Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015/26759 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire13. Hukuk Dairesi
Esas No2015/26759
Karar No2017/12218
Tarih07.12.2017

"4857 sayılı İş Kanunun 4.maddesinde yer alan açık hüküm nedeni ile taraflar arasındaki akdi ilişkiye İş Kanunu hükümleri uygulanamayacağından, davacı, İş Kanunu'nda düzenlenmiş olan tazminatları isteyemezse de, taraflar arasında Türk Borçlar Kanunu'nun 393 ve devamı maddelerinde düzenlenen bir hizmet sözleşmesi söz konusu olduğundan, TBK'nunun 431-438. maddelerine dayanarak makul bir tazminat talebinde bulunabilir."

"Bu emsal karar, mevzuat gereği İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan meslek gruplarında (örneğin uçucu personel) çalışanların, işverenlerinin baskısı veya haksız uygulamaları sebebiyle sözleşmelerini feshetmeleri durumunda hukuki korumadan yoksun kalmayacaklarını açıkça ortaya koymaktadır. Karar, İş Kanunu'na tabi olmayan çalışanların İş Kanunu'na özgü kıdem veya ihbar tazminatı gibi kalemleri talep edemeseler bile, Türk Borçlar Kanunu'ndaki genel hizmet sözleşmesi hükümleri uyarınca "makul bir tazminat" alabileceklerini belirterek çalışanın elini ciddi anlamda güçlendirmektedir. İşveren açısından ise bu kural, işçinin İş Kanunu'na tabi olmamasının kendisine sınırsız bir fesih veya baskı serbestisi tanımadığını, mobbing ve benzeri ihlallerde Borçlar Kanunu üzerinden doğabilecek makul tazminat yükümlülükleriyle karşı karşıya kalabileceğini göstererek işverenin fesih süreçlerini daha titiz yönetmesini zorunlu kılmaktadır. ---------"

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015/26759 E. 2017/12218 K.

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı şirkette 01.11.2001 terihinde kabin amiri olarak çalışmaya başladığını, davalı şirket tarafından mobbing uygulanarak kabin amirliğinden normal uçucu personel pozisyonuna alındığını ve çalışma süresi itibariyle kısmi emeklilik hakkını da kazanması nedeni ile 1.11.2012 tarihinde haklı olarak istifa ettiğini ileri sürerek, fazla hakları saklı kalarak 10.000 TL. kıdem tazminatının fesih tarihinden itibaren en yüksek faizi ile ödetilmesini istemiştir.

Davalı, davacının haksız istifası nedeni ile talepte bulunamayacağını ayrıca davacının iş kanununa tabi taleplerde bulunamayacağını savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacının 1.11.2001 tarihli tarihli sözleşme ile davalı şirkette kabin amiri olarak göreve başladığı, 01.11.2012 tarihli ihtar ile istifa ettiğini davacıya bildirdiği anlaşılmaktadır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşmenin davacı tarafından tek taraflı olarak feshedilmesinin haklı olup olmadığı ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri nedeniyle davalının davacıya karşı borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Davacı, davalı işyerinde kendisine baskı uygulandığını ve emeklilik hakkını da doldurduğu gerekçesi ile haklı olarak istifa ettiğini bildirmiş ve ıslah dilekçesi ile de, haklı olarak sözleşmeyi feshettiğinden, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre bir tazminata karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının iş kanununa tabi olmadığından tazminat isteyemeyeceği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir.

Dava, fesih tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanununun 393. ve devamı maddelerinde düzenlenen hizmet aktinden kaynaklanmakta olup, 4857 sayılı İş Kanunun 4.maddesinde yer alan açık hüküm nedeni ile taraflar arasındaki akdi ilişkiye İş Kanunu hükümleri uygulanamayacağından, davacı, İş Kanunu'nda düzenlenmiş olan tazminatları isteyemezse de, taraflar arasında Türk Borçlar Kanunu'nun 393 ve devamı maddelerinde düzenlenen bir hizmet sözleşmesi söz konusu olduğundan, TBK'nunun 431-438. maddelerine dayanarak makul bir tazminat talebinde bulunabilir. Bu nedenle mahkemece, öncelikle davacının istifasının sözleşme hükümleri değerlendirilerek haklı olup olmadığı hususu araştırılıp incelenmeli ve Türk Borçlar Kanununun 431-438. maddelerinde düzenlenmiş olan tazminat hakkı yönünden bir değerlendirme yapılarak, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelididr. Mahkemece, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açılanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 07/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.