Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/4657 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire9. Hukuk Dairesi
Esas No2015/4657
Karar No2016/15290
Tarih27.06.2016

"Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması halinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir."

"Bu emsal karar, iş sözleşmesinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğuna dair bir hüküm bulunması ve ödemelerin bu doğrultuda yapılması durumunda işverenin elini güçlendiren önemli bir kuraldır. İşçinin fazla mesai yaptığını tanık veya belgeyle ispatladığı durumlarda dahi, mahkemenin yasal sınır olan yıllık iki yüz yetmiş saatlik kısmı doğrudan dışarıda bırakması ve sadece bu süreyi aşan kısımlar için fazla çalışma ücreti hesaplaması gerektiğini ortaya koyarak işvereni olası yüksek tazminat yüklerinden korumaktadır."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/4657 E. 2016/15290 K.

MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ

DAVA: Davacı, manevi tazminatı ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, resmi tatil ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, davalıya ait işyerinde muhasebe departmanında muhasebe-kasa-çek-senet sorumlusu olarak çalıştığını, çalıştığı süre içinde muhasebe departmanı amiri...'nın sürekli baskı ve kötü muamelesine maruz kaldığını, baskıların sürekli artması nedeniyle müvekkilinin psikolojik rahatsızlığının arttığını, hem psikolojik taciz uygulanması hem de fazla mesai, resmi tatil, hafta sonu tatil ücretlerinin ödenmemesi üzerine ve sigortalılık süresi 22 yıl olduğundan SGK mevzuatının tanıdığı haktan faydalanarak kıdem tazminatı talep etmek suretiyle istifa dilekçesi verdiğini, istifa dilekçesini verdikten sonra da çalışmasının istendiğini ve bir süre daha işleri toparlamak gayesiyle çalıştığını, fazla mesai ücretleri ve hafta sonu tatil ücretlerinin ödenmediğini, ulusal ve resmi bayramların tümünde de çalıştırıldığını ancak bu çalıştırılan günlerine ait hiçbir ücretinin de ödenmediğini ileri sürerek, manevi tazminat fazla çalışma, hafta tatili, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini, istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, zamanaşımı def'ini öne sürüp, davacının iş sözleşmesinin 1475 sayılı mülga İş Kanunu'nun halen yürürlükte olan 14. maddesine göre 15 yıl sigortalılık ve 3600 gün prim ödeme gün sayısı şartını gerçekleştirmek suretiyle 26.04.2012 tarihli istifa dilekçesi ile sona erdiğini, davacının iş akdinin feshinin istifa dilekçesinde belirttiği sebepten farklı sebebe dayandırma çabalarının dayanaktan yoksun, müvekkili şirketten birtakım menfaatler elde etmeye yönelik haksız yaklaşımlar olduğunu, muhasebe amirinin baskısına maruz kaldığı ve baskılar nedeniyle psikolojisinin bozulduğu ve sürekli istifasını vermesinin istendiği yönündeki iddialarının somut gerçeklikle bağdaşmadığını, müvekkiline ait işyerinde haftalık yasal çalışma saatlerinin üzerinde bir çalışma yapılmadığını, davacının herhangi bir hafta tatili alacağı ya da ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin ücret alacağının bulunmadığını, hizmet süresi boyunca hak kazanmış olduğu tüm yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dinlenen davacı tanıkları muhasebe departmanında işlerin düzgün ve düzenli yürütülmesine rağmen muhasebe müdürünün çalışanlar üzerinde büyük baskı kurduğunu, yaptıkları işin beğenilmediğini ve eksik bulunduğunu, hakaretler edildiğini, davacının da aynı davranışlara maruz kaldığını, muhasebe müdürünün davacının yüzüne dosya fırlattığına dahi şahit olduklarını, aynı dönemde birçok kişinin dayanamayarak işten ayrılmak zorunda kaldığını, davacının da aynı sebeple panik atak yaşadığını ve bir kaç sefer hastanelik olduğunu, en sonunda 15 yıllık süresini tamamladığı için ve baskılara dayanamadığından istifa ederek ayrıldığını, zira muhasebe müdürünün sürekli bu durumu beğenmiyorsa istifa ederek gidebileceğini ifade ettiğini belirtikleri, davacının her ne kadar 15 yıl ve 3600 gün prim ödeme gün sayısını tamamlayarak işyerinden ayrılmışsa da aslında temel nedeninin çalışılan departmanda muhasebe müdürü tarafından uygulanan mobbing olduğu, davacının manevi tazminat isteminin yerinde olduğu ayrıca fazla çalışma, hafta tatili, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları da olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir.

D) Temyiz

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması halinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir.

Somut uyuşmazlıkta fazla çalışma ücreti hesaplanırken iş sözleşmesindeki hüküm nedeniyle yıllık 270 saatlik sürenin haftalık 5.2 saate tekabül ettiği ve tespit edilen haftalık çalışma süresinden 5.2 saatin indirilmesi gerektiği düşünülmeden ilk 20 hafta dikkate alınmayıp buna göre hesaplama yapılması hatalıdır.

Mahkemece alacak açıklanan şekilde yeniden hesaplanmalı ve kurulacak hükümde usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak sonuca gidilmelidir.

3- Çağdaş iş hukuku bir taraftan uluslararası sözleşmeler, diğer taraftan Avrupa normları işçinin huzur içerisinde işini görmesi, emeğinin karşılığını alması ve çalışma ilişkisinin karşılıklı güvene dayanan tam bir uyum içerisinde olmasını amaçlamıştır.

İşyerinde psikolojik taciz (mobbing) çağdaş hukukun son zamanlarda mahkeme kararlarında ve öğretide dile getirdiği bir hukuki kurumdur. Örneğin... Federal İş Mahkemesi bir kararında işçilerin birbirine sistematik olarak düşmanlık beslemesi, kasten güçlük çıkarması, eziyet etmesi veya bu eylemlerin işçinin başta işveren olmak üzere amirleri tarafından gerçekleştirilmesi olarak tanımlanmıştır. (BAG, 15.01.1997, NZA. 1997) Görüleceği üzere işçi bir taraftan diğer işçiye, diğer taraftan işverene karşı korunmaktadır. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur.

Somut uyuşmazlıkta, davacı kendisine işyerinde mobing uygulandığını ileri sürmüş olup ispat yükü mobing iddiasını ileri süren davacıdadır. Ancak tanık beyanları ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacı mobing iddiasını ispatlayamamıştır. Tanık beyanları genel nitelikte olup sistematik bir baskı durumu da ortaya konmamıştır. Bu durumda davacının mobbinge dayalı manevi tazminat isteminin reddi yerine kabulü hatalıdır.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.