Emsal Karar
"Dairemizin ve YHGK. 'nun yerleşik kararlarında da belirtildiği gibi, bozulan karar, sonradan verilen kararın eki niteliğinde değildir. Hüküm bozulmakla tamamen ortadan kalkar. Bozma üzerine yapılan yargılama sonunda HMK. nun 297. maddesine uygun şekilde hüküm kurulmalıdır."
"Bu emsal karar, Yargıtay tarafından bozulan bir yerel mahkeme kararının hukuki varlığını tamamen yitirdiğini ve yeni kurulacak hükmün eski kararı tamamlayıcı nitelikte olamayacağını kesin olarak kurala bağlamaktadır. Özellikle bozma kararı sonrasında yerel mahkemenin eksik inceleme yapması veya daha önce hükmedilmiş alacakları yeni kararda tekrar yazmayı ihmal etmesi durumunda, bu eksiklik başlı başına usuli bir bozma nedeni sayılarak davasını takip eden tarafın elini güçlendirecektir. İşçi veya işveren fark etmeksizin, bozma ilamına uyularak yapılan yeni yargılamada tarafların tüm taleplerinin baştan değerlendirilip usul kanununa uygun ve eksiksiz bir şekilde hüküm altına alınmasını güvence altına alır."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/20111 E. 2017/9868 K.
MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti ve prim alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı; davalı işyerinin Maslak ofisinde 25.10 2009-31.07.2012 tarihleri arasında Ofis Malzemeleri Satış Uzmanı olarak kesintisiz, kısmen maaş kısmen prim usulü şeklinde çalıştığını, ücretinin her ay değiştiğini, son donemde ücretin 1.500-1.700 TL arası olduğunu, Aralık 2011’den beri prim hak edişlerini alamadığını, fazla çalışmasına rağmen fazla mesai ücreti alamadığını, davalı şirketin işçilere mobbing uygulamak suretiyle işçileri işten çıkmaya zorlamaya başladığını ve sonunda davacının işten atılmak suretiyle istifa etmiş gibi gösterildiğini, işten ayrılmadığını, davalı şirketçe çıkarıldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai ve prim alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı; davacının davalı şirket nezdinde 25.10.2009 tarihinde çalışmaya başladığını, hizmet akdinin istifa neticesinde 31.07.2012 tarihinde son bulduğunu, kıdem ve ihbar tazminatı alacağının olmadığını, işyerinde fazla mesai yapılmadığını, davacının tüm ücret, hak ve alacaklarının kendisine ödenmiş olduğunu, düzenlenen maaş bordrolarının herhangi bir itiraz gösterilmeden davacı tarafından imzalandığını, ödemelerin davacının banka hesabına yapıldığını, davacının fesih sebebiyle de ibraname imzalayarak işverene teslim ettiğini, davacının hizmet akdinin istifa ile feshine müteakip 2012 Temmuz dönemi bordrosunun imzalanmadığını, ancak tahakkuk eden prim ücret ve alacaklarının banka hesaplarına ödenmiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemenin ilk kararı Dairemizin 23.06.2016 tarihli 2014/32599 Esas, 2016/15222 Karar sayılı ilamı ile "... davacının kıdem ve ihbar tazminatları taleplerinin reddi gerekirken gerekçesi dahi açıklanmadan kabulünün hatalı olduğu " gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda davacının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiş, diğer talepler hakkında hüküm kurulmamıştır.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Gerekçeli karar başlığında dava tarihinin 02.10.2012 yerine 03.08.2016 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olduğundan bozma sebebi yapılmamıştır.
2- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve kararın bozmaya uygun olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Dairemizin ve YHGK. 'nun yerleşik kararlarında da belirtildiği gibi, bozulan karar, sonradan verilen kararın eki niteliğinde değildir.
Hüküm bozulmakla tamamen ortadan kalkar. Bozma üzerine yapılan yargılama sonunda HMK. nun 297. maddesine uygun şekilde hüküm kurulmalıdır.
Bu nedenle Mahkemece ilk karar da davacı lehine hükmedilen ücret prim alacağının ve fazla çalışma alacağının hüküm altına alınmaması ve davacının talep ettiği tazminat ve ücret alacaklarından, takdiri indirim nedeniyle reddedilen kısım hariç olmak üzere, reddedilen miktar 10.181,19 TL. olup karar tarihi itibariyle davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken fazla vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş davacının tüm talepleri hakkında HMK. nun 297. maddesine uygun şekilde hüküm kurmaktır.
Yeniden kurulacak hükümde vekalet ücretleri, yargılama giderleri ile karar-ilam harcının değişeceği de gözden kaçırılmamalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin temyiz harcının ilgilisine iadesine, 06.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.