Emsal Karar
"davacının izinli ve raporlu olduğu dönemler tespit edilerek fiili olarak çalışmasının bulunmadığı zamanlar hesaplama dışında bırakılmak suretiyle fazla çalışma alacağının hesaplanması gerekirken hatalı ve eksik değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir."
"Bu emsal karar, iş hukukunda fazla mesai ücretlerinin hesaplanmasında fiili çalışma unsurunun mutlak surette aranması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. İlgili hükme göre, işçinin doğum izni, yıllık izin veya sağlık raporu gibi sebeplerle eylemli olarak işbaşında bulunmadığı günlerin fazla çalışma hesabına dahil edilmesi hukuken mümkün değildir. Bu kural, özellikle hatalı veya eksik hazırlanan bilirkişi raporlarına itiraz süreçlerinde işverenin elini önemli ölçüde güçlendirmekte olup, çalışılmayan dönemlerin varsayımsal olarak mesaiye eklenmesini engelleyerek işveren üzerindeki haksız maddi yükün önüne geçmektedir."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/9983 E. 2013/18854 K.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının davalı işyerinde kişisel bankacılık portföy yönetmen yardımcısı olarak çalışmakta iken haftalık çalışma süresinin üzerinde çalıştığını, ancak fazla çalışma ücretinin eksik ödendiğini, işyerinde yoğun psikolojik baskı uygulandığını, şube müdürü tarafından kırıcı ve rencide edici ifadeler içeren mailler ve gün içerisinde yapılan toplantılar ile baskı altına alındığını, e-mail içeriklerinden mobbing uygulandığının anlaşıldığını, bu nedenlerle haklı gerekçelerle iş sözleşmesini 4857 sayılı Kanunun 24/2-e bendi gereği haklı nedenle feshettiğini belirterek kıdem tazminatı ile fazla çalışma alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı vekili ise davacının haftalık 45 saati aşan süreyle çalışmasının öncelikle insan doğasına aykırı olduğunu, tüm çalışanların haklarının kuruşuna kadar ödendiğini, dolayısıyla yaptığı fazla çalışma ücretlerinin de ödendiğini, bordrolar getirtildiğinde tamamının ödendiğinin görüleceğini, mobbing iddiasının da doğru olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının kanıtlanmış fazla çalışmalarına karşılık ücretinin ödenmediği anlaşıldığından davacı tarafından yapılan feshinin haklı nedene dayandığı
gerekçesiyle kıdem tazminatı ile fazla çalışma alacağı hüküm altına alınmıştır.
Taraflar arasında fazla çalışma alacağı bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur.
Davacı, dava dilekçesi ekinde sunduğu şube açılış ve kapanış ve fazla mesai formu başlıklı belgeler ile haftalık 45 saati aşan şekilde çalıştığını ancak fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini iddia etmiştir.
Davalı ise fazla çalışma ücretlerinin ödendiğini savunmuştur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının haftanın 5 günü 09.00-18.30 saatleri arası 9,5 saat çalışmadan 1 saat ara dinlenme düşülerek günlük 8,5 saat fiili çalışma ile haftanın 5 günü 42,5 saat çalışma; Cumartesi günü ise 10.00-15.00 saatleri arası yarım saat ara dinlenme ile 4,5 saat olmak üzere haftalık 47 saat çalıştığı ve böylece 2 saat haftalık fazla çalışmasının bulunduğu belirtilerek hesaplama yapılmıştır.
Mahkemece, bilirkişi raporu hükme esas alınarak fazla çalışma alacağı hüküm altına alınmıştır.
Ancak mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Özellikle davacının 01.09.2009-25.01.2010 tarihleri arasında doğum izni kullandığına dair izin formu dikkate alındığında bu dönemde fiili olarak çalışması bulunmadığı halde fazla çalışma alacağı hesaplandığı görülmekle, davacının izinli ve raporlu olduğu dönemler tespit edilerek fiili olarak çalışmasının bulunmadığı zamanlar hesaplama dışında bırakılmak suretiyle fazla çalışma alacağının hesaplanması gerekirken hatalı ve eksik değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.