Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2014/24243 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire22. Hukuk Dairesi
Esas No2014/24243
Karar No2015/34658
Tarih16.12.2015

"Ancak dairemiz fazla çalışma ücreti ile satıştan veya perormanstan elde edilen primin bir ilgisinin olmadığını kabul etmektedir."

"Bu karar, uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve işverenlerin işçiye ödedikleri performans veya satış primlerini fazla mesai alacağına mahsup etme çabalarının hukuken geçersiz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Yargıtay bu iki alacak kaleminin hukuki niteliklerinin, doğuş şartlarının ve amaçlarının birbirinden tamamen farklı olduğunu vurgulayarak işverenlerin prim ödemesini bahane ederek mesai ücretinden kaçınmasını engellemekte; böylece işçinin emeğinin karşılığı olan çıplak ücreti üzerinden hesaplanacak fazla mesai alacağını ayrıca talep etme hakkını güvence altına almaktadır."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2014/24243 E. 2015/34658 K.

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

DAVA: Davacı-karşı davalı, kıdem tazminatı, fazla mesai ile yıllık ücretli izin alacaklarının ödetilmesine, davalı-karşı davacı ise kıdem tazminatı alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, her iki davanın da kabulüne karar vermiştir.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davacının davalı şirkette ilaç mümessili olarak çalıştığını, davacı işçi tarafından yıllık ücretli izin hakkı kullandırılmadığından iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini iddia ederek bir kısım işçilik alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedidiği, davacının diğer taleplerine ilişkin alacakları da olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, karşı davanın da kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Temyiz:

Kararı davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.

Gerekçe:

I-Davacı temyizleri yönünden;

1- Karşı dava yönünden,

Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir.

Dosya içeriğine göre davacı-karşı davalı aleyhine hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar karar tarihi itibari kesinlik sınırı kapsamında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427, 432. maddeleri uyarınca REDDİNE karar vermek gerekmiştir.

2-Asıl dava yönünden,

a-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

b-Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı ve yapmışsa miktarının ne olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği kabul edilmelidir.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.

Somut olayda davacının fazla çalışma ücreti prim alacaklarının fazla çalışma ücretini karşıldığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Ancak dairemiz fazla çalışma ücreti ile satıştan veya perormanstan elde edilen primin bir ilgisinin olmadığını kabul etmektedir. Davacının prim eklenmeksizin tespit edilen çıplak ücreti üzerinden fazla çalışma ücretinin hesaplanması gerekirken yukarıdaki gerekçeyle talebin reddine karar verilmesi isabetsizdir.

II-Davalı temyizleri yönünden;

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.

Somut olayda davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından mobbinge maruz kalma, 2012 yılı izninin verilmemesi ve işçilik alacaklarının ödenmemesidir.

Dosya içeriğine göre davacının mobbingi ispatlayamadığı ve ücretsiz izinde geçirdiği süreler sebebiyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 54 ve 55. maddeleri gereğince 2012 yılı iznine hak kazanamadığı, ayrıca davacının hak kazanamadığı izin için kullanmak istediği tarihten dört gün önce davalıya izin talep dilekçesi vermesi karşısında davalının izin kullandırmamasının davalı işverenin yönetim hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından belirtilen sebepler itibariyle davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği kabul edilemez. Bu noktada mahkemece davalı işverenin eşit işlem borcuna aykırı davranıldığı gerekçesine dayanılsa da taraflar ve mahkeme fesih sebebi ile bağlı olduğundan mahkemenin bu gerekçesi de yerinde değildir.

Diğer taraftan davacı temyizi yönünden yapılan bozmaya göre davacının fazla çalışma ücreti alacağının olduğunun belirlenmesi durumunda davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğinin kabulü aksi durumda davacının haksız feshi sebebiyle kıdem tazminatının reddi gerekmektedir.

Bu esaslara aykırı olacak şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.

Sonuç:

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 16.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.