Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2015/25850 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire7. Hukuk Dairesi
Esas No2015/25850
Karar No2015/20657
Tarih27.10.2015

"İşçi ücretlerinin tam ve zamanında ödenmemesi 4857 Sayılı İş Kanunu 24.maddesinde haklı fesih sebepleri arasında sayılmıştır. Ödenmeyen ücretin az veya çok olmasının bir önemi yoktur. Ücretin tam olarak ödenmesi asıldır."

"Bu karar, ücretin işçi açısından taşıdığı yaşamsal önemi vurgulayarak, işverenin ücret ödeme borcunu tam olarak yerine getirmemesi halinde işçiye sözleşmeyi bitirme konusunda çok güçlü bir hak tanımaktadır. İşveren tarafından eksik ödenen veya ödenmeyen tutarın ne kadar küçük ya da önemsiz olduğuna bakılmaksızın, ödemenin eksik yapılması eylemi tek başına işçiye sözleşmeyi derhal ve haklı nedenle feshederek kıdem tazminatını talep etme imkanı verir; bu sayede işçinin emeğinin tam karşılığını alması güvenceye alınırken işveren üzerinde ücretlerin eksiksiz yatırılması hususunda kesin bir hukuki baskı kurulur."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2015/25850 E. 2015/20657 K.

(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2015/25850 E., 2015/20657 K.

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava Türü : Alacak

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi süresi içinde davacı vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 27.10.2015 Salı günü belirlenen saatte temyiz eden davacı... vekili Av.... ile davalı...Tic.A.Ş. vekili Av.... geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:

1-.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.

2-Davacı vekili, davacının 02/12/1998-18/04/2013 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini baskılar nedeniyle kendisinin feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile fazla çalışma ve ikramiye alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece davacı haklı feshi ispatlayamadığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.

Somut olayda mahkemece davacının fazla çalışma yaptığını ispatlayamadığı, haftalık 42 saat çalıştığı, bazı haftalarda 1 veya 2 kere 1-1,5 saat mesai saati aşılsa da haftalık 45 saatin aşılmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir.

Davacı tanıklarından Bahattin Mahkeme’nin kabulünde olduğu üzere hafta içinde 07:00-15:30 ve 12:30-21:00 şeklinde mesai sistemi bulunduğunu 1,5 saat ara dinlenme yapıldığını iki yönetici olduğundan haftada 6 gün çalışsalarda 1 gün gelmeyen yönetici yerine diğerinin 07:00-21:00 saatleri arasında çalıştığını ifade etmiştir. Davalı tanıklarından Ali Dikici de aynı saatleri belirtmekle birlikte davacı tanığı Bahattin ifadesini doğrular şekilde davacı ile karşılıklı olarak anlaşarak birisi haftalık iznini kullanırken diğerinin bütün gün çalıştığını beyan etmiştir.

Tanık ifadelerinden açıkça anlaşılacağı üzere davacı haftada 5 gün günde 8,5 saat çalışmakta 6.gün ise 07:00-21:00 saatleri arasında 2 saat ara dinlenme yaparak günde 12 saat çalışmaktadır. Günlük 11 saati aşan fazla çalışmaların günlük sistemde hesaplanması gerekir ise de davacının haftalık çalışması 47 saat olup 45 saati aşan 2 saatlik fazla çalışması gerçekleştiğinden işçi lehine olan hesaplama daha uygundur.

Mahkemece davacının haftada 2 saat fazla çalışma yaptığı dikkate alınmaksızın fazla çalışma yaptığını ispatlayamadığı gerekçesi ile bu alacağın reddine karar verilmesi hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.

3-İşçi ücretlerinin tam ve zamanında ödenmemesi 4857 Sayılı İş Kanunu 24.maddesinde haklı fesih sebepleri arasında sayılmıştır. Ödenmeyen ücretin az veya çok olmasının bir önemi yoktur. Ücretin tam olarak ödenmesi asıldır. İşveren işçinin ücretini eksik ödeyemeyeceği gibi 62.madde gereği yazılı muvafakat olmadıkça ücretten kesinti de yapamaz.

Somut olayda davacı 18/04/2013 tarihli noter ihtarnamesinde yıllık izin, fazla çalışma, ikramiye alacakları ödenmediği, mobbing yapıldığı ve çalışma şartlarının ağır olduğu gerekçesi ile iş sözleşmesini feshetmiştir. Davacı fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini kendisinin feshettiğini iddia ettiğinden, üst düzey yönetici olmayıp çalışma saatlerini kendisi belirlemediğinden, yukarıda açıklandığı üzere fazla çalışma ücreti alacağı bulunduğundan iş sözleşmesini feshinin haklı olduğu dikkate alınmadan kıdem tazminatı talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalıdır.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 1100,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 27.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.