Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/19200 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire22. Hukuk Dairesi
Esas No2017/19200
Karar No2019/1714
Tarih23.01.2019

"Şu halde, muvafakat alınmamışsa da işyerinde yapılan fazla çalışmalara katılan ve ücretini alan davacı işçinin bu nedenle iş akdine son vermesi haklı nedene dayalı kabul edilemez."

"Bu hüküm, usule ilişkin şekli eksikliklere rağmen fiili durumun işçi tarafından benimsenmesinin doğuracağı sonuçları netleştirerek işverenlerin elini önemli ölçüde güçlendirmektedir. İşçi, iş ilişkisinin başında veya ilgili dönemde fazla mesaiye dair açık bir onay vermemiş olsa dahi, eğer çalışma süresi boyunca itiraz etmeksizin fazla mesailere kalmış ve bu mesailerin karşılığı olan ücreti tahsil etmişse, daha sonra sırf şekli bir onay eksikliğine dayanarak iş sözleşmesini tek taraflı sonlandıramayacaktır. Karar, fiili olarak kabullenilmiş ve ücreti alınarak yürütülmüş bir çalışma düzeninin daha sonradan işçi tarafından kıdem tazminatı alabilmek amacıyla bir haklı fesih gerekçesi olarak kullanılamayacağını kesin bir dille ortaya koymaktadır."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/19200 E. 2019/1714 K.

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

DAVA TÜRÜ: ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı vekili, müvekkilinin 22.08.2011- 26.02.2015 tarihleri arasında davalı şirketin......'de bulunan... Bölge Müdürlüğünde servis teknikeri olarak çalıştığını,...’e yakın...,...,...,... gibi illerde de servis hizmeti verdiğini, sabah 08.30 akşam 20.00-21.00 saatlerine kadar çalıştığını, ayda üçyüz saati aşan fazla mesaiye zorlandığını, hafta tatilinin kullandırılmadığını, resmi tatillerde de çalıştırıldığını, müvekkilinin çalışma şartlarının günden güne ağırlaştığını, İş Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırı bir şekilde çalışmak istemeyen müvekkili için iş ilişkisinin devamı sürekli işten çıkarılacağı baskısı ve tehdidi altında olduğundan çekilmez hale geldiğini, davalı işveren tarafından çalışma koşulları ile ilgili yanıltıldığından ve genel olarak davalı işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışları nedeniyle müvekkili için iş ilişkisi çekilemez hale geldiğinden müvekkilinin iş akdini İş Kanunu'nun 24. Maddesinin 2-a bendi gereğince haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı alacağının davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı vekili, davacının ücretlerinin hepsinin kendisine banka kanalı ile ödendiğini, davacının iddia ettiği gibi kendisine kesinlikle mobbing ve baskı uygulanmasının söz konusu olmadığını, davacının feshinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshi uyuşmazlık konusudur.

Somut olayda, davacının davalı işyerinde 22.08.2011-26.02.2015 tarihleri arasında servis teknikeri olarak çalıştığı ve iş sözleşmesinin davacı vekili tarafından noter aracılığı ile davalı şirkete gönderilen 25.02.2015 tarihli ihtarname ile, “….Müvekkil, şirketinizde 22.08.2011 tarihinden bu yana servis teknikeri olarak görev yapmaktadır. Müvekkil, tarafınızla şifahi olarak defalarca görüşmesine rağmen yasal fazla mesai sınırının çok üzerinde, ayda üçyüz saati aşan fazla mesaiye zorlanmış, fazla mesaiye kalmak istemediğini bildirdiği zamanlarda iş akdinin tarafınızca feshedileceği ve işten çıkarılacağı yönünde tehditlerinize maruz kalmıştır. Ayrıca, iş sözleşmesinde haftada iki gün hafta izni yapacağı hüküm altına alınmasına rağmen kış sezonunda bir gün dahi hafta izni kullanamayan ve çalışmaya zorlanan müvekkilin anayasal dinlenme hakkı da gasp edilmiştir. Müvekkil, bunun yanı sıra servis hizmeti vermek için gittiği müşterilere sorumlu olduğu faaliyet alanı dışında adeta bir pazarlamacı gibi garanti-sat uygulaması kapsamında bakım sözleşmesi imzalatmaya ve tesisat temizleme spreyleri satmaya mecbur kılınmıştır. Müvekkil tarafınıza yalnızca servis hizmetini yürütmek istediğini beyan ettiğinde, tarafınızca duyuru panolarına asılan istifa listelerini imzalaması söylenmiştir. Hafta izni dahi kullanamayıp günde oniki saat çalışmaya zorlanan müvekkil iş yoğunluğu nedeniyle servis hizmeti verdiği sırada kombi kablosunu yanlış bağlamış, bu işlem akabinde müşteri tarafınızca zararının karşılanmasını istediğinde 500,00 TL tutarındaki müşteri faturası İş Kanunu'na aykırı olarak müvekkilin ücretinden kesilmiş ve müvekkil savunma doldurmaya mecbur kılınmıştır. Müvekkilin fazla mesai yapacağı, hafta izinlerini kullanamayacağı ve servis hizmeti dışında da çalıştırılacağı hususları kendisiyle imzalanan iş sözleşmesinde yer almamakla birlikte bu konularda müvekkil tarafınızca da...latılmayarak ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranılmıştır. Tüm bunların yanı sıra müvekkil iş sağlığı ve güvenliğine aykırı olarak eğitimini almadığı cihazlara müdahaleye de zorlanmıştır. Müvekkilin çalışma şartları günden güne ağırlaşmış, İş Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırı bir şekilde çalışmak istemeyen müvekkil için iş ilişkisinin devamı sürekli işten çıkarılacağı baskısı ve tehdidi altında olduğundan çekilmez hale gelmiştir...” gerekçeleriyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. Maddesinin 2-a bendi gereğince haklı nedenle feshedildiği anlaşılmıştır.

Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davacının her ne kadar fazla mesai ücretleri ödenmiş ise de ücret bordrolarında belirtilen miktarda fazla mesai yaptırılması dikkate alındığında çalışma saatleri itibariyle aleyhe ağırlaşması nedeniyle davacının iş akdine haklı nedenle son verdiği kabul edilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriği ile örtüşmemektedir.

Dosya içerisinde davacıya ait tarafların imzası bulunan iş sözleşmesi bulunmamaktadır. Yine davacının işyerindeki çalışma düzenine ilişkin yazılı bir delil de sunulmamıştır. Davacının tüm çalışma dönemine ilişkin imzasız ücret bordrolarında hemen hemen tüm aylarda fazla çalışma ücreti tahakkuk ettirilerek ödendiği görülmektedir. Nitekim aksi davacı tarafından da iddia edilmemiştir. Davalı işyerinde fazla çalışma yapıldığı açık ise de fazla çalışmalar ile ilgili olarak davacı işçiden muvafakat alınmamıştır. Fazla çalışma yapılmasına ilişkin alınması gerekli muvafakatin sonucu, işçinin fazla çalışmaya itiraz edememesidir. Fazla çalışmaya muvafakat eden işçi fazla çalışmadan kaçınamaz. Davacı işçi ise, fazla çalışma yapılmasına ilişkin muvafakati alınmadığından fazla çalışmalara katılmak zorunda değildir. Ancak dosya içeriğine göre, davacı işçi tüm çalışma döneminde fazla çalışmalara katılmış ve ücretini almıştır. Şu halde, muvafakat alınmamışsa da işyerinde yapılan fazla çalışmalara katılan ve ücretini alan davacı işçinin bu nedenle iş akdine son vermesi haklı nedene dayalı kabul edilemez. Öte yandan, davacının bildirdiği diğer fesih nedenlerinin ispatına yönelik dosya kapsamında yeterli bilgi ve belge bulunmadığı hususu da birlikte değerlendirildiğinde kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 23.01.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.