Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/812 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire9. Hukuk Dairesi
Esas No2015/812
Karar No2015/11196
Tarih19.03.2015

"Somut olayın özelliği dikkate alındığında, kanunî süresi içinde tanıklarını bildiren davalı tarafın tanıkları dinlenmeden karar verilmesi hukukî dinlenilme hakkının ihlali niteliğindedir."

"Bu kural, yargılama sürecinde tarafların savunma haklarının kısıtlanamayacağını ve usul kurallarına uygun olarak sunulan delillerin mahkeme tarafından eksiksiz şekilde toplanması gerektiğini kesin bir dille ortaya koymaktadır. İşverenin yasal süresi içinde bildirdiği tanıkların yerel mahkemece dinlenmemesi adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlali olarak kabul edildiğinden, bu tür eksik incelemeler doğrudan bozma sebebi sayılarak işverenin elini usulen güçlendirmekte ve en temel savunma hakkını güvence altına almaktadır. Davacı işçiler için ise bu durum, yargılamanın usul hataları nedeniyle uzamaması adına her iki tarafın delillerinin kurallara uygun ve tam olarak toplanmasını yakından takip etmelerinin önemini vurgulayan temel bir usul uyarısıdır."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/812 E. 2015/11196 K.

MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ

DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, iş akdinin haklı veya geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı, davanın reddini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkeme, davacının iş akdinin haklı veya geçerli bir nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.

D) Temyiz:

Kararı davalı temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

Davacı, davalı işyerinde muhasebe müdürü olarak çalışmakta iken iş akdine son verilmeden evvelki son üç veya dört aylık dönemde sürekli olarak mobbinge maruz kaldığını, ahlak ve adaba sığmayacak dedikodu ve yakıştırmaların muhatabı yapıldığını ve neticeten 31.03.2014 tarihinde yöneticisinin “ya kendin istifa et tazminatını al ya da kovularak bu işyerinden ayrılacaksın ve tazminatını vermeyeceğiz” şeklindeki tehdidi ile istifaya zorlanarak iş akdine son verildiğini, kendisine ilk olarak sistemli mobbingin aynı AVM içerisinde çalışan bir başka işletme müdürü ile ilişki yaşadığına ilişkin dedikodular çıkartılarak çalışamaz haline getirilmesi olduğunu, bu asılsız dedikodular ve çalışma alanı içerisinde bulunan kişiler önünde küçük düşürülmesi nedeni ile istifaya zorlanıldığını ve önüne konulan istifa mektubunu imzalamak zorunda kaldığını iddia ederek, feshin geçersizliğine ve mali sonuçlarına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı işveren ise, davacı ile dava dilekçesinde adıgeçen işletme müdürünün aynı AVM de çalıştığını ve burada çalışanlarca tanındıklarını, esasen davacı beyanları ile de sabit olduğu üzere davacının adı geçen şahıs ile arkadaşlığı hakkında AVM içerisinde konuşulduğu ve bu durumdan Şirket çalışanlarının da haberdar olmasına karşın özel hayatıyla ilgili bu durumun davacıya yansıtılmadığını, ancak davacının bu durumdan rahatsızlığını yöneticisine bildirerek artık aynı AVM içerisinde çalışamayacağını ve özel hayatındaki sıkıntılar sebebi ile Şirketten alacağı tazminata ihtiyacının bulunduğunu söylediğinden, bu süreçte yaşanan sıkıntı ve işyerindeki olumsuz yansımaları sebebi ile davacının istifasının kabul edilerek yönetim ve takdir hakkı çerçevesinde davacının tüm yasal hakları ödenerek iş akdinin sonlandırıldığını savunmuştur.

Mahkemece, savunma ile çelişki oluşturacak şekilde davacıya tazminat ödendiği ve davacı tanık beyanına göre işverence istifaya zorlandığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu karar eksik incelemeye dayalıdır.

Zira; Mahkemece dinlenen tanık, davacı ile ilişki içinde olduğu iddia edilen işçi olup, salt bu işçinin beyanı ile istifa iradesinin fesada uğratıldığını kabul etmek isabetli değildir.

Dosya kapsamı, özellikle davacının yazılı beyanları ile tanığının ifadesinden davalı işyerinin bulunduğu AVM içerisinde davacı hakkında söylentilerin olduğu sabittir. Davalı işveren ise bu söylentiler sebebi ile davacının kendi iradesi ile istifa ettiğini savunmuş ve bu savunmasını tanık deliline dayanarak ispatlamak istemiştir.

Somut olayın özelliği dikkate alındığında, kanunî süresi içinde tanıklarını bildiren davalı tarafın tanıkları dinlenmeden karar verilmesi hukukî dinlenilme hakkının ihlali niteliğindedir.

Bu durumda Mahkemece yapılacak iş davalı tanıkları dinlenerek sonucuna göre istifa iradesinin baskı altında alınıp alınmadığının tespiti ile şayet istifa iradesinin sıhhatli olmadığı sonucuna ulaşılması halinde de dosya kapsamı ile sabit olan söylentilerin iş akışına tesirinin değerlendirilip buna göre karar verilmesi gereklidir.

Belirtilen sebeplerle, Mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak eksik incelemeye dayalı verilen kararın bozulması gerekmiştir.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.