Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/4596 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire9. Hukuk Dairesi
Esas No2015/4596
Karar No2016/16920
Tarih29.09.2016

"Ancak ister gezerek, isterse işyerinde çalışsın satış temsilcisi mesaisi artıkça prim alacağı artacağından, bir anlamda yüzde usulü ile çalışması söz konusu olduğundan fazla çalışma ücretinin yüzde usulünde olduğu gibi sadece zamlı kısmının (% 50) hesaplanması gerekir."

"Bu karar, satış temsilcisi gibi performansa ve satışa dayalı prim usulüyle çalışan işçilerin fazla mesai alacaklarının hesaplanma yöntemini kesin bir dengeye oturtmaktadır. İşçinin fazladan çalıştığı sürelerde daha fazla satış yapma imkanı bularak zaten prim elde edeceği varsayıldığından, fazla mesai ücretinin normal saat ücretinin yüzde yüz elli zamlı haliyle değil, yalnızca yüzde elli zamlı kısmı üzerinden hesaplanması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu durum, aynı çalışma süresi için çifte ödeme yapılmasını engelleyerek işverenin tazminat yükünü makul bir seviyeye çektiği için doğrudan işverenin elini güçlendiren çok önemli bir hukuki kriterdir."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/4596 E. 2016/16920 K.

MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ

DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, manevi tazminat ile fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davacının davalı bankada 03.10.2006-16.11.2012 tarihleri arasında bireysel bankacılık ürünleri satış temsilcisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davacı tarafından davalı bankanın uygulamış bulunduğu ücret politikası, işyerindeki psikolojik taciz, özellikle amirleri tarafından sürekli hakaret edilmesi sebebiyle 02.10.2012 tarihinde dilekçe vererek 16.11.2012 tarihinde feshedildiğini, iş akdi gereği mesai saatleri 08.30-17.30 olmasına rağmen davacının fiilen hafta içi 07.45-19.30 saatleri arasında çalıştığı halde fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, davacının maruz kaldığı psikolojik taciz (mobbing) nedeniyle iş sözleşmesinin davalı banka tarafından sona erdirilmesini istemişse de uygulanan baskı sonucu istifa dilekçesi vermek zorunda kaldığını ileri sürerek, kıdem tazminatı, manevi tazminat ve fazla mesai ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, fazla mesai ve manevi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının iş sözleşmesini kendi isteği ile istifa etmek suretiyle sona erdirdiğinden kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, davacının iş akdini haklı nedenle feshetmiş de sayılamayacağını, 01.01.2010 tarihli iş sözleşmesine ek sözleşmede davacının ücretinin sabit ücret + komisyon + teşvik komisyonundan oluştuğunu, aylık brüt ücretin ücretli hafta tatili ve ücretli yıllık izin dahil tüm sosyal hakları kapsadığının belirtildiğini, davacının ücret bordroları incelendiğinde davacının fazla mesai ücretlerini de kapsayacak şekilde “komisyon” adı altında “prim niteliğinde” ödemeler yapılması karşısında da davacının fazla mesai ücretine hak kazanamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu ve kıdem tazminatı ile manevi tazminata hak kazanamadığı, fazla mesai ücretlerinin ödendiğinin ise işveren tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı taraflar temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Satış temsilcileri genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışmaktadırlar. Prim, çalışanı özendirici ve ödüllendirici bir ücret ödemesi olup işverence işçiye garanti edilmiş bir temel ücretin üzerine belirli bir usule bağlı olarak ödenen ek bir ücrettir. İşverenin istek ve değerlendirmesine bağlı olabileceği gibi, sözleşme gereği olarak da verilebilir. Fazla mesai ise kural olarak 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, kanunda yazılı şartlar çerçevesinde, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. İşçi fazla mesai yapsın yapmasın prim ödemesi var ise bu ek ücrete hak kazanır. Ancak ister gezerek, isterse işyerinde çalışsın satış temsilcisi mesaisi artıkça prim alacağı artacağından, bir anlamda yüzde usulü ile çalışması söz konusu olduğundan fazla çalışma ücretinin yüzde usulünde olduğu gibi sadece zamlı kısmının (% 50) hesaplanması gerekir.

Somut uyuşmazlıkta, davacının davalı işyerinde satış temsilcisi olarak çalıştığı ve yapılan satış miktarına bağlı olarak prim aldığı dikkate alındığında, yukarıdaki ilke kararımızda belirtildiği üzere fazla çalışma hesabında sadece % 50 zamlı kısmın hesaplanması gerekirken saat ücretinin % 150 zamlı miktarına göre hesaplanması hatalı olduğu gibi, prim ödemelerinin hesaplanan fazla mesai alacağından mahsup edilmesi de hatalıdır.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 29.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.