı ancak işverenin kendi hesapladığı fazla çalışma ücretini banka kanalıyla tek taraflı olarak yatırdığı senaryolarda doğrudan işçinin elini güçlendirmektedir. İşveren her ne kadar banka ödemesiyle borcunu ifa ettiğini ve süreci kapattığını düşünse de, ortada işçinin bu hesaplamayı mutabakatla kabul ettiğini gösteren bir imza bulunmaması sebebiyle, işçi bankaya yatan tutarın üzerinde bir fazla mesaisi olduğunu tanık anlatımları dahil hukuka uygun her türlü delille mahkeme huzurunda ispat etme serbestisine kavuşur."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/7151 E. 2019/17070 K.
MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı-Karşı Davalı İsteminin Özeti:
Davacı-karşı davalı vekili, davacının davalıya ait işyerinde Mayıs 2005-14.05.2014 arasında en son lens satış uzmanı olarak çalıştığını, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmadığını, ücretlerin bir kısmının elden ödendiğini, ayrıca davacıya yıl sonunda satışa bağlı olarak prim ödendiğini, davacının davalıya ait işyerinde haftanın 6 günü, 09;00-20:00 saatleri arasında çalıştığını,ara dinlenme süresinin olmadığını,davacının milli bayramların tamamında çalıştığını, tüm bu çalışmaların karşılığı olan ücretlerin ödenmediğini, davacının her yıl 10 gün yıllık ücretli izin kullandığını, bakiye izin günlerinin kullandırılmadığını ve karşılığı olan ücretlerin ödenmediğini, davacının davalı işverenden fazla mesai, genel tatil ücretlerinin ödenmesini, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmasını talep ettiğini, davalı işverenin bu talepleri kabul etmediği gibi bu taleplerinin önüne geçmek için davacıya Nisan 2014 ayında iş sözleşmesi imzalatmak istediğini, iş akdinin tüm bu nedenlerle davacı tarafından feshedildiğini, fesih bildiriminin Beyoğlu 26.Noterliği’nin 14.05.2014 Tarih ve 5902 Yevmiye No’lu İhtarnamesi ile yapıldığını, davalı işverenin ise iş akdinin davacı tarafından bildirimsiz olarak feshedildiğini, ihbar tazminatının tahsili için icra takibi başlattığını iddia ederek davacının bir kısım işçilik alacakları ile mobbing nedeniyle 4 aylık maaş tutarında tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı-Karşı Davacı Cevabının Özeti:
Davalı-karşı davacı vekili; davacının davalı işyerinde 09:00-18:00 saatleri arasında çalıştığını, davacının ücretinin bordrolarda gösterilen ücret olduğunu, davacının herhangi bir ücret alacağının bulunmadığını, zira davacı tarafından keşide edilen ihtarnamede davacının herhangi bir ücret alacağı talebinde bulunmadığını, davacı tarafından keşide edilen ihtarnamedeki nedenler ile dava dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin çelişkili olduğunu, iş akdinin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğini, davacının 14.05.2014, 15.05.2014, 16.05.2014 ve 17.05.2014 tarihlerinde 4 gün üst üste devamsızlık yaptığını, buna ilişkin tutanaklar tanzim edildiğini, davacının bu konuya ilişkin savunma vermesi için kendisine ihtarname gönderildiğini, davacının herhangi bir cevap vermediğini, iş akdinin de bu nedenlerle feshedildiğini, iş akdini haklı nedenle fesheden tarafın davalı işveren olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Ayrıca karşı dava dilekçesinde; iş akdinin davacı-karşı davalı tarafından haklı neden olmadan bildirimsiz olarak feshedildiğini,bu nedenle 8 haftalık ihbar tazminatının tahsili için davacı-karşı davalı aleyhine İstanbul 11.İcra Müdürlüğü’nün 2014/20170 Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davacı-karşı davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, iddia ederek davacı-karşı davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı-karşı davalı ve davalı -karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı-karşı davalının tüm, davalı-karşı davacının vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçinin imzasını içermeyen bordrolarda fazla çalışma tahakkuku yer aldığında ve tahakkukta yer alan miktarların karşılığı banka hesabına ödendiğinde, tahakkuku aşan fazla çalışmalar her türlü delille ispatlanabilir. Tahakkuku aşan fazla çalışma hesaplandığında, bordrolarda yer alan fazla çalışma ödeme tutarları mahsup edilmelidir.
Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Satış temsilcileri genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışmaktadırlar. Prim, çalışanı özendirici ve ödüllendirici bir ücret ödemesi olup işverence işçiye garanti edilmiş bir temel ücretin üzerine belirli bir usule bağlı olarak ödenen ek bir ücrettir. İşverenin istek ve değerlendirmesine bağlı olabileceği gibi, sözleşme gereği olarak da verilebilir. Fazla mesai ise kural olarak 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, kanunda yazılı şartlar çerçevesinde, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. İşçi fazla mesai yapsın yapmasın prim ödemesi var ise bu ek ücrete hak kazanır. Ancak ister gezerek, isterse işyerinde çalışsın satış temsilcisi mesaisi arttıkça prim alacağı artacağından, bir anlamda yüzde usulü ile çalışması söz konusu olduğundan fazla çalışma ücretinin yüzde usulünde olduğu gibi sadece zamlı kısmının (% 50) hesaplanması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; davacının satış üzerinden prim aldığı, fazla mesai ile priminde arttığı görülmektedir. Bu çalışma sistemine göre davacının yaptığı fazla mesainin zamsız kısmının ödendiği sadece zamlı kısmının ödenmediği kabul edilerek fazla mesai hesabının 1,5 katsayı yerine 0,5 katsayı ile yapılması, ödendiği anlaşılan primlerin ayrıca mahsubu yoluna gidilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.