Emsal Karar
"Davacının yaptığı fazla mesainin normal saat ücretlerinin primler ile karşılandığı kabul edilerek, fazla mesainin davacının sabit ücretinin sadece %50 zamlı kısmı üzerinden hesaplanıp hüküm altına alınması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir."
"Bu karar, sabit ücretin yanı sıra prim usulüyle çalışan işçilerin fazla mesai alacaklarının nasıl hesaplanması gerektiğine dair çok önemli ve dengeleyici bir standart getirmektedir. Yargıtay, ödenen satış veya performans primlerinin zaten o ekstra çalışmanın normal saatlik karşılığını içerdiğini kabul ederek, işçiye normal mesai ücretinin tekrar ödenmesini engeller ve yalnızca sabit ücret üzerinden yüzde ellilik zam kısmının ödenmesi gerektiğine hükmeder. Bu içtihat, prim ödeyen işverenlerin elini güçlendirerek aynı çalışma için mükerrer ödeme yapmalarının önüne geçerken, işçinin de kanuni ek mesai zammından tamamen mahrum kalmamasını sağlayarak taraflar arasında adil bir maddi denge kurar."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/14533 E. 2017/14547 K.
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı karşı davalı vekili,davalı/karşı davacının 04.02.2008 tarihinde çalışmaya başladığını ve 03.09.2012 tarihinde istifa dilekçesi ile istifa ettiğini, davalı/karşı davacının çalışma süresine göre ihbar önelinin 8 hafta olduğu halde davalı/karşı davacının ihbar öneli dolmadan 28.09.2012 tarihinde başka bir işyerine girecek olması nedeni ile işi bıraktığını ve müvekkili şirketten ayrıldığını, davalı/karşı davacının bilgisayar mühendisi olup, müvekkili şirketten ayrılmasının hemen ardından 01.10.2012 tarihinde bir başka işyerinde çalışmaya başladığını, davalı/karşı davacının istifa ettiği tarihte insan kaynakları ile ilgili projenin lideri durumunda olduğunu,her ne kadar davalı/karşı davacının istifasını bildirdikten sonra bir süre çalışmış ise de ihbar önelinin bölünemez nitelikte olduğunu,ihbar öneli bölünemeyeceğinden davalı/karşı davacının çalışma süresini nazaran hesaplanan ihbar tazminatı tutarının tamamının davalıdan tahsili gerektiğini,karşı davaya cevap dilekçesinde ise; davacı/karşı davalının 04.02.2008 tarihinde müvekkili şirkette çalışmaya başladığını ve 03.09.2012 tarihinde istifa ettiğini, davacı/karşı davalının ihbar öneline uymaksızın 28.09.2013 günü şirketten ayrıldığını ve hemen ardından ilk pazartesi günü olan 01.10.2012 tarihinde de dava dışı... Yazılım A.Ş. unvanlı işyerinde çalışmaya başladığını, işçilik alacağı olduğunu iddia eden davacı/karşı davalının aleyhine açılan ihbar tazminatı davasında bu alacaklardan hiç bahsetmediğini, davacı/karşı davalının ödenmeyen fazla çalışma ücretleri ve diğer işçilik alacakları nedeni ile sözleşmeyi haklı nedenle ve derhal feshetme olanağına dahi sahip iken istifa etmesinin ve istifa dilekçesinde dahi,işçilik alacakları ile ilgili hiçbir ibareye yer vermemesinin de davacı/karşı davalının müvekkilinden hiçbir hak ve alacağının olmadığını açıkça göstermeye yettiğini,müvekkiline ait işyerinde haftanın beş günü 09.00-18.00 saatleri arasında çalışıldığını,davacının işyerinden ayrılırken imzaladığı ibranamede yıllık izinlerini kullandığını, fazla çalışma karşılıklarını aldığını beyan ettiğini ve beyanını imzası ile onaylayan davacının davasında iyi niyetli olmadığını belirterek karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı karşı davacı vekili, davacı/karşı davalı işverenin müvekkilinin ihbar süresinin sona kadar çalışmasını istemediğini, bu nedenle davacı/karşı davalı tarafın tazminat talep etmesi ve müvekkilinin kendi isteği ile çalışmamış gibi bir izlenim vermeye çalışmasının son derece kötü niyetli ve gerçeğe aykırı olduğunu,müvekkilinin şimdiki işyerinde davacı/karşı davalı işyerinde aldığı maaştan daha düşük bir ücret ile çalıştığını ve davacı/karşı davalı işyerinde yararlandığı ulaşım ve ikramiye gibi haklarından yoksun kaldığını, bu durumunda müvekkilinin davacı/karşı davalının iddiasının aksine başka bir iş bulduğu için ayrılmadığını açıkça gösterdiğini, davacı/karşı davalı işverenin işçiyi gözetme borcunu, eşitlik ilkesini ve dürüstlük kuralını açıkça ihlal ettiğini,...'nın müvekkiline ihbar süresini sonuna kadar kullandırmak istemediklerini beyan ettiğini,bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini,karşı dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin davalı/karşı davacı... Yazılım A.Ş. nezdinde 04.02.2008-28.09.2012 tarihleri arasında görev yaptığını,müvekkilinin iş sözleşmesinin devam ettiği süre zarfında iş sözleşmesinden ve İş Kanunundan doğan tüm görev yükümlülüklerini eksiksiz olarak ifa ettiğini, müvekkilinin davalı/karşı davacı işyerindeki görevinden kendi isteği ile 28.09.2012 tarihinde ayrıldığını, müvekkilinin davalı/karşı davacı işyerinden yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve prim alacağının bulunduğunu belirterek bir kısım işçilik alacaklarının davacı karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak,yazılı gerekçe ile davacı karşı davalı şirketin açtığı davanın reddine, davalı karşı davacının açtığı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacı işverenin ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı uyuşmazlık konusudur.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir sebep olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24 ve 25. maddelerinde yazılı olan sebeplere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih sebebi bulunmakla birlikte, işçi ya da işverenin 26. maddede öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece asıl davada, davacı işverenin ihbar tazminatı istemi davacının iş sözleşmesini mobbing nedeniyle haklı nedenle feshettiği aksi düşünülse bile istifa dilekçesinden belli bir süre sonra ibraname aldığı, bu durumu davalı işçi ile davacı arasında ikale sözleşmesi kabul edip reddedilmişse de, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile tanık beyanlarına göre davacının mobbing nedeniyle işyerinden ayrıldığının ispatlanamadığı, işçiden istifa dilekçesinden belli bir süre sonra ibraname alınmasının ikale anlamına gelmediği ve taraflar arasında ikale sözleşmesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı işçi haklı bir sebep olmaksızın ve usulüne uygun ihbar öneli tanımadan iş sözleşmesini istifa etmek suretiyle feshetmiştir. Bu durumda davacı işverenin ihbar tazminatı isteminin kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacının fazla mesai yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, davacının ücret+prim usulüyle çalıştığı dosya kapsamı ile sabittir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının haftalık bir saat fazla mesai yaptığı ancak davacıya ödenen primler ile karşılaştırılması sonucu primlerin daha fazla olduğu belirtilerek fazla mesai alacağının bulunmadığının belirtilmesi ve mahkemece fazla mesai alacağının reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Davacının yaptığı fazla mesainin normal saat ücretlerinin primler ile karşılandığı kabul edilerek, fazla mesainin davacının sabit ücretinin sadece %50 zamlı kısmı üzerinden hesaplanıp hüküm altına alınması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.06.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.