Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2014/14154 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire9. Hukuk Dairesi
Esas No2014/14154
Karar No2015/16777
Tarih07.05.2015

"Belirtmek gerekir ki, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Kararı gereğince bozma nedenidir."

"Bu hüküm, yerel mahkemenin açıkladığı ilk karar ile sonradan oluşturduğu gerekçeli karar arasında beliren herhangi bir çelişki veya belirsizlik durumunun yargılama hukuku açısından doğrudan ve kesin bir bozma sebebi oluşturduğunu içtihatlarla sabitlemektedir. Mahkemenin hüküm fıkrasındaki dikkatsizliği, kimin neyden sorumlu olduğu konusundaki muğlak ifadeleri veya sehven yaptığı hatalar nedeniyle mağdur olan tarafın, davanın esasına girilmesine dahi gerek kalmadan salt bu usul hatasına dayanarak dosyayı Yargıtay'dan döndürmesine imkan tanır ve adil yargılanma hakkını güçlendirir."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2014/14154 E. 2015/16777 K.

İŞ MAHKEMESİ

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, işverenin kendisine hakaret edip aşağıladığını, baskı ve yıldırma çabalarının sonlandırılması isteği kabul edilmeyince, mobbing nedeniyle haklı olarak iş akdini feshetmek zorunda kaldığı iddiasıyla manevi tazminat alacağına hükmedilmesini istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalılar, iddiaların yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak isteği kısmen hüküm altına almıştır.

D) Temyiz:

Kararı davalılar avukatı temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

Mahkemece, iki davalı olduğu halde tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında davalıdan tahsili şeklinde hüküm fıkrası oluşturulduğu, gerekçe kısmının son paragrafında ise; davalılardan.... aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerekirken sehven davalıdan tahsili şeklinde hüküm kurulduğu belirtilerek gerekçe ile hüküm fıkrasındaki belirsizlik giderilmeye çalışılmıştır.

HMK.’nun 298/2 maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması, tefhim edilen kısa karara aykırı olmaması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Asıl olan tefhim edilen kısa karardır. Gerekçeli kararın kısa karara uygun olmaması, çelişki yaratır ve gerekçeli kararın yok hükmünde olduğu anlamına gelir. Belirtmek gerekir ki, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Kararı gereğince bozma nedenidir.

Mahkemece, gerekçede “….Kısa kararda, davalı.... aleyhine ikame olunan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerekirken, sehven ‘davalıdan tahsili’ şeklinde hüküm tesis edilmiştir…” denilerek davalı.... hakkındaki davanın reddedildiği belirtilmiş ise de; tefhim edilen kısa kararda hüküm altına alınan alacakların hangi davalı hakkında olduğu belirtilmeden “davalıdan tahsili” şeklinde karar verilmesi hüküm ve gerekçe çelişkisi oluşturduğundan kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir.

F) Sonuç:

Açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.