Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/1894 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire10. Hukuk Dairesi
Esas No2024/1894
Karar No2024/12685
Tarih10.12.2024

"Kurum Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu kararlarının bilirkişi raporu olmadığı, bu haliyle 6100 sayılı Kanun'un 281/1 inci maddesinde tanımlanan ve hak düşürücü nitelikteki iki haftalık itiraz süresinin Kurum Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu kararları hakkında uygulanamayacağı"

"Bu içtihat, dava dosyasına giren resmi sağlık kurulu kararlarının teknik anlamda bir Hukuk Muhakemeleri Kanunu bilirkişi raporu sayılmayacağını usuli bir kurala bağlamaktadır. İşçi veya işveren açısından bu hükmün en büyük yansıması ve avantajı, standart bilirkişi raporlarına itiraz için öngörülen iki haftalık kesin hak düşürücü sürenin bahsi geçen tıbbi kurul kararları için geçerli olmamasıdır. Böylece taraflar, iki haftalık usuli süreyi kaçırmış olsalar dahi mahkeme aşamasında bu kararlara itiraz etme ve dosyanın Adli Tıp Kurumuna sevkini talep etme haklarını korumaya devam ederler. Bu kural usuli süreleri kaçırma riski taşıyan tarafların elini güçlendirerek, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması hakkının katı usul kurallarına feda edilmesini engellemektedir."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/1894 E. 2024/12685 K.

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/2174 E., 2023/4076 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 58. İş Mahkemesi

SAYISI: 2021/102 E., 2023/163 K.

Taraflar arasındaki meslek hastalığı iddiasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 10.12.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av.... ile davalılar... Tur. İnş.Paz. ve Tic.A.Ş. ve... İç ve Dış Tic. A.Ş. adlarına Av.... geldiler. Davalı...Tanıtım Org. ve Tur. A.Ş. adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılara ait işyerindeki mağaza personeli konumundaki çalışması sırasında görevi dışında bir çok iş verildiği, ağır koliler taşıtıldığı, indirip kaldırılması istendiği, işten atılma korkusu yaşadığından sağlığı elverdiği müddetçe işten çıkarılmamak adına her türlü işi yapmak mecburiyeti altında kaldığı, kendi fiziki özelliklerinin üstünde iş yaptığından kaynaklı vücut ağrıları yaşadığı, bu nedenle hastaneye gittiği, yapılan tetkikler sonucu boyun fitığı, boyun düzleşmesi, kolda ve ellerde his kaybı ve MS denilen ağır kas rahatsızlığı başlangıcı şüphesi tanılarının konulduğunu, MS hastalığının ciddi bir rahatsızlık olup bunun için tahlil yapılmasının boyunda fıtık olması sebebiyle ertelendiğini, bu hastalıkların Mahkeme kanalıyla alınacak olan sağlık raporuyla sabit olduğunu ileri sürerek 100,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının hastalığı ile yaptığı iş arasında illiyet bağı olmadığı, hastalığın meslek hastalığı olarak değerlendirilemeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A.Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkiline iş sözleşmesinde yer alan “mağaza personeli” görev tanımı dışında işler yaptırıldığını, özellikle ağır koliler taşıtıldığını ve bu çalışma koşullarının müvekkilde boyun fıtığı, boyun düzleşmesi, ellerde his kaybı ve MS başlangıcı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını, buna rağmen bilirkişi raporlarında yalnızca MS hastalığına odaklanıldığını ve diğer hastalıkların değerlendirme dışı bırakıldığını; yüksek sağlık kuruluna yapılan itirazın dikkate alınmadığını; müvekkilin işe başladığında sağlıklı olduğunu, ancak işyerindeki fiziksel yük ve mobbing nedeniyle hastalandığını; alınan sağlık raporlarının zorunluluktan kaynaklandığını ve buna rağmen davalı tarafından haksız ithamlara maruz kaldığını; istirahat izinlerinin ameliyat ve tedavi sürecine ilişkin olduğunu; ayrıca müvekkilin tanıklık yapmasının ardından işyerinde sistematik şekilde baskıya uğradığını, zorla ağır işler yaptırıldığını ve maruz kaldığı mobbingin Yargıtay kararları uyarınca haklı fesih sebebi teşkil ettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, meslek hastalığı iddiasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Dosya kapsamından, Kurum Sağlık Kurulunun 21.04.2022 tarihli kararı ile MS (Multipl Skleroz) hastalığının mesleki olmadığına karar verildiği, davacı vekilinin Kurum Sağlık Kurulu kararına karşı Yüksek Sağlık Kurulu nezdinde itiraz ettiği, Yüksek Sağlık Kurulunun 30.01.2023 tarihli raporu ile sigortalıda mevcut Multipl Skleroz hastalığının mesleki olmadığına karar verildiği, Mahkemece Yüksek Sağlık Kurulu raporunun taraflara tebliğ edildiği, tebligatta taraflara rapora karşı beyanda bulunmak üzere verilmiş süre olmadığı, tebligattan hemen sonraki celsede Mahkemece davacı vekilinden sorulduğunda, davacı vekilinin önceki beyanlarını tekrar ettiklerini ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan ettiği, İlk Derece Mahkemesince o celsede davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 90. maddesinin birinci fıkrasına göre süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Aynı Kanun'un 94. maddesinin ikinci fıkrasına göre ise hakim tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.

Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un bilirkişi raporuna itiraz başlıklı 281. maddesinin, birinci fıkrasının birinci cümlesine göre taraflar bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını Mahkemeden talep edebilirler.

Öte yandan 5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.

5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.

Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.

Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.

Somut olayda, davacının rahatsızlığının mesleki olmadığına ilişkin Kurum Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu kararlarının bilirkişi raporu olmadığı, bu haliyle 6100 sayılı Kanun'un 281/1 inci maddesinde tanımlanan ve hak düşürücü nitelikteki iki haftalık itiraz süresinin Kurum Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu kararları hakkında uygulanamayacağı, davacı vekilinin Kurum Sağlık Kurulu kararına karşı 05.10.2022 tarihli dilekçe ile itiraz ettiği, Mahkemece Yüksek Sağlık Kurulu kararı davacı tarafa tebliğ edilmiş ise de buna karşı beyanda bulunulması için hakim tarafından tayin edilmiş bir sürenin de olmadığı hep birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece sırasıyla Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Dairesinden mevcut raporlar arasında çelişki oluşması ve itiraz halinde ise; raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulundan rapor alınmak suretiyle giderilmesinin ardından karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.

Mahkemece yapılacak iş, öncelikle Kurum Sağlık Kurulu ve gerekirse Yüksek Sağlık Kurulundan MS hastalığı dışında dava dilekçesinde bahsedilen diğer hastalıkların meslek hastalığı olup olmadığı konusunda rapor almak, sonrasında yukarıda açıklanan prosedür işletilerek davacının dava dilekçesinde belirttiği tüm rahatsızlıkları yönünden irdeleme yapacak şekilde bu hastalıkların meslek hastalığı olup olmadığı noktasında Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Dairesinden rapor almak, raporlar arasında çelişki meydana geldiği takdirde Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulundan rapor alarak çelişkileri gidermek, Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurul tarafından meslek hastalığı tespiti yapılması durumunda Kuruma ve işverene karşı meslek hastalığı ve sürekli iş göremezlik oranı tespit davası açmak üzere davacı tarafa süre vermek, bu durumda tespit davasını bekletici mesele yaparak, sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Davacı vekili yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.