Emsal Karar
"İşverenin haklı fesih nedenlerine dayanarak işçiye istifa dilekçesi vermesi halinde baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine de gerçek anlamda istifa olarak değer vermek mümkün olmaz."
"Bu kural, işverenin elinde işçiyi derhal işten çıkarabileceği geçerli ve haklı hukuki kanıtlar bulunsa dahi, süreci işçi üzerinde baskı kurarak ve onu istifaya zorlayarak yürütmesini bütünüyle hukuka aykırı bulmaktadır. Haklı nedene dayalı fesihlerde bile şekil şartlarına ve usulüne uygun davranılmasını emreden bu karar, işverenin yasal süreci işletmek yerine kestirme bir yolla risksiz bir sonuca ulaşma çabasını geçersiz kılar. Düzenleme, iş sözleşmesinin sonlandırılması aşamasında her halükarda dürüstlük kuralına ve fesih prosedürlerine riayet edilmesini zorunlu hale getirerek, işverenin olayda haklı dahi olsa usulsüz bir şekilde istifa beyanı alarak işçi aleyhine sonuç doğurmasını engeller."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2019/3478 E. 2019/20859 K.
MAHKEMESİ: İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ
MAHKEMESİ: GEBZE 2. İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalılar avukatlarınca istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davalılar avukatlarının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A)Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 11/12/2013 tarihinden itibaren Gebze OSB'de faaliyet gösteren... Gıda isimli iş verenin alt işvereni olarak faaliyet gösteren... Unvanlı şirkette çalıştığını, müvekkilinin asıl iş verene ati depoda sevkiyat yükleme işçisi olarak görev yaptığım, 04/11/2015 tarihine kadar aynı iş yerinde kesintisiz olarak çalıştığını, müvekkilin iş akdinin 04/11/2015 tarihinde feshedildiğini, davacı asıl işverenin... markası ile piyasada tanınan ve bilinen bir marka olduğunu, alt işveren bünyesinde çalışan davalının depo kısmında sevkiyat yükleme işçisi olarak çalıştığını, davalı asıl iş verenin büyük çoğunluğunun... Konfederasyonuna bağlı... Iş sendikasına üye olduğunu, işçilerin bu sendika haricinde başka sendikalara üye olmaları veya üye olmak için en küçük bir girişimde dahi bulunmaları halinde işten atılmalarına sebep olduğunu, alt işveren bünyesinde çalışan işçilerin ise genellikle sendikasız olarak çalıştıklarını, sendika üyesi işçilere ve sendika değiştiren işçilere baskı uygulandığını, müvekkilin sendikalı olduğunu ve sosyal paylaşım sitelerinden diğer işçilere de sendika ile ilgili paylaşımda bulunduğunda iş veren tarafından gerçek dışı beyanlarla savunmasının istenildiğini, müvekkilin haberinin dahi olmadığı günler için fazla mesaiye kalmadığından dolayı savunmasının istendiğini, sendika üyeliği sonrasında başta müvekkil olmak üzere, amirleri tarafından diğer işçilerden fazla yük indirmeye veya yüklemeye zorladıklarını, müvekkile baskı ve mobbing uygulandığını, müvekkilin iş akdinin feshedilmesinden kısa bir süre önce iş yeri girişinde sendika tanıtım broşürleri dağıttığını, iş yeri amirleri,... îş sendikası iş yeri temsilcileri tarafından sözlü ve fiili saldırıya uğradığını, müvekkilinin sendikal faaliyetler nedeniyle iş akdinin feshedildiğini iddia ederek, feshin geçersizliğinin tespitini, davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatının 8 aylık ücreti tutarında belirlenmesine, boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık ücret alacağının ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalı Cevabının Özeti:
Davalı... ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş vekili cevap dilekçesinde; Davacının kendi iş akdini kendi el yazısı ile ve imzasını taşıyan 04/11/2015 tarihli davalı müvekkil şirkete sunduğu 2 ayrı dilekçe ile İş Kanununun 24/II-f bendi hükümlerine göre feshettiği, davacının kendi isteği ile işten çıktıktan sonra sendikaya üye olması sebebiyle işten çıkartıldığı iddiasının kötü niyete dayandığını, davacının sendika üye olması sebebiyle bu yönde baskı uygulandığının tamamen asılsız olduğunu, davacının iş akdi, davalı müvekkil şirket tarafından feshedilmediğinden davacının sendikal tazminat talebinin yersiz ve kabul edilemez nitelikte olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı... Gıda Paz. San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalı işçinin müvekkil şirkette çalışmadığının sigorta kayıtları ile sabit olduğunu, davalı şirket ile diğer davalı şirket arasında hizmet akdi kapsamında çalışan davacının iş bu davayı müvekkil şirkete yönlendirmesinin hukuki dayanağının olmadığını, davacıyı müvekkil şirketin işe almadığı gibi müvekkil şirketin davacıyı işten çıkartma yetkisinin de bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, “..davacıya dilekçenin davacıya kıdem tazminatı ödeneceği ve işsizlik ödeneğinden faydalanacağı, aksi halde bunlardan faydalanamayacağı baskısı ile imzalatıldığı; bu imzadan önce zaten davacının sözleşmesinin feshedilme kararının işverence alınmış olduğu kanaatine varıldığı, davacının sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği sonucuna ulaşıldığından, davacının iş güvencesi hükümlerinden faydalanabileceği, bu bakımdan işe iade davası açabileceği, bunun yanı sıra yazılı usulüne uygun bir fesih bildirimi ve sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği iddiası da bulunmadığından feshin geçersiz olduğu, davacının sendikaya üyelik başvurusunun 17/09/2015, üyelik onay tarihinin ise 18/09/2015 olduğu gönderilen üyelik fişinden anlaşıldığı, sunulan özlük dosyasının incelenmesinde davacıya 10/08/2015 tarihli vaktinden önce işi bırakma eylemi nedeniyle 12/08/2015 tarihine kadar savunması alınmış olmasına rağmen sendikaya üyeliğinden sonra 13/10/2015 tarihinde ceza verildiği; savunmaya konu eylemlerin 2015 yılı başında başlamasına rağmen davacıdan sendikaya başvurduğu 17/09/2015 tarihinde savunma istendiği ve yine üyelikten sonra 13/10/2015 tarihinden sonra disiplin cezası verildiği, ayrıca bu cezaya konu eylemlerle ilgili herhangi bir tutanak yada sair belge sunulmadığı, bu tespitler, davacı tanıklarının beyanları, davacının sözleşmesinin feshi için herhangi bir başka sebep ileri sürülememiş olması karşısında davacının iddialarına üstünlük tanınarak, davacı tarafın sözleşmenin sendikal nedenlerle feshedildiğini ispatladığı kanaatine varıldığından 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca sendikal tazminata hükmetmek gerektiği; ayrıca davalılar arasında sürekli bir hizmet alımı işi bulunması, davalı... Şirketinin, bu iş kapsamında sürekli olarak aynı işçileri davalı... Gıda Şirketine ait işyerinde çalıştırıyor olması karşısında davalılar arasında alt işveren asıl işveren ilişkisi bulunduğu.. ”gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalılar istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davalı... ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunda; davacının, İş Kanunu'nun 24/II-f hükmüne göre, iş akdini kendisinin feshettiğini, bu sebeple işe iadesini talep etme hakkı bulunmadığını, nitekim davacının duruşmada kendisine başka bir iş yerinde iş teklifi yapıldığını ancak kabul etmediğini belirterek iş akdini kendisinin feshettiğini açıkça kabul ettiğini, aksi yönde soyut davacı tanık beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuş olmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacının, iş akdini istifa ederek feshettiğinde davalı şirkete verdiği, 04.11.2015 tarihli dilekçelerinde de iş akdi feshinin, sendikal hiçbir sebebe dayanmadığını belirttiğini, kendi tanıklarının beyanlarında da davacının sendikal nedenlerle çıkartıldığına dair hiçbir beyan ve ifade geçmediğini, tanıkların davacının sendikaya üye olduğunu dahi bilmediklerini beyan ettiklerini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... Gıda Paz.San. ve Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunda; davalı şirket çalışanı olmayan davacının, davalı şirkette ne gibi bir sendikal faaliyette bulunabileceğini ve bu faaliyetin davacıya ne gibi bir etkisi olabileceğini açıklayamayan Mahkemenin, davalı şirkete karşı davası bulunan tanık beyanları doğrultusunda ve hukuka aykırı biçimde davacı iddialarına üstünlük tanınarak ifadesini kullanarak hüküm kurmasının kabul edilemeyeceğini, davacının işvereni diğer davalı şirket bünyesinde yetkili bir sendika olmadığını, diğer davalı şirket ile müvekkili şirketin iş kolunun dahi farklı olduğu gerçeği karşısında davacının faaliyetlerinin nasıl bir sendikal faaliyet olduğunun Mahkemece açıklanmadığını, davacı ile fesih sürecini diğer davalı şirketin yöneticilerinin görüştüğünün sabit olduğunu, davacının iş akdi üzerinde herhangi bir tasarruf hakkı olmayan müvekkili şirketin, işin yapılışında da davacıya yönlendirmelerde bulunduğuna ilişkin dosyada bir kanıt olmamasına rağmen, müvekkili şirket yönünden kurulan hükmün hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, dosyaya sunulan belgeler ve tanık beyanlarına üyeliğin yapılan incelemede; davacının sendikaya 17/09/2015 tarihinde üye kaydı yaptırdığı ve üyeliğin 18/09/2015 tarihinde onaylandığı, davacının sendikaya üye temini için alt işverene bağlı işçiler arasında çalışma yaptığı, broşür dağıttığı hususunun davacı tanıkları tarafından bildirildiği, davacı sendika üyeliğinden sonra ağır işlerde çalıştırıldığı, çeşitli sebeplerle savunmasının alındığı yönündeki iddiada bulunmuş olup işyeri kayıtları incelendiğinde, davacı hakkında 10/08/2015 tarihli tutanak ile saat 18:30'da işten erken çıkması ile ilgili tutanak düzenlenip savunması alınmasına rağmen sendika üyeliğinden sonraki tarihte 13/10/2015'te kınama cezası verildiği, 17/09/2015 tarihinde performans eksikliği nedeniyle savunma alınmasına rağmen yine sendika üyeliğinden sonra 13/10/2015 tarihinde kınama cezası uygulandığı, ağır işlerde çalıştırılmasına ilişkin iddianın davacı tanıklarının beyanları ile doğrulandığı, davacının istifa iradesinden söz edilemeyeceği ve iş sözleşmesinin işveren tarafından ve sendikal sebeple feshedildiği gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalılar tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H)Gerekçe:
Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” Hakkın kötüye kullanılması, kişinin hakkını objektif iyiniyet kurallarına aykırı biçimde kullanması olarak tanımlanmaktadır. Objektif iyiniyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen madde, bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanılmasını yasanın korumayacağını belirtmiştir.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı yasanın 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında işçinin askerlik, emeklilik nedeni ile iş sözleşmesini kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erdirmesi yürürlükte olan 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenmiştir.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. Uygulamada en çok karşılaşılan şekli olan, işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, olsa olsa ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde icap biçiminde değerlendirilmelidir. İşverenin sosyal ve ekonomik üstünlüğünü kullanarak, tazminatları ödeme koşulu, benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. İşverenin haklı fesih nedenlerine dayanarak işçiye istifa dilekçesi vermesi halinde baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine de gerçek anlamda istifa olarak değer vermek mümkün olmaz.
Somut uyuşmazlıkta, dosyaya sunulan davacı tarafa ait 04.11.2015 tarihli el yazılı ve imzalı 2 adet istifa dilekçesinin bulunduğu dilekçelerde davacının 11.12.2015 tarihinden beri çalıştığı işyerinden görev tanımında belirtilen işler dışında işler yaptırılması ve İş Kanunu'nun 24. maddesi gereği iş sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerin işverence yerine getirilmemesi nedeniyle istifa etmek istediğini bildirdiği görülmektedir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde istifa dilekçesinden bahsetmediği, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde ise davacının iş akdini işyerinde iş arkadaşlarıyla anlaşamaması ve ailevi sorunları bulunduğundan kendisinin el yazılı istifa dilekçesiyle feshettiğinin savunulduğu, davacı vekilince davalı vekilinin cevap dilekçesine karşı sunulan beyan dilekçesinde ise söz konusu istifa dilekçesinin müvekkiline işveren baskısı altında yazdırılıp ve imzalatıldığı, müvekkilinin söz konusu istifa dilekçesini tazminatlarını alamayacağı korkusuyla yazmak zorunda kaldığı beyan edilmiştir.
Yargılama aşamasında dinlenilen davacı tanıkları... ve...’in feshe ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı, davacıdan duyduklarını aktardıkları ancak davalı tanığı...'in "...... çalışanlarının sorumlusuyum, davacı bizim bölümde çalışırdı, beden işçisiydi. Daha önce işi yavaşlattığı için savunmasını almıştım, o gün iş yerine insan kaynakları müdürü gelmişti, ben durumu müdürümüze bahsettim. Müdür beyde davacıyı çağırdı, sorunun ne olduğunu sordu, davacı kendisine vaat edilen işler dışında işler yaptırıldığını söyledi. İşveren kendisine sen ne iş istersin diye sordu, ancak davacının ne dediğini hatırlayamıyorum. Konuşmanın işten ayrılışa nasıl geldiğini de net olarak hatırlayamıyorum, davacı işten ayrılması halinde ne kadar tazminat alacağını sordu, müdürümüz işten ayrılmak için dilekçe yazmasını istedi, davacı da işten ayrılış dilekçesi yazdı, imzaladı, kendisine ne kadar tazminat alacağı söylendi. Davacının olay günü İnsan Kaynakları Müdürünün geleceğinden ve sözleşmesinin feshedileceğinden haberi yoktu.." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Somut olayda dinlenen davacı tanıkların istifa dilekçesi yazılırken davacının yanında bulunmadıkları, görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı ve tüm delillerle birlikte değerlendirildiğinde davacının irade fesadı iddiasını ispatlayamadığı ve davacının kendi isteği ile işten ayrılma iradesiyle hareket ettiği anlaşıldığından iş sözleşmesini fesheden davacının feshin geçersizliği ve işe iade isteminde bulunamayacağından, davanın reddine karar verilmesi gerekmiş olup Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1.Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesi'nin kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Alınması gereken 44.40 TL karar-ilam harcından davacının yatırdığı 27.70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 13,00 TL karar-ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalıların yaptığı 902.40 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Kullanılmayan avansların talep halinde ilgilisine iadesine,
7-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, kesin olarak 25/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.