Emsal Karar
"İş sözleşmesini fesheden taraf, yazılı fesih bildiriminde gösterdiği fesih sebebi ile bağlıdır. Yargılama sırasında ilaveten başka bir sebep ileri süremeyeceği gibi, bu sebepten farklı bir sebebe de dayanamaz."
"Bu emsal karar, iş sözleşmesini sonlandıran tarafın dava aşamasında fesih iddialarını genişletme veya değiştirme yasağı bulunduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle işverenlerin haksız iddialara karşı savunma pozisyonunu güçlendiren bu kural, işçinin başlangıçtaki fesih ihbarnamesinde veya dilekçesinde yer vermediği psikolojik taciz, fazla mesai veya ücret eşitsizliği gibi sonradan aklına gelen gerekçeleri mahkemede öne sürmesini kesin olarak engeller. Bu durum, her iki taraf için de fesih bildirimlerinin en başından itibaren tüm gerçek ve hukuki sebepleri içerecek şekilde eksiksiz hazırlanmasını zorunlu kılar."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/23214 E. 2013/12211 K.
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/23214 E., 2013/12211 K.
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, iş güvencesi tazminatı, ücret ve ikramiye alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işveren nezdinde 10.11.2003 tarihinde uzman yardımcısı olarak çalışmaya başladığını, daha sonra pazarlama iletişim direktörü görevine getirildiğini, davacının görevini özveri ile yürütmesine rağmen bir kısım görevlerinin elinden alındığını, kendi iş alanı ile ilgili toplantılara alınmamaya başlandığını, Kurumsal İletişim Direktörünün aşağılayıcı üslupta sözlerine maruz kaldığını, kendi uzmanlık alanına girmeyen işlerde görevlendirildiğini, davacıya haftada onbeş saattin üzerinde fazla çalışma yaptırılmasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini, emsal çalışanlardan düşük ücret ödendiğini, davacının pasif konumda bırakıldığını, aynı maaş ile İstanbul'da İnsan Kaynakları direktörlüğü bünyesinde çalışmak için dilekçe vermesi hususunda davacıya baskı yapıldığını, ancak davacının iş tecrübesine sahip olduğu reklamcılık bölümünde çalışmayı sürdürmek istediğini, sonuç olarak davacıya psikolojik taciz-mobbing uygulandığını ve duruma katlanamayan davacının iş sözleşmesini 14.11.2008 tarihinde haklı sebeple sona erdirdiğini ileri sürerek, kıdem ve işgüvencesi tazminatları ile ücret farkı ve ikramiye farkı alacakları istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 14.11.2008 tarihinde verdiği dilekçesi ile ihbar müddetini beklemeksizin kendi isteği ile işten ayrıldığını, feshe ilişkin iddiaların soyut ve gerçekten uzak olduğunu, psikolojik baskı yapıldığı iddiaların gerçek dışı olduğunu, fesih bildirimine ilişkin dilekçede buna yönelik bir beyanı bulunmadığını, iş sözleşmesini fesheden tarafın fesih bildiriminde gösterdiği gerekçe ile bağlı olduğunu, davacının işten ayrılmasından iki yıl sonra dava açmış olmasının kötü niyetle hareket ettiğini gösterdiğini, davacının ücret ve diğer haklarının sözleşme ve işyeri yönetmeliklerine göre belirlendiğini, davacıya diğer çalışanlar ile farklı bir uygulama yapılmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacıya çalışma alanına uygun görevler verilmemesi, pasif konumda bırakılması sebebi ile davacı tarafından iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği gerekçesi ile kıdem tazminatı talebinin kabulüne, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
İş sözleşmesinin işçi tarafından haklı olarak feshedilip feshedilmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinin II. bendinde işçinin iş sözleşmesini haklı fesih halleri düzenlenmiştir. Bu haller, a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa, b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa, c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa, d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa, e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa, şeklinde sayılmıştır.
Davacı tarafından davalı işverene hitaben düzenlenmiş 14.11.2008 tarihli yazılı fesih bildiriminde, "1-Kendisine çalışma alanına uygun görevler verilmemesi, pasif konumda bırakılması, 2-Meslekte ilerleyeceğinin taahhüt edilmesine rağmen bu taahhüdün yerine getirilmemesi, 3-Sözleşme hükümlerine aykırı olarak ücretlerinde artış yapılmaması, 4-"İnsan kaynakları çalışma esasları"nda tek yanlı ve esaslı aleyhe değişikliğe gidilmiş olması" gerekçeleri gösterilerek iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği belirtilmiştir. Davacı dava dilekçesinde ise, fesih gerekçelerini; işyerinde kendisine psikolojik baskı uygulanması, uzmanlık alanına uygun görevler verilmemesi, fazla çalışma karşılığı ücretlerinin ödenmemesi, emsal çalışanların yararlandırıldığı haklardan yararlandırılmaması, ücretinin artırılmaması olarak belirtmiştir. İş sözleşmesini fesheden taraf, yazılı fesih bildiriminde gösterdiği fesih sebebi ile bağlıdır. Yargılama sırasında ilaveten başka bir sebep ileri süremeyeceği gibi, bu sebepten farklı bir sebebe de dayanamaz. Öte yandan, davacı işçi, 14.11.2008 tarihli yazılı fesih bildiriminde ileri sürdüğü fesih sebeplerini ispat için hiçbir delil ibraz etmemiş, bu hususlarda tanık da dinletmemiştir. Bu durumda, davacı işçi iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini ispatlayamadığından, kıdem tazminatı alacağı bakımından da davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.