Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/19387 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire9. Hukuk Dairesi
Esas No2017/19387
Karar No2020/16537
Tarih23.11.2020

"Davacının fesih ihtarında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-e maddesinden bahsedilmiş olması, fesih ihtarda yazılı bir şekilde açıkça dayandığı işindeki esaslı değişiklik iddiasını hükümsüz kılmaz."

"Bu kural, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshine dair gönderilen ihtarnamelerde yapılan şekli kanun maddesi hatalarının, metinde açıkça yazılı olan olgusal şikayetleri ortadan kaldırmayacağını düzenlemektedir. İşçi, ihtarnamesinde çalışma koşullarındaki esaslı değişikliği veya uğradığı haksızlığı açık ifadelerle belirtmişse, yanlış bir fıkraya atıf yapması fesih gerekçesini dayanaksız kılmaz. Bu yaklaşım, hukuki terimlere tam olarak hakim olamayabilen işçilerin sırf teknik bir hata yüzünden hak kaybına uğramasını engelleyerek yargılamada işçinin fesih niyetinin özüne ve maddi gerçekliğe öncelik tanımaktadır. -----------------"

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/19387 E. 2020/16537 K.

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

DAVA TÜRÜ: ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı isteminin özeti:

Davacı vekili, iş sözleşmesine haklı nedenle feshettiğini, müvekkiline, görevi kapsamı dışındaki işlemin yaptırıldığını, pozisyonunda rızası olmadan esaslı değişiklik yapıldığını, fazla mesai yapmasına rağmen fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücreti alacaklarını istemiştir.

Davalı cevabının özeti:

Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını davacının asistan şef de party sıfatında çalıştığını, fazla mesai uygulamasının bulunmadığını, dörtlü vardiya sisteminin mevcut olduğunu, davacının imzasını taşıyan puantaj ve perkotek kayıtlarının bulunduğunu, nadiren fazla mesai yapılır ise serbest zaman kullandırıldığını, davacının yıllık izinlerinin kullandığını buna ilişkin yıllık izin kullandırım belgelerinin bulunduğunu davacının kıdem tazminatı talep şartlarının oluşmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkeme kararının özeti:

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, her ne kadar davacı taraf fazla mesai yapması ve uygulanan baskılar nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiğini iddia etmiş ise de bu iddialarını ispatlayamadığı, sunulan işe giriş çıkış kayıtlarının aksi davacı tarafça eşdeğer nitelikteki belgeler ile ispatlanamadığı, işe giriş çıkış kayıtlarının varlığı halinde tanık beyanları dikkate alınarak değerlendirme yapılması mümkün olmadığı, ayrıca baskı yapıldığı davacı tarafça ileri sürülmüş ise de tanıklar soyut bir şekide ifade vermiş olup, hangi eylemlerle baskı yapıldığını somut örneklerle açıklayamadığı, bu durumda davacının iş akdini feshinin haklı nedene dayandığının kabulü mümkün olmadığından ve fazla mesai alacağı da ispatlanamadığından kıdem tazminatı ve fazla mesai ücret alacaklarının reddine karar verildiği, her ne kadar davacı taraf yıllık izin ücret talebinde bulunmuş ise de kıdemi karşılığı hak etmiş olduğu 14 günlük yıllık iznini kullandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Temyiz:

Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Somut uyuşmazlıkta, kıdem tazminatı talebinin reddedilmiş olması bakımından;

Davacının işi, davalının tutanağında “ASS kısım şefi”, davacının fesih ihtarında “pastane asistan şef”, davacı tanığının beyanında “pastane şef yardımcısı” olarak geçmektedir.

Dava dilekçesinde, yeni sezonda farklı bir mutfak ekibi kurulacağı gerekçesi ile davalı şirket müdürünün ve amirlerinin davacıya işten kendi rızası ile ayrılması için baskı yaptığı, bunun sonucunda davacının pozisyonunda rızası olmaksızın esaslı değişiklik yapılarak davacının meyve bölümünde çalıştırılmaya başlandığı, davacıya kominin yapması gereken işlerin verildiği, davacıya pozisyonuna uygun olmayan daha alt kategorideki işlerin verilmesinin mobbing ve istifa baskısı olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacının fazla mesai ücretlerinin de ödenmediği, neticeten iş aktinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüştür.

Davacının fesih iharının içeriği dava dilekçesi içeriğine benzemektedir.

Davalının cevap dilekçesinde, kıdem tazminatının kanuni koşularının oluşmadığı, davacının fazla mesai ücreti alacağı bulunmadığı savunulmuş, fesih nedeni olarak görevde esaslı değişiklik hakında somut bir açıklamaya yer verilmemiştir.

Davalı tarafından düzenlenen dosya kapsamındaki bir belgede “toplantı salonlarına … meyve listesi 150 armut, 150 sarı elma, 150 kivi” yönünde yazılar mevcut olup, bu belgede listedeki meyvelerin 10/05/2015 saat 16:00’da teslim edilmesi yer almıştır. Davacıya atfen bu belge altındaki yazıda ise iş yoğunluğu ve tek çalışması nedeni ile yapamayacağı yazılmıştır. Bu davalı belgesine göre davacının feshin hemen öncesinde meyve işinde çalıştırıldığı anlaşılmaktadır.

Davacının hizmet döküm cetvelinde davalıdaki çıkışından 1-2 gün sonra başka yerde işe girişi görünmekte ise de kural olarak, haklı fesih nedeni bulunması nedeni ile iş aktini haklı nedenle feshetmeyi düşünen işçinin fesih sonrasında işsiz kalmamak ve/veya fakru zarurete düşmemek için yapacağı haklı fesih öncesinde iş bulması kıdem tazminatı hakkını kazanmasına engel değildir. İşçinin haklı fesih hakkını kullanması, fesih sonrası işsiz kalmayı ve/veya fakru zarurete düşmeyi peşinen kabullenmesi koşuluna bağlanamaz. Bu nedenle, somut uyuşmazlıkta, davacının feshinden 1-2 gün sonra bir başka yerde işe girmesi ya da bu yeni işi davalıda halen çalışırken bulmuş olup olmaması, tek başına kıdem tazminatına engel değildir.

Davacının fesih ihtarında sadece fazla mesaisinin ödenmemesi yoktur, yaptığı işte davalı tarafından esaslı değişiklik yapılmış olması da vardır. O halde, davacının işinde esaslı değişiklik meydana getirilip getirilmediği irdelenmelidir.

Davacının fesih ihtarında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-e maddesinden bahsedilmiş olması, fesih ihtarda yazılı bir şekilde açıkça dayandığı işindeki esaslı değişiklik iddiasını hükümsüz kılmaz.

Mahkemece gerekirse tanıklar da tekrar dinlenmek sureti ile çalışma koşullarında esaslı değişiklik yönünden değerlendirme yapılmalı, sonuca göre kıdem tazminatı ile ilgili karar verilmelidir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23/11/2020 birliğiyle karar verildi.