Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/19773 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire9. Hukuk Dairesi
Esas No2016/19773
Karar No2020/7044
Tarih02.07.2020

"Davacının işvereninin şirket olması ve davacının davalı ...’ün şahsi işyerinde çalışmadığının anlaşılması karşısında bu davalı hakkındaki davanın reddi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir."

"Bu emsal karar, iş davalarında pasif husumet ehliyetinin, yani davanın kime karşı yöneltileceğinin doğru tespit edilmesinin önemini ortaya koymaktadır. Karar, tüzel kişiliğe sahip bir şirkette çalışan işçinin, alacak veya tazminat taleplerini şirket yetkilisine veya temsilcisine şahsen değil, doğrudan şirket tüzel kişiliğine yöneltmesi gerektiğini netleştirerek özellikle şirket yetkililerinin ve işveren tarafının elini güçlendirmektedir; zira iş ilişkisinin tarafı olmayan şahıslara yöneltilen davalar husumet yokluğu nedeniyle reddedilecek ve mahkeme ilamlarının icrası (infazı) aşamasında kimin sorumlu olduğuna dair ortaya çıkabilecek belirsizlikler kesin olarak engellenmiş olacaktır."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/19773 E. 2020/7044 K.

MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı Karşı Davalı İsteminin Özeti:

Davacı karşı davalı vekili, davalı şirkette 08.10.2011 tarihinde...,... şubesinde işe başladığını, sigortasının 3 ay sonrasında başlatıldığını, değişik şubelerde görevlendirildiğini son olarak... Şubesinde kıdem ve yol parası düşülerek görev yaptığını, son çalıştığı yerin evine uzak olmasına rağmen 150 TL yol parası kesildiğini, müdür yardımcısı iken satış danışmanlığına yöneltildiğini, kendisinin yetkili ile konuşup haklarını talep ettiğini, yetkili tarafından istemiyorsa çıkabileceğinin belirtildiğini, kendisini istifaya zorladıklarını, mobbing uygulandığını, müdür yardımcısı olduğu halde mal taşıma, işyeri temizleme gibi işlerin verildiğini, 19.06.2014 tarihinde telefonla işe gelmemesinin söylendiğini, noter kanalıyla haklarını talep ettiğini ancak ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin, yol parası ve prim alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı Karşı Davacıların Cevabının Özeti:

Davalılar vekili, dava dilekçesinin tavzihi ile dava ikame edilen şirket ile şahsın ayrı kişilikler olduğunu, davalı...’ün dava ile ilgisi olmadığından davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, davacının 14.11.2012 tarihinde belirli süreli iş akdi imzaladığını, davacının işveren tarafından yapılan sözlü ikazlara itibar etmeyerek savunma vermekten imtina etiğini, işyerinde uyulması gereken kuralara uymadığını, müşteri şikayetleri olduğunu, davacının tazminatlarımı verin atın beni dediğini, 19.06.2014 tarihinde mazeretsiz olarak işyerini terk ettiğini, karşı dava olarak davacıya verilen eğitimler ve sertifikalar uyarınca ihbar tazminatı, Türk Borçlar Kanunu’nun 439 maddesi uyarınca tazminat alacağının ödenmesine, asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C) Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, davacı iddiası uyarınca alınan gerçek ücretlerin SGK’ya asgari ücret üzerinden gösterildiği ve fazla mesailerin ödenmediği davacı tanık beyanları ile ispatlandığı, davacının ücret ve benzeri alacak unsurlarının gerçek ücret seviyesine göre ödenmesinin işverenin yükümlülüğünde olduğu, davalı şirket tarafından düzenlenen davacı 20-21-23.06.2014 tarihli devamsızlık tutanakları ve 30.06.2014 tarihli işten ayrılış bildirgesi uyarınca SGK’ya eksik gün bildirimi yapılmaksızın 30 gün üzerinden prim ödenmiş olduğu dikkate alındığında ise davalı şirket savunmalarının çelişkili olduğu bu nedenle davacı tanık beyanları ile davacı iddiasının ispatlandığı, iş akdinin davalı şirket tarafından geçerli ve haklı neden olmaksızın feshedildiği, iş akdi feshinden sonra düzenlenen devamsızlık tutanaklarının ise geçerli olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davacı dava dilekçesinde davalı olarak... ve parantez içinde “... Dayanıklı Tüketim Malları ve Klima Sanayi Ltd. Şti.” diyerek dava açmış, yargılama sırasında hem şahıs hem şirket yönünden vekaletname sunularak cevap verilmiştir. Gerekçeli karar başlığında dava dilekçesindeki gibi başlık oluşturulmuş, davalı olarak... yazılmış ve hüküm kurulurken davalı karşı davacıdan denilerek bir kısım hak ve alacaklara ve ferilerine hükmedilmiştir.

Mahkemenin öncelikle kimin davalı olduğunun açıklattırmaması ve bu hususu netleştirmemesi hatalıdır. Davacı vekili yargılama sırasında bu konuda bir açıklama yapmamıştır. Cevap dilekçesinde davalılar vekili bu hususa değinmiş, davanın... lehine husumet yokluğu nedeniyle reddini talep etmiştir.

Mahkemenin karar gerekçesinde husumete ilişkin hiçbir açıklama yapılmamış savunma olarak sadece şirketten bahsedilmiş ve davacının çalıştığı işyerinin şahsamı, yoksa şirketemi ait olduğu açıklanmamıştır.

Dosya kapsamından davacının işverenin şirket olduğu,...’ün şirket yetkilisi olduğu anlaşılmaktadır.

Davacının işvereninin şirket olması ve davacının davalı...’ün şahsi işyerinde çalışmadığının anlaşılması karşısında bu davalı hakkındaki davanın reddi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

3- Mahkemece hüküm fıkrasının dava ve karşı dava açısından tereddütsüz bir şekilde oluşturulması gerekirken karşı davanın reddinin parantez içinde belirtilmesi hatalıdır.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02/07/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.