Emsal Karar
"Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir."
"Bu hukuki kural, fazla mesai alacaklarının hesaplanmasında sadece tanık beyanlarına dayanılan durumlarda işvereni aşırı ve farazi taleplerden korumak için hakkaniyet indirimi yapılmasını hukuki bir zorunluluk haline getirir. İnsanın her gün aynı performansta çalışamayacağı, hastalık veya mazeret gibi durumların olabileceği karinesiyle tanık anlatımlarına dayalı yüksek hesaplamalarda kesinti yapılması işverenin lehinedir. Öte yandan, işçinin fazla mesaisini puantaj kayıtları veya işyeri giriş çıkış belgeleri gibi kesin yazılı delillerle ispatlaması halinde bu indirimin kesinlikle uygulanamayacağını belirterek, kayıtlı çalışan işçinin emeğinin tam karşılığını kesintisiz bir şekilde almasını sağlar."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2014/7955 E. 2014/20763 K.
Mahkemesi : Alanya İş Mahkemesi
Tarihi : 04/02/2014
Numarası : 2012/353-2014/69
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde bar kaptanı olarak çalıştığını, iş akdinin kendisi tarafından işçilik alacakları ödenmediği ve mobbing yapıldığı gerekçesi ile ihtar çekmek suretiyle feshedildiğini bildirerek kıdem tazminatı ile fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının istifa etmiş olup, iddialarının asılsız olduğunu, fazla mesai karşılığı ücretlerin ödendiğini veya serbest zaman kullandırıldığını ve başka bir alacağının da bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir.
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41'inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68'inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir.
Somut olayda, bilirkişi tarafından puantaj kayıtlarına dayalı olarak fazla mesai ücreti hesaplanmıştır. Yapılan bu hesaplamada davacının puantaj kayıtlarına göre yaptığı fazla mesai hakedişi hesaplanmış, yapılan ödeme varsa bu mahsup edilmiş, kalan bakiye kısmı fazla mesai ücreti olarak hesaplanmıştır. Fakat bu hesaplamada, hesaplama yapılan aylar için davalı tarafından yapılan fazla mesai ücreti ödemesi hakedişten fazla ise, bu miktar “fark yok” ibaresi ile hesaplamaya dahil edilmemiştir. Yapılacak iş; puantaj kayıtlarına göre davacının yapmış olduğu bütün fazla mesai hesaplanarak toplam hakediş bulunmalı, davalı tarafından yapılan bütün fazla mesai ödemeleri bu miktardan mahsup edilmelidir. Kararı davacı temyiz etmediğinden fazla mesai ücreti hususunda davalı yararına oluşan usuli müktesep hak da dikkate alınmalıdır. Mahkemece bu husus gözetilmeden hatalı bilirkişi raporuna itibarla fazla mesai ücreti talebi hakkında yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.
3- Bilirkişi tarafından davacının genel tatil ücreti alacağı hesaplanırken puantaj kayıtları dikkate alınmıştır. Fakat dosyaya sunulmuş olan davacının imzasının bulunduğu 2007 yılı Aralık ayı, 2008 yılı Ağustos ayı, 2009 yılı Mayıs ayı ve 2011 yılı Nisan ayı bordrolarında bulunan genel tatil ücreti tahakkuklarının hesaplamada dikkate alınmadığı ve fazla miktarda genel tatil ücreti hesaplandığı açıktır. Mahkemece hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle fazla miktarda genel tatil ücretine hükmedilmiş olması da doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 12.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.