Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/18054 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire9. Hukuk Dairesi
Esas No2016/18054
Karar No2020/6134
Tarih22.06.2020

"Mahkemece harçtan muaf olduğu belirtilerek karar-ilam harcından muaf tutulan davalı Üniversiteye yargılama giderlerine davacının yatırdığı harçlar katılarak harç yüklenmesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir."

"Bu kural, kendi kuruluş kanunları veya özel yasalar uyarınca harçtan muaf tutulmuş kamu tüzel kişileri aleyhine açılan davalarda yargılama giderlerinin nasıl paylaştırılacağına dair önemli bir usul ilkesi getirmektedir. Davayı kazanan tarafın dava açarken yatırdığı harç masraflarının, mahkemece genel yargılama gideri adı altında toplanarak harçtan muaf olan kamu kurumuna yansıtılamayacağı, bu tür harçların idareye yükletilmesinin hukuka aykırı olduğu ifade edilmektedir. Bu hüküm, özellikle üniversiteler veya bakanlıklar gibi kurumsal yapıların dava kaybetseler dahi ek harç maliyetlerine katlanmasını önleyerek işveren konumundaki idarenin elini güçlendirmekte, davacı işçilerin ise haklı çıktıkları bir davada kendi yatırdıkları harçları muafiyeti olan kurumdan tahsil edemeyeceklerini bilerek usuli adımlarını planlamalarını gerektirmektedir."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/18054 E. 2020/6134 K.

MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 28.09.2006-13.08.2014 tarihleri arasında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğunu, alt işverenlerin sürekli değiştiğini ancak davacının kesintisiz olarak çalıştığını, en son ücretinin net 1.450,00 TL olduğunu, davalı işyerinde vardiyalı sistemle çalışma olduğunu, gündüz vardiyasının 08:00-20:00, gece vardiyasının ise 20:00-08:00 saatleri arasında olduğunu, davacının genel tatil günlerinin tamamında çalıştığını, bu çalışmaların karşılığı olan ücretlerin ödenmediğini, davalı işyerinde davacıya mobbing uygulandığını, sürekli olarak nöbet yerlerinin değiştirildiğini, davacıya ilave tediye ücretlerinin ödenmediğini, yıllık izinlerin tam olarak kullandırılmadığını, iş akdinin de bu nedenlerle davacı tarafından haklı olarak feshedildiğini iddia ederek, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve ilave tediye ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı... Koruma ve Güvenlik Hiz. Ltd. Şti. vekili, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, iş akdinin davacı tarafından istifa suretiyle feshedildiğini, davalı müvekkili şirketin son ihale döneminin 01.03.2014-31.08.2014 tarihleri arasında olduğunu, davacının ücretinin net 1.177,00 TL, brüt 1.744,00 TL olduğunu, ayrıca 59,00 TL yemek ve 155,00 TL de yemek ücreti ödendiğini, ücretlerin tamamının bankadan yapıldığını, davalı işyerinde davacının 12/36 saat sistemi ile çalıştığını ve fazla mesai yapmadığını, genel tatil günlerinde çalışması halinde karşılığı olan ücretlerin ödendiğini, yıllık izinlerinin kullandırıldığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı... vekili, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının yüklenici firmaların çalışanı olduğunu, bu nedenle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının taleplerinin belirlenebilir olduğunu, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının 28.07.2014-14.08.2014 tarihleri arasında yıllık iznini kullandığını ve izin dönüşünde iş başı yapmadığını, buna ilişkin tutanakların tanzim edildiğini, iş akdinin de bu nedenle haklı olarak feshedildiğini, davacının fazla mesai yapmadığını, genel tatil günlerinde çalışmadığını, fazla mesai yapması ve genel tatil günlerinde çalışması halinde de karşılığı olan ücretlerin ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı yasal süresi içinde davalılar vekilleri temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacı işçinin ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

İlave tediye alacağının kapsamı, yararlanacaklar, yararlanma şartları, miktarı ve ödeme zamanı 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması hakkındaki kanun ile düzenlenmiştir. Kanun 1. maddesinde devlet ve ona bağlı kurumların hangileri olduğu, ayrıca yararlanacak kişiler açıkça belirtilmiştir.

Buna göre;

A. İşveren kapsamı yönünden devlete ve ona bağlı olmak üzere,

  1. Genel, Katma ve Özel bütçeli daireler,

  2. Sermayesi değişen kurumlar,

  3. Sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan şirket ve kurumlar ve bunlara bağlı kuruluşlar,

  4. Belediyeler ve belediyelere bağlı kuruluşlar,

  5. 3460 ve 3659 sayılı kanun kapsamına giren, sermayesinin tamamı devlete ait olan veya bu sermeye ile kurulan iktisadi devlet kuruluşları,

  6. Yukarda belirtilenlerden olmayan diğer kurum, banka ve ortaklıklar olarak yasada açıkça belirtilmiştir.

3460 sayılı yasa bugün itibari ile yürürlükte olan bir yasa değildir. 3659 sayılı yasa ise, banka ve devlet kurumlarında çalışan memurların aylıkları ile ilgili düzenleme getirmiş ve halen yürürlüktedir. Bu yasanın 1. maddesinde, kapsama giren kurumlar daha ayrıntılı açıklanmıştır.

Bu kapsamda yukarda belirtilen kurumlarca, sermayesinin yarısından fazlasına iştirak suretiyle kurulan kuruluşlar ve bunların aynı nispette iştirakleriyle vücut bulan kurumlar, ticaret ve sanayi odaları ve borsalar veya satın alınıp belediyelere bağlanan müesseseler de kanun kapsamına alınmıştır.

Keza 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerden oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ekli cetvellerde sayılmıştır. Bu cetvellerde Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu idareleri, Özel Bütçeli İdareler, Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar ve Sosyal Güvenlik Kurumlarında çalışanların kanun kapsamında olduğunun kabulü gerekir.

Sonuç itibari ile kapsam bakımından, devlet tarafından yasa ve yasanın verdiği yetki ile idari işlemle kurulan ve kamusal yetki ve ayrıcalıklardan yararlanan kamu tüzel kişilikleri ve bunlara bağlı kuruşlarda iş sözleşmesi ile çalışanlara uygulanacağı görülmektedir.

B. İşçi yönünden kapsama gelince:

İş Kanunu kapsamına girsin girmesin, yukarda belirtilen devlet ve ona bağlı kurumlarda İş Kanunu’nun 1. maddesindeki tanıma göre işçi sayılan herkes bu alacaktan yararlanacaktır. Kanun, 4857 ve 1475 sayılı İş Kanunu’ndan önceki İş Kanunu’na atıfta bulunmuştur. 4857 sayılı İş Kanunu işçi tanımına 2. madde de yer vermiştir. Buna göre “bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi” denir. O halde bir iş sözleşmesine dayanarak, yukarda belirtilen kurumlarda çalışan her işçiye ilave tediye ödemesinin yapılması gerekir.

C. Ödenecek ücret yönünde kapsam:

Maddenin son cümlesinde yukarda belirtilen işyerlerinde çalışan işçilere ücret sistemleri ne olursa olsun her yıl için birer aylık ücret tutarında ilave tediye ücreti ödeneceği belirtilmiştir. Devlet ve ona bağlı maden işletmelerinin yeraltında çalışan işçilere, ayrıca bir aylık ödeme dışında birer aylık daha ödemenin yapılacağı kanunun 2. maddesinde açıklanmıştır.

Kanunun 3. maddesinde, işçilere her yıl için birer aylık (yeraltında çalışan işçilere her yıl için ikişer aylık) ilave tediye dışında, birer aylık ücret istihkaklarını geçmemek üzere Bakanlar Kurulu kararı ile aynı oranda bir ilave tediye ödemesi yapılabileceği belirtilmiştir.

Keza kanunun Ek 1. maddesi ile ilave tediyelerin Toplu İş Sözleşmesi ile kararlaştırılması halinde buna sınır getirilmiş ve “Bu Kanun uyarınca işçilere yapılan ilave tediyelerden ayrı olarak, her yıl için her biri bir aylık istihkakları tutarını (hafta ve genel tatil ücretleri dahil) geçmemek şartıyla toplu iş sözleşmeleri ile en çok iki ikramiye daha verilebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Toplu İş Sözleşmesi ile yukarda belirtilen kurumlarda çalışan işçilere en çok iki ay daha ilave tediye ödeneceğinin kararlaştırılabileceği, bu miktar üzerinde ödeme yapılacağı şeklindeki düzenlemenin yasal sınırı aşan miktarda geçersiz olacağını kabul etmek gerekir.

Kanun, kapsam içinde olmayan ancak Toplu İş Sözleşmesi uygulanacak işyerleri içinde ek 2. madde ile bir sınırlama getirmiş ve kapsamda kalmayan işyerlerinde Toplu İş Sözleşmeleri ile en çok 4 aylık, yeraltındaki işyerlerin de ise en çok 5 aylık ilave tediye oranında ücret ödeneceği kuralına yer vermiştir. Ancak bu tür işyerlerinde Toplu İş Sözleşmesi ile kararlaştırılan bu tür ödemeleri ilave tediye olarak değil, akdi ikramiye olarak kabul etmek yerinde olacaktır.

Kanunun 4. maddesine göre, ilave tediye alacağının ödeme zamanını, Bakanlar Kurulu belirler. Bakanlar Kurulunun kararı ile ilave tediye alacağı muaccel hale gelir. Ödeme zamanı belli taraflarca kararlaştırılmadığından, Borçlar Kanunu 101. maddesi uyarınca, temerrüt için alacaklının ihtarına gerek vardır. İlave tediye alacağı yasadan kaynaklandığından, talep halinde temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekir.

Aynı madde de ilave tediye alacağının nasıl hesaplanacağı ve kesinti yapılıp yapılmayacağı belirtilmiştir. Buna göre aylık olarak bu alacağın hesaplanmasında, fazla mesai, evlilik, çocuk zamları veya primleri, ayni yardımlar, hafta ve genel tatil ücretleri gibi esas ücrete dahil olan ödemeler dikkate alınmaz. Bu düzenleme nedeni ile ilave tediye alacağının bir ay için 26 gün üzerinden hesaplanması gerekir.

İlave tediye alacağından sigorta primleri kesilmez. Ancak 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı yasanın 80/c ve 105. maddeleri uyarınca ücretin eki niteliğindeki bu ödeme, 1.10.2008 tarihinden itibaren sigorta prim kesintisine tabidir.

İlave tediye alacağı, ödeme tarihinde işçinin işinden ayrılmış olup olmadığına bakılmaksızın hak edilen yıl içinde o yerde veya aynı idare, teşekkül ve müesseseye ait muhtelif yerlerde geçmiş olan hizmetlerinin toplamı oranında ve son çalıştığı yerde ödenir. İşçi tam yıl çalışmamış ise, ilave tediye o yıl için kıstelyevm esasına göre hesaplanıp ödenecektir.

İşçinin ilave tediye alacağına esas olacak çalışma süresinin hesaplanmasında iş sözleşmesinin devamı müddetine rastlayan yasal ve idari izinler, hastalık izinleri, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri, çalışılmış gibi hesaba katılır.

Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi davalı üniversiteden iş alan alt işveren işçisi olarak çalışmış olup, davacının 6772 sayılı Kanun'dan kaynaklanan ilave tediyeye hak kazanması mümkün değildir. Mahkemece ilave tediye ücreti talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.

3-Mahkemece harçtan muaf olduğu belirtilerek karar-ilam harcından muaf tutulan davalı Üniversiteye yargılama giderlerine davacının yatırdığı harçlar katılarak harç yüklenmesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 22/06/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.