Emsal Karar
"Davacının işyerinden ayrıldıktan sonra başka bir yerde çalışması hakkın kötüniyetli kullanılması olarak değerlendirilemez."
"Bu hüküm, yaş dışındaki emeklilik şartlarını yerine getirerek kıdem tazminatını alıp işten ayrılan işçinin kısa bir süre sonra başka bir işyerinde çalışmaya başlamasının hakkın kötüye kullanılması sayılmayacağını açıkça belirterek işçinin anayasal çalışma hürriyetini koruma altına almaktadır. İşverenlerin, işçinin sırf başka bir iş bulduğu veya çalışmaya devam ettiği için tazminat talebini dürüstlük kuralına aykırı bularak reddetme yönündeki savunmalarını tamamen geçersiz kılmakta ve emeklilik sebebiyle feshin ardından işçinin yeniden istihdama katılma özgürlüğünü güvence altına almaktadır."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2014/8622 E. 2014/17835 K.
Mahkemesi : Manavgat İş Mahkemesi
Tarihi : 30/12/2013
Numarası : 2012/423-2013/369
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 11/07/2003 tarihinde işe başladığını, sendikalı işçi olduğunu, işyerinin el değiştirmesi, yeni işverenin mobbing uygulamaları nedeniyle 30/04/2012 tarihinde gün ve yıl şartları gerçekleşmesine rağmen emeklilik yaşı gelmediğinden kıdem tazminatı alarak emeklilik yaşına kadar çalışmamak için işten ayrıldığını, ancak ödeme yapılmadığını iddia ederek kıdem tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... Dolphin Turizm ve Tic.Ltd.Şti. Vekili, davacının 11/07/2003-01/05/2012 tarihleri arasında öncelikle diğer davalı...Turizm A.Ş ve akabinde 01/03/2012 tarihinden itibaren.. Dolphin Turizm ve Tic. A.Ş. tarafından işletilen... Aldiana ve Paradise Beach Holiday Village isimli turizm tesisinde resepsiyonist sıfatıyla sezonluk işçi olarak çalıştığını, davalı şirketin davacı işçiyi devralmasından sonra 30/04/2012 tarihli ihtarname göndererek yaşlılık aylığına hak kazandığından bahisle iş sözleşmesini 01/05/2012 tarihinde fesh ettiğini belirterek kıdem tazminatı talep ettiğini, ihtarnamenin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının kısa bir süre sonra başka bir yerde çalışmaya başlayarak hakkını kötüye kullandığını savunmuş ve davanın reddini istemiştir.
Davalı D.. A.. vekili, davacının davalı işyerinden ayrıldıktan sonra hemen yeni bir işyerinde daha yüksek maaşla işe başladığını, emeklilik saikinin ve buna ilişkin kıdem tazminatı talebinin yasal ve mantıklı olmadığını, davacının bu hakkını HMK 2.maddesine uygun kullanmadığının ortada olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının SGK'dan aldığı 30/04/2012 tarihli yazı ile 15 yıl ve 3600 prim ödeme gün sayısı şartını yaş şartı dışında sağladığını ispatlasa da, davacının kıdem tazminatı almasının ön koşulu olarak yasada emeklilik aylığı almak amacı ile işten ayrılması şartının bulunduğu, davacının işten ayrılmadan evvel (21/04/2012) bir başka işyerinde çalışmak üzere iş başvurusunda bulunduğu, işten ayrılma amacının emeklilik aylığı almak değil, bir başka işyerinde çalışmak olduğu, davacının bu eyleminin Türk Medeni Kanun'un 2/2 maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.
4447 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.
Somut olayda davacı davalı tarafa ait işyerinde çalışırken SGK'dan aldığı emeklilik için gerekli sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını doldurduğuna dair yazıyı ekleyerek 30.04.2012 tarihinde noterden gönderdiği ihtarname ile emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini 01.05.2012 tarihi itibari ile feshettiğini bildirmiştir. Davacının 12.05.2012 tarihinde başka bir yerde çalışmaya başladığı da yine dosya kapsamı ile sabittir. Davacının işyerinden ayrıldıktan sonra başka bir yerde çalışması hakkın kötüniyetli kullanılması olarak değerlendirilemez. Davacı kanunun kendisine verdiği emeklilik hakkını kullanmıştır. Kanunda tanınan bu hakkın amacı, işyerinde çalışarak yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlamış olan işçinin, emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkan tanımaktır. Bu itibarla dosya içinde bulunan hesap raporu değerlendirmeye tabi tutularak davacının kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile reddi hatalı olmuştur.
O halde davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.