Emsal Karar
"Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır."
"Bu emsal karar, fazla mesai ücreti ihtilaflarında ispat yükünün kural olarak işçide olduğunu belirtirken, işverenin usulüne uygun düzenlediği imzalı bordroların hukuki gücünü pekiştirerek işverenin elini güçlendirmektedir. İşçi, imzaladığı ve ihtirazi kayıt düşmediği bir maaş bordrosunda belirtilenden daha fazla mesai yaptığını iddia ediyorsa, bunu sadece tanık beyanlarına dayanarak değil, mutlak surette yazılı ve geçerli bir evrakla ispatlamak zorunda bırakılarak belgesiz iddiaların önüne geçilmektedir."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/23973 E. 2020/10028 K.
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 24.09.2012-28.01.2015 tarihleri arasında servis şoförü olarak çalıştığını, iş akdinin hiçbir neden gösterilmeden haksız olarak feshedildiğini, iş yerinde davacıya mobbing uygulandığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili,davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı, uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Somut olayda, davacı fazla mesai iddiasının ispatında tanık deliline dayanmış olup, davalı tarafından davacıya ait giriş çıkış kayıtları ve imzalı puantajlar dosyaya sunulmamıştır. Davacı tanıklarının beyanları ve davacının yaptığı iş bir arada değerlendirildiğinde her ne kadar davacının 07:00 18:00 saatleri arasında çalıştığının kabulü ile hesaplama yapılmış ise de bu tespit dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacı tanıkları beyanlarında davacının 05:00 veya 05:30 gibi servise başladığını ve çalışmasının 20:00,21:00 veya 22:00 saatlerine kadar devam ettiğini, davacının servis dışında bir takım taşıma işleri ve temizlik işlerine de yardım ettiğini belirtmişlerdir. Hal böyle olunca davacının davalı iş yerinde 05:30-20:00 saatleri arasında çalıştığının kabulü dosya kapsamına uygun olacaktır. Bu durumda Mahkemece yapılması gereken davacının fazla mesai alacağını 05:30-20:00 saatleri arasında çalıştığının kabulü ile hesaplamak alacağın tanık deliline dayandığı gözetilerek uygun bir indirim yaparak sonuca gitmektir.
3-Taraflar arasında bir diğer uyuşmazlık davacı işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı Kanun'un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde, hakimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup, madde uyarınca, hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafından davacının imzasını taşıyan yıllık izin talep dilekçeleri sunulmuş olup bu belgelere itibarla davacının 14 gün yıllık izin kullandığı kabul edilerek karar verilmiş ise de bu belgeler yıllık izin talebini içerir mahiyette olup,talep edilen yıllık izilerin kullanılıp kullanılmadığı hususunda kanaat oluşturucu mahiyette değildir. Hal böyle olunca, hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında davacı asil duruşmaya çağrılarak söz konusu izin talep dilekçeleri gösterilip, bu talep dilekçelerinde belirtilen günlerde izin kullanıp kullanmadığı sorularak sonuca gidilmelidir. Bu hususun gözetilmemesi hatalı olup bozma sebebidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 30.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.