Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/15587 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire9. Hukuk Dairesi
Esas No2016/15587
Karar No2020/4875
Tarih04.06.2020

"...davacının Mahkemece tespit edilen ücretinin SGK’na prime esas kazanç olarak bildirilen ücretinden fazla olması davacının haklı nedenle iş aktini feshettiğini göstermektedir."

"Bu içtihat, gerçekte aldığı maaşın altında bir asgari tutarla sosyal güvenlik kurumuna bildirilen işçilere iş sözleşmesini derhal ve haklı nedenle feshetme imkanı tanıyarak kıdem tazminatı yolunu açmaktadır. Uygulamada sıkça rastlanan, işçi maaşının bir kısmının bankadan düşük tutarla yatırılıp kalan kısmının elden verilmesi eylemi, işverenin yasal yükümlülüklerini açıkça ihlal etmesi anlamı taşımaktadır. Bu emsal hüküm sayesinde işçi, sırf sigorta primlerinin gerçek maaşı üzerinden eksik yatırılması gerekçesiyle işi bıraktığında haksız yere istifa etmiş sayılmayacak, bilakis haklı fesih yapmış kabul edilerek kıdem tazminatını alma konusunda elini son derece güçlendirecektir."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/15587 E. 2020/4875 K.

MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı isteminin özeti:

Davacı vekili, davacının 2009 yılı Ekim ayında davalı firmaya ait Gebze'de bulunanotelde kat görevlisi olarak çalışmaya başladığını, davacının kısa bir süre sonra otelde bulaşıkçı olarak görevlendirildiğini, davacının en son net 1.100 TL. olup, davacının sigorta primleri asgari ücret üzerinden yatırıldığını, maaşın asgari ücrete denk gelen kısmının bankadan ödendiğini, geriye kalan kısmının elden ödendiğini, davacının işe girdiği ilk günden itibaren 5 yıl geçmesine rağmen asgari ücretle çalıştırıldığını, davacının 17.06.2014 tarihinde...Noterliği'nin 8198 yevmiye sayılı ihtarnameyi davalı firmaya göndererek iş saatlerinin, sigorta primlerinin düzenlenmesini istediğini, ancak davalı firma bu gelişme üzerine, davacıya mobbing daha fazla uygulanmaya başladığını, davacıya telefonda tehditler edildiğini, buna ilişkin ses kaydı da davacının da mevcut olduğunu, davalı firma davacının kıdem tazminatının ödeneceğini, ancak öncelikle istifa etmesi gerektiğinin söylediğini, davacıyı hileli hareketlerle kandırdığını ve tazminatı ödemediğini, davacının ilk 5-6 ay kat görevlisi olarak çalıştığında sabah 08.00'da işe girdiğini, 17.30'da işten çıktığını, haftada 6 gün çalıştığını, davacının bu çalıştığı süre boyunca fazla mesai ücretlerini hiçbir zaman ödenmediğini, davacının 2 yıl süre ile sabah 07.00 'da işe başladığını, akşam 17.30'da işten ayrıldığını, bu zamanlara ilişkin de fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, son 1,5 yıl ise davacının sabah 07.00'da işe başladığını, saat 13.00'de işten çıktığını, tekrar saat 17.00'da işe girdiğini, gece kapanışa kadar çalıştığını, kapanışın genelde saat 00.00'a kadar sürdüğünü, davacının davalı şirkette çalıştığı süre içerisinde resmi tatil hakkını son 1 yıl kullandığını, ondan önceki yıllar resmi tatillerde çalıştığını ve alacaklarının da ödenmediğini, davacının dini bayramlarda ise 2 gün izin kullandığını, Ramazan Bayramında 1 gün, Kurban Bayramında ise 2 gün çalıştığını, bu çalışmalara ilişkin alacaklarının da ödenmediğini, davacının son 1 yıllık ücretli izin hakkının kullandırılmadığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.

B)Davalı cevabının özeti:

Davalı vekili, davacının 03.10.2009 tarihinde müvekkili şirkette bulaşıkçı olarak işe başladığını, 22.04.2010 tarihinde ise iş sözleşmesi feshedilerek işi bıraktığını, davacının işi bıraktığı tarihe kadar bütün haklarını aldığına dair müvekkili şirketi ibra ettiğini, davacının 01.07.2010 tarihinde müvekkili şirkette bulaşıkçı olarak yeniden işe başladığını ve 25.07.2014 tarihinde istifa ederek işi bıraktığını, bütün haklarını aldığına dair müvekkili şirketi ibra ettiğini, davacının bu ikinci işinin, ilk işinin devamı olmadığını, davacının ilk işe ile ikinci işinin birbirinden tamamen bağımsız olduğunu, davacının müvekkili şirkette aldığı ücretin asgari ücret olduğunu, davacının maaşının tamamının banka hesabına yatırıldığını, davacının müvekkili şirketle yaptığı iş sözleşmesinde de, davacının alacağı ücretin asgari ücret olduğunu, davacının müvekkili şirketteki işinden kendi özgür iradesiyle istifa ettiğini, istifa dilekçesinin davacı tarafından yazıldığını ve imzalandığını, müvekkili şirket tarafından davacıya baskı ve mobbing uygulandığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının müvekkili şirkette bütün hak ve alacaklarını aldığını, davacının müvekkili şirkette hiçbir nam altında alacağı bulunmadığını, davacının müvekkili şirketteki ilk çalışmasında 1 yıldan az çalıştığı için şartları oluşmadığından, kıdem tazminatına hak kazanamadığını, davacının ikinci çalışmasında ise, istifa dilekçesinde de belirttiği üzere, şahsi özel nedenlerinden dolayı kendi özgür iradesiyle istifa ederek ayrıldığından kıdem tazminatına hak kazanamadığını, ayrıca davacının icra dairelerinde gelen borçlu olduğu alacaklara ilişkin olarak yapılan maaş haczi nedeniyle ücretinde kesintiler yapıldığını, davacının müvekkili şirketten talep ettiği alacaklarının 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

C)Yerel Mahkeme kararının özeti:

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının, davalıya ait işyerinde önce kat görevlisi olarak işe başladığı, bu dönem çalışmasının 22.04.2010 tarihinden işveren tarafından sona erdirildiği, kısa bir süre sonra işveren tarafından tekrar 01.07.2010 tarihinde yeniden işe alındığı ve bu kez bulaşıkçı olarak çalışmakta iken, davalı işverene gönderdiği Gebze 7.Noterliği'nin 17.06.2014 tarih ve 08198 yevmiye nolu ihtarnamesi ile işten ayrılması için mobbing uygulandığı, çalışma saatlerini kabul etmediği, belirtilen saatlerde çalışmayacağını, ayrıca almış olduğu aylık ücretlerin asgari ücret kısmının bankaya, üzerinin elden ödendiğini, bu nedenle iş akdini sona erdirdiğini işverene bildirerek, kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ücreti, resmi tatil ve genel tatil ücretlerinin tarafına ödenmemesini aksi takdirde yasal yollara başvuracağını ihtaren davalı işverene bildirdiği, davalı işverenin işbu ihtarnameyi 18.06.2014 tarihinde tebellüğ etmesine rağmen davacıya her hangi bir ödeme yapmadığı, bu doğrultuda; 10.09.2015 tarihli duruşmada dinlenen davacı asılın " Bana gösterilen Northstar Hotel Genel Müdürlüğü'ne hitaben yazılan 25.07.2014 tarihli istifa dilekçesindeki yazı bana ait değildir, ancak imza bana aittir, bu dilekçeyi baskı altında verdim şöyle ki; ben davalı işyerinde çalışırken fazla çalışma yaptırılıyordu, ücretlerim ödenmiyordu, çalışma saatlerim çok düzensizdi, günde 10 saat çalıştırılıyordum, ben iş güvenliği ile ilgili kurumun numarasını öğrendim, şimdi numarasını hatırlamıyorum, telefonla şikayette bulundum, ancak bu şikayetim üzerine bir işlem yapılmadı, bunun üzerine işverene noter ihtarı gönderdim, noter ihtarını alınca müdür... hanım beni çağırdı, bana kızdı, hakaret etti, senin hırsızlıkla suçlarız diye tehdit eti, bende o zaman çalışma saatlerimi düzenleyin dedim, o da bana mecbursun dedi, bu şekilde çalışacaksın dedi, sonra bir müddet daha çalıştım, daha sonra işverene yine çalışma saatlerim nedeniyle, yani 10 saat çalışıp ücretimin ödenmemesi nedeniyle istifa etmek istediğime dair dilekçemi verdim, ben... hanıma "size güvenmiyorum, ben çalışmak istemiyorum, beni işten çıkartın" dedim,... hanım bu dilekçeyi kabul etmedi, bayram öncesi bana gösterilen 25.07.2014 tarihli dilekçeyi yazılmış bir şekilde getirdi, dilekçeyi yazan... Hanım mı bir başka kişimi bilmiyorum, bana bunu imzalamazsan seni hırsızlıkla itham ederim, hiçbir yerde iş bulamazsın dedi, benden imzaladım, ben imzalamadan önce... hanıma yine size güvenmiyorum, ben çalışmak istemiyorum, beni işten çıkartın dedim,... hanım bana seni işten çıkartmak istemiyoruz, seninle çalışmak istiyoruz, ben işyerinde çalışırken daha önce 2009 yılından... Hanım muhasebeye bakıyordu,... hanım ile o dönemki müdür beni denemek için odaların birine koltuğa 20 TL. para bırakmışlar, ben temizlik yaparken kat görevlisiydim, 20 TL.'yi buldum, o gün yoğunluktan 20 TL.'yi bulduğumu söylemedim, ertesi gün... hanım beni çağırdı, müdür beyde geldi, bana odalarda bir şey buldun mu dedi, bende 20 TL. buldum, üzerimde vermeye fırsatım olmadı dedim, o zaman beni işten çıkardılar, yaklaşık 1,5 ay sonra patron beni çağırdı, ben yokken nahoş olaylar olmuş, ben seninle çalışmak istiyorum dedi, benimde işe ihtiyacım vardı, yeniden işe başladım, o nedenle... hanıma size güvenmiyorum, sizinle çalışmak istemiyorum dedim, ayrıca çalışma saatlerimin düzene konulmamasında da ayrıca 10 saatlik çalışma karşılığında fazla çalışma ödenmediği için çalışmak istemiyorum.” şeklinde beyanda bulunduğu, dosyada mevcut, davacı tarafından imzalı 25.07.2014 tarihli istifa dilekçesinin incelenmesinden; İçeriğinin "Çalışmakta olduğum görevimden kendi isteğimle özel nedenlerimden dolayı ayrılmak istiyorum. Gereğinin yapılmasını rica ediyorum." şeklinde olduğu, davacının davalıya ait işyerinde, 03/10/2009 - 22/04/2010 ve 01/07/2010 - 17/06/2014 tarihleri arasında çalıştığı, işverenin işyerine daveti üzerine 25/07/2014 tarihinde işyerine gittiğinde 25/07/2014 tarihli istifa dilekçesini çalışma saatlerinin düzenli olmaması ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesinden bahisle işverene verdiği, işten ayrılış tarihinin 25/07/2014, işten ayrılış nedenin (03) kodu ile “ Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi (istifa) ” şeklinde gösterildiği, davacı, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini iddia etmiş ise de; bu iddiasını ispatlayamadığından kıdem tazminatı isteminin reddine karar vermek gerektiği, dosyada mevcut, yıllık izin cetvelinin incelenmesinden; davacının 04.10.2010-20.10.2010 tarihleri arasında 14 gün, 07.07.2011-22.07.2011 tarihleri arasında 14 gün, 09.07.2012-25.07.2012 tarihleri arasında 14 gün, 01.06.2013-17.06.2013 tarihleri arasında 14 gün, 06.06.2014-21.06.2014 tarihleri arasında 14 gün olmak üzere, toplam 70 gün yıllık izin kullandığı, davacının davalı işyerindeki toplam hizmet süresi (4 yıl 7 ay 6 gün ) olup, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 53.maddesinin ilgili bentleri uyarınca, davacının kıdemine göre kullanması gereken yıllık izin süresi; 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca, 4 yıl x 14 gün = 56 gün olduğu, tüm bu tespitler doğrultusunda, davacının 70 gün yıllık izin kullandığı ve bu haliyle hak kazandığından daha fazla yıllık izin kullandığı, davacının yıllık izin ücreti alacağı bulunmadığı anlaşılmakla, davacının yıllık izin ücreti alacağı isteminin reddine karar vermek gerektiği, dinlenen davacı tanığı, davacı ile birlikte sadece 2 ay çalıştığını, haftada 6 gün çalıştığını beyan etmekle birlikte, davacının işe başlama saatini bilmediğini, akşam ise 17.00 veya 18.00 saatlerine kadar çalıştığını ancak tam olarak hatırlamadığını beyan ederek, davacının haftalık kaç saat çalıştığı hususunda net bir beyanda bulunmadığı, ancak, bu doğrultuda dinlenen davalı tanık beyanlarına göre ise, davacının haftalık yasal 45 saati aşan çalışması bulunmadığı, tüm bu nedenlerle, ispat külfeti davacı işçide olmasına rağmen, davacı tarafından usulüne uygun olarak ispatlanamayan fazla çalışma ücreti alacağı isteminin reddine karar vermek gerektiği, davacı vekili dava dilekçesinde, davacının resmi ve genel tatil günlerinde de çalıştığını, ancak ücretlerinin ödenmediğini beyan ettiği, ancak, bu doğrultuda dinlenen davacı ve davalı tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; dini ve milli bayramlarda tüm personelin çalışmadığı, nöbetçi olarak çalışma yapanlara ise, bu çalışma yerine ya daha sonra izin kullandırıldığı ya da ücret bordrosuna yansıtılarak karşılığının ödendiği, tüm bu nedenlerle, ispat külfeti davacı işçide olmasına rağmen, davacı tarafından usulüne uygun olarak ispatlanamayan resmi ve genet tatil ücreti alacağı isteminin reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

D)Temyiz:

Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

E)Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Somut uyuşmazlıkta, fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti bakımından;

Davacı tanığı bu konuda yeterli bilgiye sahip olmayıp ayrıca çok kısa bir süre çalışmıştır.

Davalı tanıklarına göre fazla mesai alacağı bulunmamaktadır ya da hesaplanamamaktadır.

Dava dilekçesi ekinde kısa süreler için “personel giriş çıkış çizelgesi” ve “çalışma programları” mevcuttur.

Bu belgelerden personel giriş çıkış çizelgesi elle doldurulmuş olup, davacı dahil başka işçilere atfen imzalar da mevcuttur ve davacının 07:00-17:00 saatleri arasında çalıştığı yazılıdır. Çalışma Programlarında davacının çalışma saatleri 07:00-17:00 saatleri arasında gösterilmiş ve çoğunda davalı tanığı D.O’ya atfen imza mevcuttur. Oysa davalı tanığı D.O. davacının çalışma saatlerini bilmediğini beyan etmiştir.

Bu belgeler gözetilmemiştir.

Ancak, dosyadaki diğer belgeler de bulunmaktadır ve bunlar arasında çelişkiler mevcuttur. Örnek olarak, 01/03/2014-12/03/2014 tarihleri arası için düzenlenmiş bulunan “... Hotel Personel Shift Çizelgesi” başlıklı belgede çalışan işçilerin imzası bulunmamaktadır, düzenleyenler de belli değildir, bu belgede davacı 08:00-16:00 ya da 16:00-24:00 saatleri arasında çalışmış görünmektedir.

Oysa aynı dönem için davalı tanığı...’ya atfen imza taşıyan “haftalık çalışma programı” adlı belgede 03/03/2014-09/03/2014 tarihleri arası için davadıcı için 07:00-17:00 saatleri arasında çalışma belirtilmiştir.

Yine örnek olarak, 01/03/2014-31/03/2014 tarih aralığındaki günlerde davacının vardiya saatlerinin matbu olarak gün gün, alt alta liste halinde gösterildiği ve “izinli” şeklindeki açıklamalı günler hariç her bir gün için davacıya atfen imza taşıyan belgede örneğin 10,11/03/2014 tarihlerinde davacının 08:00-16:00 saatleri arasında çalıştığı gösterilmiş ise de “... Hotel Personel Shift Çizelgesi” başlıklı aynı tarihleri kapsayan işçi veya işveren imzasını ya da onayını taşımayan belgede 10,11/03/2014 tarihlerinde davacının 16:00-24:00 saatleri arasında çalıştığı görülmektedir.

Açıklanan nedenler ile “... Hotel Personel Shift Çizelgesi” ile davacıya atfen imza taşıyan günlerin ve vardiya saatlerinin alt alta listelendiği belgelerin sıhhati ve davacıyı bağlayıcılığı konusunda kuvvetli şüphe oluşmaktadır.

Dosyada halihazırda mevcut olup da yukarıda sayılmayan puantajlar gibi davacının çalışma gün ve saatlerini gösteren diğer tüm belgeler de aynı şekilde incelenmeli, bu belgelerde de diğer belgeler ile çelişkiler var ise Mahkemece tespit edilmelidir.

Davalıya, 6100 sayılı HMK’nun 220. maddesine uygun işlem yapılarak, davacının çalışma gün ve saatlerini gösteren belgelerin tamamı istenmelidir. Davalıdan gelecek belgeler de yukarıda örneklenen şekilde çelişkili durumlarda olup olmadıkları, itibar edlip edilemeyecekleri bakımından incelenmelidir.

Taraf vekillerinden, dosyadaki puantajlar, yukarda belirtilen ve belirtilmeyen fakat dosyada mevcut sair imzalı / imzasız, onaylı/ onaysız tüm belgeler ile yukardaki çelişkiler hakkında detaylı açıklama alınmalı, gerekmesi halinde davacı asıl duruşmaya bizzat celbedilerek belgeler ve belgelerdeki çelişkiler kendisine açıklatılmalıdır.

Yukardaki çelişik durumlar hakkında davacı tanığı... Mahkeme tarafından yeniden celbedilmeli, davacının çalışma saatlerini gösteren ve davalı tanığı...nun imzasını taşıyan dava dilekçesi eki belgeler kendisine gösterilerek beyanı ile belgeler arasındaki çelişki kendisine açıklatılmalıdır. Ayrıca, davalı tanığı...ya, davalının dosyada mevcut tüm belgeleri, davalının belgelerinin düzenlenmesi ve davalının belgeleri arasındaki çelişki de açıklatılmalıdır.

Diğer tanıklar da gerekmesi halinde Mahkeme tarafından yeniden dinlenerek, davalının dosyada mevcut tüm belgeleri, davalının belgelerinin düzenlenmesi ve belgeler arasındaki çelişki hakkında detaylı beyanları alınmalıdır.

Belgelerden hangilerinin davacıyı bağlayıcı nitelikte olup olmadığı net bir şekilde tespit edilerek sonuca gidilmelidir.

Davacıyı bağlaması gereken belgelerin bulunduğunun tespit edildiği dönemler bakımından fazla mesai ücreti ile ulusal bayram genel tatil ücreti bu belgelere göre hükme bağlanmalıdır.

Belgesi davalıdan gelmeyen ya da gelmekle birlikte davacıyı bağlayıcılığı olmadığı anlaşılan belgelerin dönemleri hakkındaki fazla mesai iddiası bakımından, davacının mutfak kısmında çalıştığı dönem için 07:00-17:00 saatleri arasında 1 saat ara dinlemesi verilerek çalıştığı kabulü ile fazla mesai ücreti hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır.

Davacının mutfak bölümü dışında çalıştığı dönemler bakımından fazla mesai ücreti hakkında 6100 sayılı HMK.nun 220 maddesi uygulanarak sonuca gidilmelidir.

Belgesi davalıdan gelmeyen ya da gelmekle birlikte davacıyı bağlayıcılığı olmadığı anlaşılan belgelerin dönemleri hakkındaki ulusal bayram genel tatil çalışması iddiası hakkında 6100 sayılı HMK.nun 220 maddesi uygulanarak sonuca gidilmelidir.

Diğer yandan, karşı tarafı bağlamayacağı anlaşılan belgeler, belgeyi sunan tarafı bağlar. Bu nedenle, davacıyı bağlamayacağı anlaşılmakla birlikte davalıca mübrez belgelere göre davacının daha lehine olacak şekilde fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti hesaplanabileceği anlaşılıyor ise bu belgeler davacı lehine dikkate alınmalıdır. Taleple bağlılık ilkesi de gözetilmelidir. Davalı tarafından sunulu puantajlar, çalışılan gün vardiya imza listesi ve sair dosyadaki tüm belgeler fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti açısından bu yönü ile de değerlendirilmelidir.

Bu kapsamda, davalının ibraz ettiği puantajlar, çalışma / çalışma saati çizelgesi/ imza çizelgesi niteliğini taşıyan ve sair tüm belgeler ulusal bayram genel tatil ücreti bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Ulusal bayram genel tatil ücreti bakımından üzerinde durulması gereken bir diğer husus şudur: Mahkemece “nöbetçi olarak çalışma yapanlara bu çalışma yerine ya daha sonra izin kullandırıldığı ya da ücret bordrosuna yansıtılarak karşılığının ödendiği” yönündeki gerekçe ile red kararı verilmiş ise de ödeme belgesine dosyada rastlanmamıştır. Ulusal bayram genel tatil çalışması için sonradan izin kullandırılması ise bu çalışma karşılığı ücret ödeme borcunu ortadan kaldırmaz, ulusal bayram genel tatil çalışmasının karşılığı/ ücreti sonradan izin kullandırılarak ödenemez.

Ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışılması halinde, bu günlerde çalışılmasa da ödenmesi gereken yevmiyeye ilaveten bu günlerde çalışılması karşılığı çalışılan her gün için ilave 1 günlük yevmiye daha verilmesi gerekir. Ulusal bayram genel tatil günü çalışması günlük 7,5 saatten az da olsa, çalışılan her gün için 1 günlük ilave yevmiye hakedilir. Çalışılmasa da ulusal bayram genel taitl günü için ödenmesi gereken yevmiyenin ve ulusal bayram genel tatil gününün bordro gibi belgelerde ayrı bir başlık halinde gösterilmesi, bu günlerde çalışılmadığını ya da çalışma karşılığı ödenmesi gereken ilave yevmiyenin ödendiğini göstermez.

Bu nedenle, Mahkeme gerekçesinde ulusal bayram genel tatil günleri bakımından “çalışma karşılığının ödendiği” şeklinde belirtilen ödeme belgelerinin ne olduğuı, hangi ay/ hangi gün yapılan çalışma karşılığı olduğu da belirtilmek sureti ile somut şekilde ortaya konmalıdır.

Fazla mesai ücreti, ulusal bayram ücreti ödemesi belge yada ikrar dışında tanıkla, hatta tanık davacı tanığı beyanı ile ispatlanamaz.

Bu nedenle, çalışılmasa da ödenmesi gereken ulusal bayram genel tatil günü ücretine ilaveten çalışma karşılığı her gün için 1 günlük ilave yevmiyenin ödendiği yukarıda açıklanan şekilde ortaya konamayan sübut bulmuş ulusal bayram genel tatil çalışması var ise hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır.

3-Fesih ve davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı bakımından;

Davacı 17/06/2014 tarihli noterlik ihtarında sair bir kısım hususlar yanında sigorta primlerinin de tüm maaşı üzerinden yatırılmasını talep etmiş, aksi halde işten ayrılacağını belirtmiştir. Ardından, 25/07/2014 düzenleme tarihli istifa dilekçesini vermiştir. Noterlik ihtarı ile istifa dilekçesi arasındaki kısa süre ve davacının Mahkemece tespit edilen ücretinin SGK’na prime esas kazanç olarak bildirilen ücretinden fazla olması davacının haklı nedenle iş aktini feshettiğini göstermektedir.

Bu nedenler ile kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekirken reddi hatalıdır.

4-Dosyada mevcut 2 adet ibraname mevcuttur. Her ne kadar eldeki hükümde tüm talepler reddedilmiş ise de davanın kısmen ya da tamamen kabulü halinde bu ibranameler gündeme geleceğinden yeni bozmalara sebebiyet vermemek bakımından;

25/07/2014 tarihli ibraname 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun geçerli olduğu dönemde düzenlenmiş olup, 6098 sayılı Kanun’un aradığı koşulları taşımadığı için ibraname olarak geçersizdir. Ancak, bu ibranamede belirtilen 791,77 TL ödeme mevcuttur. Davacı asıl duruşmaya bizzat bu ödeme hakkında kendisinden sorulmak üzere celbedilerek bu paranın kendisine ödenip ödenmediği, ödendi ise hangi alacağı için ödendiği sorulmalıdır. Davacı asılın ödemenin gerçekleşmediğini ileri sürmesi halinde bankaya yatırılıp yatırılmadığı ve yatırılmış ise nasıl bir açıklama ile yatırıldığı bankadan araştırılmalı, bu şekilde hüküm altına alınan alacak kalemlerinden mahsubunun gerekip gerekmediği, mahsubu gerekiyor ise hangi alacak kaleminden / kalemlerinden ne miktarda mahsubu gerektiği irdelenerek neticeye gidilmelidir.

22/04/2010 tarihli ibraname de, henüz 1 çalışma yılını doldurmamış olan davacıya kıdem tazminatı, ihbar tazminatı da dahil, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, resmi tatil ücreti ile kanunlarla sağlanan diğer tüm haklar toplamı için 1070,89 TL ödendiği belirtildiğinden ibraname olarak geçersizdir. Ancak bu ibranamedeki 1070,89 TL’nın ödenip ödenmediği, ödenmiş ise hangi alacak kalemi için ödendiği, 25/07/2014 tarihli ibraname hakkında yukarıda açıklandığı şekilde araştırılarak mahsup yapılıp yapılmayacağı ve yapılacak ise hangi alacak kaleminden ne miktarda mahsup gerektiği irdelenip sonuca gidilmelidir.

F)SONUÇ:

Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04/06/2020 günü oybirliğiyle karar verildi.