Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/4767 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire4. Hukuk Dairesi
Esas No2022/4767
Karar No2024/12615
Tarih10.12.2024

"Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir."

"Bu emsal karar, kamu görevlilerinin salt görevlerini ifa ederken neden oldukları iddia edilen zararlarda husumetin kural olarak doğrudan memura değil idareye yöneltilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu hukuki ilke, yetkilerini olağan hizmet gerekleri çerçevesinde kullanan memurları şahsi malvarlıklarıyla hedef alınmaktan koruyarak kamu görevlilerinin idari süreçlerdeki elini güçlendirmekte, aynı zamanda zarar gören kişilerin de muhtemel tazminat alacaklarını ödeme gücü yüksek olan devlet kurumu muhataplığında tahsil etmesine olanak tanımaktadır."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/4767 E. 2024/12615 K.

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/250 E., 2022/313 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Safranbolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: K-2019/37 - 2020/171

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte davacı... ve vekili Avukat... ile davalılar vekili Avukat... geldiler. Davacı asıl ve tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 10.12.2024 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; Karabük Üniversitesinin kurucularından olan davacının Üniversitenin Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde çalışmaya başladığını, üniversite bünyesinde birçok görevlerde yer aldığını, 06.03.2018 tarihi itibariyle doçent unvanına hak kazandığını, davalıların Üniversite Rektörü ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölüm başkanı olduğunu ve kişisel kusurları ile davacıya karşı psikolojik baskı (mobbing) uyguladıklarını, Fetö operasyonlarında davalıların haksız yere ilgili birimlere davacının adını verip, davacının haksız soruşturma geçirmesine neden olduklarını, kamu nezdinde itibarsızlaştırmaya çalıştıkları ve görevini bırakması için bezdirme politikası uyguladıkları bu kabusa neden olan olaylar sebebiyle işgal ettikleri makamlardan bağımsız olarak davacıya karşı kişisel husumet beslediklerini belirterek dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 80.000,00 TL manevi tazminatın ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı... ve... cevap dilekçelerinde; davacıya karşı herhangi bir husumetin ve olumsuz tavır alınmasının söz konusu olmadığını, üniversite bünyesinde yürütülen Fetö-Pyd terör örgütü soruşturmalarının kurum tarafından yapıldığını, davacının iddia ettiği olayların gerçeği yansıtmadığını, davacı ile ilgili yapılan tüm işlemlerin yasal düzenlemeler çerçevesinde idari işlemler olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının alanında başarılı, akademik kariyeri olan elektrik-elektronik mühendisliği bölümünde doçent olduğu, çalıştığı üniversite bünyesinde rektör ve bölüm başkanı görevinde olan davalıların 2015 yılından itibaren davacıya çeşitli işlem ve davranışlarla mobbing uyguladığı dosyaya ibraz edilen belgeler ile tanık beyanları neticesinde ispatlanmış olup tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve ülkemiz genelindeki ekonomik şartlar ve alım gücü dikkate alınarak, manevi tazminatın veriliş amacı, tarafların kusur durumları, statüleri ile haksız fiilin işleniş biçimi göz önünde bulundurulduğunda, davalı bölüm başkanı...'in davacının alanı ve ders işlemleri ile ilgili yaptığı veya haklı sebep olmaksızın sürüncemede bıraktığı işlemler nedeniyle kusurlu olduğu, diğer davalı rektör...'ın ise davalı...'in yaptığı olumsuz iş ve işlemler karşısında sessiz kalarak desteklediği ve bunlara ek olarak Fetö üyeliği suçlaması akabinde davacının odasına asılan yazı içeriği ve davacının eşinin işten çıkartılmasına neden olması sebebi ile kusurunun bulunduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı...'tan tahsili ile davacıya verilmesine, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı...'den tahsili ile davacıya verilmesine, davacının maddi tazminat talebinin idari yargı alanında olduğu anlaşıldığından davanın görevsiz mahkemede açılması hasebiyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının Karabük Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünde yardımcı doçent olarak görev yaptığı, davalı...’ın aynı üniversitenin rektörü, davalı...’in ise bölüm başkanı olduğu, davacının iddia ettiği eylemler incelendiğinde, davalıların görev sınırlarını aşan kişisel kusur mahiyetinde bir eyleminin bulunmadığı, davalıların dava konusu eylemlerinin görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı gerçekleşen eylemler olup "hizmet kusuru" niteliğinde olduğu, bu nedenle Anayasa'nın 129/5 maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13/1 maddesi gereğince kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabileceğinden davalılara karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesi tarafından yanılgılı değerlendirme ile manevi tazminat talebi yönünden davanın esası incelenerek karar verilmesi ve kabule göre de maddi tazminat talebi yönünden idare aleyhine dava açılmadığından husumet nedeniyle davanın reddi yerine idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği bu nedenlerden dolayı davacı vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların şahsi kusurları ile gerçekleştirdikleri eylemleri yargılama süresince ispatlanmış olmasına rağmen şahsi kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle pasif husumet yokluğundan verilen usulden red kararının hukuka aykırı olduğunu, davalıların davacıya karşı bilerek ve isteyerek yetkilerini kötüye kullandıklarını, mevzuatta açık ve kesin olarak belirlenmiş bulunan görev ve yetki alanlarının sınırlarını aşarak davacıya baskı uyguladıklarını, idarenin işlem alanı dışına çıkarak ( davacının eşinin sözlü talimatla işinden atılmasını sağlamak, müvekkili hakkında öğrenciler nezdinde küçük düşürücü sözler söylemek, davacının odasının kapısına yazı asmak gibi ) kişisel eylemleri ile kusur işlediklerini, davacının iddialarının belgeye dayandığını ancak ilk derece ve istinaf mahkemesinin dosya kapsamındaki yazılı delilleri değerlendirilmediğini, dinlenen tanık ifadelerinin yok sayıldığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; davalıların şahsi kusurları nedeniyle davacıya karşı işlendiği iddia edilen haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların rektörlük seçminde başkasını desteklediği için davacıya mobing uygulandığını, Fetö operasyonlarında haksız yere adının verilerek haksız soruşturma geçirmesine neden olduklarını, bu süreçte odasının kapısı kilitlenerek kapının üzerine "... Bu odanın kapısı açılması yasaktır. Açanlar hakkında savcılık tarafından işlem yapılacaktır...." şeklinde kişilik haklarını zedeleyecek şekilde yazı asıldığını, algı oluşturmaya çalıştıklarını, davacıya iftira atıldığını, okulun en kıdemli hocası olan davacının okul içerisinde öğrenciler ve diğer personeller karşısında küçük düşürücü işlemlere maruz bırakıldığını, odasının tuvalet karşısına çok küçük bir odaya taşındığını, davacının bölümü ve ders işlemleri ile ilgili yaptığı tüm başvuruların haklı sebep olmaksızın kasten sürüncemede bıraktığını veya reddedildiğini, davalıların idari işlerin dışına çıkarak ayrıca davacının eşinin sözlü talimatla işinden atılmasını sağladıklarını beyanla davalıların kişisel kusurları nedeniyle davacıya haksız fiil uyguladıklarını beyan etmiştir.

Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.

Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalıların eylemelerinin kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında, hizmet kusuru nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olup, öncelikle bu iddialar doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince davacının maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden esastan inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

32.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2024 tarihinde Üye...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.