Emsal Karar
"Bu şekilde hesap edilecek fazla mesai ücreti kayda dayanmadığından makul oranda hakkaniyet indirimi yapılmalı ve alacak varsa hüküm altına alınmalıdır."
"Bu karar, işçinin fazla çalışma iddialarını yazılı belgeler yerine tanık beyanı gibi takdiri delillerle ispatladığı durumlarda işveren lehine uygulanan temel bir güvencedir. İnsanın doğası gereği yıllar boyunca hiç hastalık, izin veya mazeret olmaksızın sürekli fazla mesai yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilerek, tanıkla ispatlanan toplam alacak üzerinden hakkaniyete uygun bir indirim yapılması emredilmektedir. Böylece işverenin, salt tanık anlatımlarına dayalı olarak ortaya çıkan aşırı tazminat yükleri altında ezilmesi engellenmekte, ispat yükünü kesin yazılı delillerle yerine getirmeyen işçinin alacağı ise dengelenmektedir."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/12468 E. 2013/19556 K.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde çalışırken eşi ile ters vardiyalara verilmesi, psikolojik baskı ve mobbing uygulanması nedenleri ile iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini, fazla mesai yaptığını, hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının başka yerde iş bulması nedeni ile istifa ederek işten ayrıldığını, fazla mesai yapmadığını, hafta tatilleri ile bayramlarda çalışmadığını iddia ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan delillere göre davacının eşi ile ters vardiyalara verilerek psikolojik baskı uygulandığı, iş şartlarında esaslı değişiklik yapıldığı gerekçesi ile iş sözleşmesini haklı olarak feshettiği, bilirkişi raporunda hesap edilen kıdem tazminatı ile diğer alacaklarının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Fazla mesai ile milli bayram ve genel tatil çalışma ücreti taraflar arasında ihtilaflıdır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2011 yılı Şubat ayına ait imzalı çizelgeye göre haftada 5 gün toplam 125 saat çalıştığı, 45 saat normal çalışma süresi ve ara dinlenmelerin tenzili ile haftada 17,5 saat fazla mesai yaptığı kabul edilerek 29/05/2008-31/07/2010 tarihleri arasındaki dönem için fazla mesai ücreti hesap edilmiş ve mahkemece hakkaniyet indirimi yapılmadan bu miktar hüküm altına alınmıştır.
Öncelikle belirtilmelidir ki, bilirkişinin tespit ettiği haftalık 17,5 saatlik fazla mesai sadace 2011 yılı Şubat ayına özgüdür. İşyerinde farklı vardiya düzenlerinin uygulanması, Bölge Çalışma Müdürlüğü müfettişinin teftişinden sonra ikili vardiyadan üçlü vardiyaya geçilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının hep aynı düzende çalışmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken 2011 yılı Şubat ayına ait çalışma düzeninin geçmiş döneme teşmil edilerek hesaplama yapılması hatalıdır. Davacının yemini de aksi durumun kabulü için yeterli değildir. Kaldı ki davacı vekili dava dilekçesinde davacının 2011 yılı Şubat ayına kadar 8-17 ve 17-8 saatleri arasında çalıştığını iddia ve kabul etmiştir.
Bu itibarla davacı yararına 29/05/2008-31/07/2010 arasındaki dönem için davacının dava dilekçesindeki beyan ve kabulü, davacı tanık anlatımları dikkate alınarak davalı yararına oluşan kazanılmış haklar ihlal edilmeden fazla mesai süresi ve ücreti belirlenmelidir. Dosyaya sunulan çizelge bulunan aylar bakımından davacının imza itirazı üzerinde durulup gerekirse bu hususta uzman bilirkişiden rapor alınmalıdır. İmzanın davacıya ait olduğunun anlaşılması halinde çizelge bulunan aylar bakımından bu çizelgelere göre hesaplama yapılmalıdır. İmzanın davacıya ait olmadığının anlaşılması halinde ise yukarıda belirtildiği üzere davacının dava dilekçesindeki kabul ve beyanı, tanık anlatımlarığna göre sonuca gidilmelidir.
Öte yandan 2010 yılında işyerinde Bölge Çalışma Müfettişi tarafından yapılan teftiş sonucu hazırlanan 17/09/2010 tarihli raporda hastanenin acil bölümünde çalışanların haftalık 2,5 saat fazla mesai yaptıkları, ücretinin 2010 yılı 1.ayından itibaren hesap edilerek ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Davalı işveren bu tespit doğrultusunda işçilere bordrolaştırılmak sureti ile anılan döneme (2010/1-8.aylara) ait fazla mesai ücretlerini ödediğini savunmuştur. Davacıya ait 2010 yılı Eylül ayı bordrosunda da yüksek miktarda fazla mesai ücreti tahakkuk
ettirilmiş olması nedeni ile bu tahakkukun anılan döneme ait fazla mesai ücreti olup olmadığı, BÇM raporundaki döneme ait fazla mesai ücretinin ödenip ödenmediği, davacının ihtirazi kaydının olup olmadığı araştırılmalı, sonucuna göre bu aylar için bir önceki paragrafta belirtilen hususlar dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde hesap edilecek fazla mesai ücreti kayda dayanmadığından makul oranda hakkaniyet indirimi yapılmalı ve alacak varsa hüküm altına alınmalıdır.
Milli bayram ve genel tatil çalışma ücretine gelince; davacı yararına milli bayram ve genel tatil çalışma ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporu bu açıdan denetime elverişli değildir. Davacının hangi tatillerde çalıştığının kabul edildiği rapor içeriğinden anlaşılamamaktadır. Bu hususta tanık anlatımları gözetilerek ve davalı yararına oluşan kazanılmış haklar ihlal edilmeden davacının hangi milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı tespit edilmeli, sunulan bordroların bazılarında resmi tatil mesai ücreti adı altında bulunan tahakkukların zamlı tahakkuk olup olmadığı tespit edilip zamlı tahakkuk olması halinde bu aylar hesaplamalarda dışarıda tutalarak varsa alacak hüküm altına alınmalıdır.
Yapılacak iş, yukarıda belirtilen hususlarda gerekli araştırmanın yapılmasından sonra ek hesap raporu alıp bir değerlendirmeye tabi tutarak çıkacak sonuca göre karar vermektir.
3-Davacı vekilinin verdiği ıslah dilekçesinde faiz talebi olmadığı halde 6100 sayılı HMK'nun 26.maddesine aykırı davranılarak ıslah ile istenen alacak miktarlarına faiz işletilmesi de hatalı olmuştur.
O halde davalı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.